Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/5388 E. 2006/8254 K. 13.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5388
KARAR NO : 2006/8254
KARAR TARİHİ : 13.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 23.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili ve katılan … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.06.2006 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … … ve … vekili Av. … ile karşı taraftan Hazine vekili Av. … … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 1154 parsel sayılı 12344 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … adına tespit edilmiş, kadastro mahkemesinde görülen ve Hazinenin de katılan sıfatıyla yer aldığı, dava sonunda mahkemenin 04.05.1994 gün ve 1991/325-2182 sayılı kesinleşen kararı ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş, davacı hak düşürücü süre içerisinde … 1277 tarih 644 numaralı tapu kaydına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmış, mahkemece davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ilişkin 18.03.2002 günlü hükmün Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 11.07.2002 gün ve 2002/9008-8596 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: “Yapılan keşifte dayanılan tapu kaydının nizalı taşınmaza ait olduğu bildirilmiş ise de, bilirkişi raporunun gerekçeden yoksun ve yetersiz olduğu, bu nedenle yaşlı yerel bilirkişiler marifetiyle ve … memuru huzuruyla yeniden yapılacak keşifte tapu kaydının uygulanması, bilirkişi beyanlarının gerçeğe uygun olup olmadığının kontrolü için komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılması, … memurundan keşfi izlemeye yeterli rapor ve kroki alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Bozmadan sonra … taşınmazı … …’dan satın alan … …’dan 05.09.1999 tarihli harici satış sözleşmesi ile devraldığını ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda davacı ve katılan gerçek kişinin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve katılan gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunduğu, … idaresinin tapuya dayanarak 1942 tahdidine yaptığı itirazın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarih 200 sayılı hakem sıfatıyla verdiği kararı iptal edilmişse de, sözü edilen iptal kararının sadece vakfın tapuda kayıtlı taşınmazlara ilişkin olup, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında yapılan makiye ayırma işleminde kısmen makiye konu edildiği, 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonunca ilkin 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, daha sonra 1942 orman kadastrosunun Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih ve 208 sayılı karar ile iptal edildiği ve taşınmazın makiye ayrılan yerlerden olduğu tartışılarak yeniden yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, sonra yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarında durumun değişmediği belirlendiği, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin ikinci orman kadastro niteliğinde olup, yok hükmünde bulunduğu, makiye ayrılan bölüme ilişkin özel yasalar gereğince oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, tapu kaydı taşınmaza yöntemine uygun şekilde uygulanmadığı, taşınmaza uyduğu kabul edilse bile kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının hukuki değerlerini kayıp edeceği, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin kadastro mahkemesinin 04.05.1994 gün ve 1991/325-2182 sayılı kesinleşen kararında dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gibi kişi yararına zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığının belirlendiğine, taşınmazın orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman Yönetimi yada Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 450.00.-YTL. vekalet ücretinin temyiz davacı ve katılan gerçek kişilerden alınarak davalı Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine 13/06/2006 günü oybirliği ile karar verildi.