YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9751
KARAR NO : 2023/479
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kendini savunamayacak akrabayı öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli ve 2021/163 Esas, 2022/97 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kendini savunamayacak akrabayı öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri, 53 üncü maddesinin binci fıkrası, 54 üncü maddesi birinci ve 63 üncü madde birinci fıkrası uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/639 Esas, 2022/869 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Eksik incelemeye,
2. Sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3. Maktulun olay sırasında uyanık olması nedeniyle suç vasfının hatalı belirlendiğine,
4. Takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
5. Katılan Kurum lehine hükmedilen vekalet ücretine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile maktulün resmi nikahla evli oldukları, aralarında olay tarihinden önce de geçimsizlik bulunduğu, maktulenin şikayeti üzerine sanık hakkında 6284 sayılı Kanun gereği koruma tedbir kararı verildiği, sanığın bir süre evden ayrıldıktan sonra geri dönüp maktule ve çocukları ile yaşamaya başladığı, olay günü sanığın oğlu Cevher işe gittikten sonra evde bulunan ve ağırlık çalışmasında kullanılan dambıl diye tabir edilen ağırlık aletini takılı olmayan çubuk kısmını eline alıp yatak odasına gittiği ve o esnada uyumakta olan maktulenin kafasına dambılın demir çubuk kısmı ile birkaç defa vurarak maktulü öldürdüğü kabul edilmiştir.
Suç vasfına ilişkin; sanığın kollukta alınan ifadesinde maktul uykudayken vurup darp ettiğini beyan ettiği, savcılık huzurunda, sorgu hakimliğinde ve kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında ise maktulun uyanık olduğu, telefonda birşeyler izlediğini, maktul ile tartışması üzerine maktule vurup ölümüne neden olduğunu beyan ettiği ancak olay yerinde maktule ait telefonun kılıfı içerisinde yatağa uzak mesafede şifoniyerin üzerinde bulunduğu, yine telefona ait kulaklığın yatağın yanındaki etejerin üzerinde olduğu, buna göre olay esnasında maktulenin telefon kullanmadığı ve uykuda olduğunun anlaşılacağı sanığın bu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik, soyut genel geçer ifadeler olduğundan beyanlarına itibar edilmemiştir.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı haksız tahrik altında işlediğini ikrar etmiştir.
3. Tanıklar ….,….,….,.’nın ve olaya ilişkin bilgi sahibi olan katılan …. ile mağdur ….’nin beyanlarının dosya içeriğinde olduğu görüldü.
4. İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 15.04.2021 tarihli raporunda;
“Solda belirgin bilateral periorbital ekimoz, sol orbita dış yandan frontotepmorale uzanan içerisinde kemik fragmanları ve serabral beyin dokuları görülen 11 cm.’lik sol temporal saçlı deride kulağın 1 cm. üstünde kenarları 1 cm.’lik U şeklinde, verteks solunda içerisinde kemik doku görünen 6 cm.’lik ve hemen arkasında l şeklinde 3 cm.’lik, burun kökünde 1 cm.’lik, üst dudak dış kenraında 1 cm.’lik laserasyon, dudak iç yüzünde 3×2 cm.’lik yırtık, üst dişte kırık, sol kulak arkasında ekimoz ile ellerine siyah mürekkep bulaştığı görüldü,
Kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku hasarı sonucu meydana geldiği” şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
5. Olay yerinde yapılan incelemeye istinaden düzenlenen 22/02/2021 tarihli olay yeri inceleme raporu, … 1. Aile Mahkemesi tarafından 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen 21.01.2021 tarih ve 2021/439 Değişik İş sayılı koruma kararı ve tedbirinin kaldırılması talepli 27.01.2021 tarihli, 6284 sayılı Yasa gereğince mağdur izleme ve kontrol tutanağı, Whatsapp yazışmalarına ve telefon içeriklerine dair düzenlenen 05.03.2021 tarihli bilirkişi raporu dosya içerisinde mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
A. Eksik İnceleme
Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği, olay yeri inceleme tutanakları ile tanık beyanlarından sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile dosyada mevcut deliller ile hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Haksız Tahrik
Sanık aşamalarda eşi olan maktulle aralarında geçimsizlik olduğunu, maktulün onurunu zedeleyecek davranışlarda bulunduğunu, olayın önceki gecesinde de aynı nedenlerle tartıştıklarını ve maktulün bu davranışlarının kendisinde oluşturduğu hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suçu işlediğini belirttiği ancak bilgisine başvurulan ortak çocuklarının olay akşamında kavga veya tatışma olmadığına ilişkin beyanlarından öldürme eyleminin haksız tahrikten kaynaklanan ani tepki şeklinde gerçekleşmediği gibi haksız tahrik olarak iddia edilen eylemlerin öldürmeyi gerektiren boyutta bulunmadığı, dolayısıyla haksız tahrikte dengenin sanık lehine olmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Suç Vasfı:
Her ne kadar sanık aşamalarda değişen beyanıyla eylem sırasında maktulün uyanık olduğunu ve telefonuyla ilgilendiğini belirtmişse de soruşturma aşamasında kolluk huzurunda alınan ilk beyanında maktule vurduğunu belirttiği, olay yeri inceleme tutanağında maktule ait telefonun kılıfı içerisinde yatağa uzak mesafede şifoniyerin üzerinde bulunduğu, telefona ait kulaklığın ise yatağın yanındaki etejerin üzerinde olduğunun belirtildiği, bu haliyle sanığın olay sırasında maktulün telefonuyla ilgilendiğine ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmakla, Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 82 inci maddesinin birinci fıkrası (e) uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Takdiri İndirim
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu şekilde şekillenip şekillenmediği ve yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; “Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak,” şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdiri indirim sebebi uygulanmamasına karar verilmesi karşısında, dava dosyasında bulunan somut delillere aykırı şekilde savunmaları karşısında Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Vekalet Ücreti
5237 sayılı Kanun’un 324 üncü maddesi birinci fıkrası ve 325 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hususunda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/639 Esas, 2022/869 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy) (Karşı oy)
KARŞI OY
Aşağıda belirtilen sebeplerle Dairemiz onama kararına katılmamaktayız;
1.Sanık ve müdafii kovuşturma, istinaf ve temyiz aşamalarında, olayda haksız tahrik koşulları bulunduğundan temyiz sebebi olarak TCK’nin 29 uncu maddesinin uygulanmasını istemişlerdir. Gerekçeli kararda bu temyiz sebebine ilişkin hiçbir değerlendirme ve karşılamada bulunulmamıştır.
