YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3719
KARAR NO : 2023/986
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2021/1510 Esas, 2021/1406 Karar sayılı kararının, sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Temyiz incelemesine konu gerekçeli kararın, kamu davasına katılan sıfatı ile taraf olup hükmü temyize hak ve yetkileri bulunan katılanlar …, … ve … adına tebliğe çıkarıldığı ancak söz konusu tebliğ işlemlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Şöyle ki katılanlar Sultan ve … yönünden; 7201 sayılı Kanun’un “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci ve fıkralarına göre;
“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”
Mezkûr hüküm gereği yapılan inceleme neticesinde adı geçen katılanlar adına gerekçeli kararın, doğrudan Merkezî Nüfus İdaresi Sisteminde (MERNİS) kayıtlı olan adresleri esas alınmak suretiyle ve MERNİS şerhleri düşülerek tebliğe çıkarıldığı, tebligat mazbataları üzerine; “Hanenin kapalı olması tebliğ adresinde kimsenin bulunmaması üzerine gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup tebliğ imkânsızlığı nedeniyle TK. 21/2 maddesi gereği ilgili Mahalle Muhtarına …” tebliğ evrakının bırakıldığının şerh düşüldüğü belirlenmiştir.
7201 sayılı Kanun’un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca çıkarılan tebligatların bilâ tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un aynı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca MERNİS adresi esas alınarak tebliğ yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir.
Katılan … yönünden ise ilgili tebligat mazbatasına; “Muhatabın o anda evde bulunmaması sebebiyle …” şeklinde şerh düşüldüğü; ancak, 7201 sayılı Kanun’un “Tebliğ mazbatası” başlıklı 23 üncü maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen; “21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama … sebebi,” şeklindeki hususun tebligat mazbatasında belirtilmediği, ilgili kısmın boş bırakıldığı bu itibarla adı geçen katılanın adreste bulunmama sebebinin geçici ya da daimi bir nedene dayanıp dayanmadığının denetlenemediği, bu neden katılan adına çıkarılan tebligatın usûlüne uygun olmadığı belirlenmiştir.
Buna göre, inceleme konusu gerekçeli kararın adı geçen katılanlara usûlüne uygun şekilde tebliği ile tebliğ ve tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmeleri durumunda temyiz dilekçelerinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz sebepleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 13.03.2023 tarihinde karar verildi.