Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/10228 E. 2023/4565 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10228
KARAR NO : 2023/4565
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Beraat
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı

… 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2018 tarihli ve 2017/710 Esas, 2018/404 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesi uyarınca verilen sanığın beraatine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 10.04.2018 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.05.2022 tarihli ve 2022/5267 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/73168 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/73168 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Şüpheli hakkında, 08.03.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.04.2016 tarihli ve 2016/11584 soruşturma, 2016/193 sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince “ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır” düzenlemesi karşısında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, tebliğ tarihinde cezaevinde bulunan şüpheliye 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına uygun olarak “okunup anlatılmak suretiyle” tebliğ edilmemesi nedeniyle şüpheliye yapılan tebligatın usülsüz olduğu ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında 08.03.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2016 tarihli ve 2016/11584 soruşturma, 2016/193 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin

“7 gün” olarak gösterildiği, karar şüpheliye bulunduğu ceza ve infaz kurumunda 06.04.2016 tarihinde tutanakla tebliğ edilerek infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak … Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2017 tarihli ve 2016/11584 Soruşturma, 2017/2732 Esas, 2017/2179 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. … 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2018 tarihli ve 2017/710 Esas, 2018/404 Karar sayılı kararı ile, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında 09.03.2016 ile 17.03.2017 tarihlerinde başka bir suç nedeniyle tutuklandığı gerekçesiyle unsurları yönünden oluşmayan suçtan sanığın beraatine, denetimli serbestlik tedbirinin kaldığı yerden devamına karar verildiği, Anlaşılmıştır.
D. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin “15 gün” yerine “7 gün” olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde “7 gün” olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi,
… Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.04.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar … H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla 06.04.2016 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince serbest olmayan sanığa tebliğ edilen kararın kendisine okunup anlatılması gerektiği, somut olayda ise kararın sanığa anılan Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığı ile “okumak/almak suretiyle” tebliğ edildiği, ancak anılan düzenleme uyarınca tebliğ edilen kararın sanığa anlatıldığına dair bir bilginin yer almaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın sanığa tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu hâliyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği,
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasınınn ertelenmesine karar verilir.”, aynı maddenin üçüncü fıkrasında “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve dördüncü fıkrasının (a) bendinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması …hallerinde verilir.” şeklindeki ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
Mahkemesince açılan kamu davasında, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile beraat kararı verilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmesi gerektiği, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanık hakkında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğine ilişkin şekil şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi halinde aynı suçtan tekrar kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 sayılı Kanun’un 223 ücü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “kamu davasının durmasına” karar verilerek kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesi ve dosyanın kesin olarak sonuçlandırılması ve davanın esasını çözen beraat kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine, denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesine karar verilerek hükmün karıştırılması, Kanun’a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2018 tarihli ve 2017/710 Esas, 2018/404 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının ( c ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.