Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/12838 E. 2008/18522 K. 25.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12838
KARAR NO : 2008/18522
KARAR TARİHİ : 25.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … İLÇESİ, … Köyü … mevkiinde bulunan 2596 m2 yüzölçümlü taşınmazın 1988 yılında yapılan kadastro sırasında 1048 parsel numarası verilen tespit tutanağı düzenlenen ancak yapılan işlemin ikinci kadastro olması nedeniyle kadastro mahkemesi kararı ile tutanağı iptal edilen taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 1964 yılından beri … sıfatıyla kullanıldığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 12/01/2005 tarihli bilirkişi krokisinde gösterilen 2596 m2 taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.01.2007gün ve 2006/17257-928 sayılı kararıyla ve özetle (Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de, taşınmazın 1952 yılında kesinleşen arazi kadastrosunda hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, orman olduğu belirlenerek tespit dışı bırakılan taşınmazın orman olmadığı, ancak yörede 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar hükümleri gözetilerek yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde kabul edilebileceği, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden o tarihe kadar süren zilyetliğe değer verilemeyeceği (H.G.K.’nun 18.02.1998 gün, 1998/8-15 E.- 1998/129 K. ve 2000/8-1264 E.- 2000/1250 K.sayılı ve 24.10.2001 gün, 2001/8-964 E.- 751 K., 2004/8-242 E.- 2004/292 K. sayılı kararları), Mahkemece anılan yönlerin araştırılması ayrıca, taşınmazın bulunduğu yere ait memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle niteliğinin ve konumunun … parsellerle birlikte belirlenmesi, taşınmazın orman içi açıklığı olup olmadığının da saptanması) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, Hazine 23.06.2008 tarihli dilekçesiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olması nedeniyle M.Y.’nın 713/6. maddesi gereğince Hazine adına orman niteliğiyle tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen KABULÜNE ve 01.08.2008 tarihli bilirkişi rapor krokisinde (b) ile gösterilen 1040,97 m2 bölümünün davacı adına, aynı bilirkişi raporunda (C) ile gösterilen 1488,94 m2 bölümün de Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.

-2- 2008/12838 – 18522
Taşınmazların bulunduğu yerde 1952 yılında yapılan ve 07/02/1953 – 07/03/1953 tarihleri arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu işleminde çekişmeli taşınmaz tespit harici bırakılmıştır. Daha sonra tespit harici kalan taşınmazlar hakkında 1988 yılında yapılan ek arazi kadastrosunda, 1048 parsel numarası verilerek, kadastro tespit tutanağı düzenlenmiş ise de, kadastro mahkemesince yapılan işlemin ikinci kadastro olduğundan tüm sonuçlarıyla birlikte HÜKÜMSÜZ sayılarak iptaline karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın bir bölümünün eğiminin % 15-20 olup, eski tarihli memleket haritasında çalılık olduğu, bir kısmının ise daha düşük eğimde olduğu bildirilmiştir. 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinin karşı kavramından … ve funda ile kaplı olan ve orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerler orman sayılır. Yine 11.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 20/p maddesi; eğimi % 12’yi geçen yerlerin orman sayılacağını ve 26/j maddesinde “Orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağını” öngörmektedir. Taşınmazın bulunduğu yerlerin eğiminin % 12’den … olması bu olguyu değiştirmez.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Büyüktüysüz Köyünde genel arazi kadastrosunun 1953 yılında 5602 sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğü sırasında yapıldığı, kadastro sırasında taşınmazın tesbit dışı bırakıldığının tartışmasız olduğu, burada halledilmesi gereken sorunun kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hangi vasıfla tesbit dışı bırakıldığı hususu olduğu,
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanların tesbit dışı bırakıldığı, bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekiplerinin ormanların kadastrosunu yapmadığı, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtların, birliğin tapu kütüğüne aktarılması ile yetinildiği, bölgede orman tahdidinin yapılmadığı durumlarda ise; arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılmasının Orman Yönetiminden istendiği, Yönetimin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekiplerinin bu sınırlamayı esas almak suretiyle kadastro çalışmalarını yürüttüğü, bu uygulamanın yukarıda da belirtildiği üzere 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürüldüğü, 3402 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra ise anılan kanun’un 4. maddesi gereğince işlem yapıldığı, her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekeceği, bu nedenle dava konusu somut olayın 5602 sayılı Kanun hükümleri gereğince irdelemesinin yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesinin zorunlu olduğu, 1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla, bu taşınmazın etrafında bulunan arazi bölümlerinin aynı şekilde tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın güneyindeki arazi bölümünün ise … arazisi niteliğiyle zilyetleri adına tesbit ve tescil edildiği, yörede dava tarihine kadar henüz orman kadastrosunun yapılmadığı, çekişmeli taşınmazın orman alanları ve toplu … alanlarına göre konumu, orman ile arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü gerekeceği, her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar-ihyayı gerektirecek nitelikte … veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacıya irsen intikal … 30-40 yıldır kullanıldığını ifade etmişler ise de; bir kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, zemine ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği, taşınmaz üzerindeki meyve ağaçlarının en büyüğünün 20 yaşında olması ve 1956 tarihli memleket haritasında çalılık sembollü yeşil alanda işaretlenmesi nedeniyle, taşınmazın öncesinin orman olmadığının bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekeceği, ancak davacı tarafın taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamadığı, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesinin “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” hükmü gereğince, zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olmasının o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına

-3- 2008/12838 – 18522

gelmeyeceği, toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığı (Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2002 gün ve 2002/8-183-18712.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 Sayılı kararları), o halde, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı gözönünde bulundurularak gerçek kişinin davasının reddine, Hazinenin karşı davasının kabulüyle çekişmeli taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ve itiraz eden davacı sıfatını taşıyan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre Hazinenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 25.12.2008 günü oybirliği ile karar verildi.