YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7418
KARAR NO : 2023/693
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 70 yaşın üzerinde olduğunu ve okuma yazma bilmediğini, iyi işitmediğini, fiil ehliyetini haiz olmadığını, davalı oğlu …’nın hilesi ile 897 ada 36 parsel sayılı taşınmazını davalıya temlik ettiğini, kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini, yapılan işlemde iradesinin sakatlandığını ileri sürerek, tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu yerin yarı payını 18.10.1994 yılında yaptıkları sözleşme ile babasından satın aldığını, taşınmaz üzerindeki binayı babası ile birlikte yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu taşınmazı davalıya satması için herhangi bir nedenin olmadığı, her ne kadar Adli Tıp Raporuna göre fiil ehliyetini haiz olsa da, raporda davacının işitme güçlüğü yaşadığı, iletişimin zor kurulduğu, davacının satış tarihindeki yaşı da gözetildiğinde aldatılmaya elverişli olduğu, dava konusu temlik işleminin taraflar arasında yapılan 1994 tarihli sözleşme ve Ereğli 3. Noterliği’nin 18.06.2013 tarih 1464 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vasiyetnamesine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davacının okuma yazma bilmediği, fiil ehliyetini haiz olmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, zira dinlenen tanık beyanlarından, okuma yazma bildiğini, alınan Adli Tıp Raporuna göre de fiil ehliyetini haiz olduğunu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğunu, taşınmazın bedeli ödenerek satış suretiyle temlik edildiğini, işlemin resmi memur önünde usule uygun olarak gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında yapılan 18.10.1994 tarihli sözleşmede davaya konu taşınmaz üzerine ortak ev yapma kararı aldıkları, evin yapım masraflarının yarı yarıya karşılandığı, taşınmaz zeminin davacıya ait olduğu ancak tarafların ölümü sonrası yarısının davalı oğluna ait olacağı ve mirasçıların hak iddia etmeyeceğinin belirtildiği, davacının noterden yaptığı vasiyette taşınmazın üzerinde kendisince yapılan evin dava dışı kızına kalması yönünde vasiyette bulunduğu, ancak taşınmazın tamamını vasiyet etmediği, davacının Adli Tıp Kurumu raporuna göre işitmede zorluk yaşadığı, dinlenen tanık beyanlarından davacının taşınmazın yarısını temlik etme iradesi ile hareket ettiği, davalının davacının az okuma yazma bilmesi ve işitme güçlüğünden yaralanarak suskun kalmak suretiyle davacıyı hileye düşürerek taşınmazın tamamının adına tescilini sağladığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesince davacının iradesinin sakatlandığının kabul edildiğini iradenin bölünmezliği gereği, reddedilen 63.095 m2 lik kısım yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili, davacının okuma yazma bilmediği, fiil ehliyetini haiz olmadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, zira dinlenen tanık beyanlarından okuma yazma bildiğini, Adli Tıp Raporuna göre de fiil ehliyetini haiz olduğunu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğunu, taşınmazın bedeli ödenerek satış suretiyle temlik edildiğini, ayrıca 1 yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 10. maddesine göre, “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.”, TMK’nın 14. maddesine göre, “Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.”, TMK’nın 16/1. maddesine göre, “Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazandırmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu … gerekli değildir.”
2.TMK’nın 405. maddesine göre, “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.”
3.Bilindiği üzere, “hile”(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 36/1. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun(BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf bu hakkını kullanarak hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 39. maddesi hükmüne göre aldatma (hile) iddialarının aldatmayı öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi zorunludur. Hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereklidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, davalıdan harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.