Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/9600 E. 2023/4318 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9600
KARAR NO : 2023/4318
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı

Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 2021/157 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.04.2022 tarihli ve 2021/27712 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/62106 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/62106 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki ve anılan Kanun’un 195 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, atılı suça ilişkin olarak sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2021 tarihli ve 2020/42492 Soruşturma, 2021/2468 Esas, 2021/2063 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmıştır.
B. Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 2021/157 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararı ile; sanık savunması alınmadan, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
C. 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, (05.04.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’un 20 inci maddesi ile değişik) “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki ve anılan Kanun’un 195 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, atılı suça ilişkin olarak sanığın savunması alınmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Kabule göre de;
Sanığın 12.09.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanığın 03.03.2020 tarihinde yeniden aynı nev’i suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak 11.11.2020 tarihli ve 2018/42501 Soruşturma, 2020/9465 Esas, 2020/392 sayılı iddianame ile Büyükçekmece 1. Çocuk Mahkemesine kamu davası açıldığı, incelemeye esas karara konu suç tarihinin 05.10.2020 olduğu, her iki eylemin 11.11.2020 tarihli iddianameden önce işlenmesi nedeniyle eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı, eylemlerin bir suç işleme kararı kapsamında işlenip işlenmediğinin ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi için davaların birleştirilmesine karar verilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi de Kanun’a aykırıdır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 2021/157 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.