Kolluk tarafından tutulan 18.01.2021 tarihli tutanakta; … ve … ile görüşüldüğünde, ailevi sebeplerden aralarında tartışma çıktığını, karşılıklı hakarette bulunulduğunu belirttikleri, bildirilmiştir.
Sanığın polis tarafından alınan ifadesinde; eşinin kendisine “90 yaşında maymuna döndün, kendine bakmıyor musun?” şeklinde hakaret ve aşağılayıcı sözler kullandığını, söylemiştir.
Aslında, sanığın ilk kararı, kendisinin intiharına dair olup, çocuklarına yazdığı 14.02.2021 tarihli mesajında; maktulün kendisine karşı saygısız, münasebetsiz ve arsızca davranışlar gösterdiğini, kendisi babasız büyüdüğünden çocuğunun da yetim büyümesini istemediği için evliliği sürdürmek durumunda
kaldığını, bu nedenle cehennemvari bir hayatı sürdürmek zorunda kaldığını, hiçbir şiddet kullanmadığı halde eşinin kendisini evden uzaklaştırma kararı aldırdığını, bu olaydan sonra da kendisine “donuna kadar alırım” diye tehditte bulunduğunu beyan ederek, çocuklarına veda ettiği anlaşılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında, sanık ve müdafiinin usulüne uygun şekilde ileri sürdüğü temyiz nedenlerinin reddine dair gerekçe gösterilmesi temel ilke olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından sözleşmenin asgari standardı olarak kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, mahkumiyet kararında gerekçe göstermek temel haklardandır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik uygulamalarına göre gerekçeli karar hakkı, adil yargılanma hakkının bir unsuru olup, gerekçe olmaması veya yetersiz gerekçe, adil yargılanma hakkı ihlaline ilişkin sorun teşkil eder.
Anayasa’nın 36 ncı maddesi adil yargılama hakkını, 141 inci maddesi mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması gerektiğini düzenlemiştir. CMK’nin 34 üncü maddesinde, kararların gerekçeli olarak yazılacağı, CMK’nin 230/1. maddesinde mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, savunmada ileri sürülen görüşlere, delillerin değerlendirilmesine, reddedilen delillere ve ulaşılan kanaate yer verilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Belirtilen nedenlerle, sanığın tüm aşamalarda tahrik altında atılı suçu işlediğini savunduğu, ilk derece mahkemesince haksız tahrik sorununun ele alınmadığı, hukuki denetim yapan Dairemizin ilk derece mahkemesinin yerine geçerek haksız tahrik bulunup bulunmadığına dair gerekçe oluşturmasının usule uygun olmadığı gibi, sanığın haksız tahrike ilişkin dayanılan tüm söz ve hareketler belirtilmeden, yaptığı değerlendirmenin haksız tahrike ilişkin savunmayı karşılamaktan uzak olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, sanığın tüm aşamalarda, haksız tahrik altında atılı suçu işlediğini savunduğu, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda bu husus ele alınıp değerlendirilerek gerekçelendirilmediği, sanık ve müdafii bunu açıkça temyiz sebebi olarak gösterdiği anlaşıldığından, hükmün yetersiz gerekçe sebebiyle bozulması gerektiğinden, esastan red-onamaya dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.
2.Bir diğer temyiz nedeni TCK’nin 62 nci maddesinin uygulanmamasına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yasada yazılı ibareleri yazılarak TCK’nin 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanması talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararda geçen, failin geçmişi ve sosyal ilişkileri durumunun değerlendirilmesinde; sanık Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olup, bir özel bankadan emeklidir, 51 yaşında ve bir adet HAGB dışında sabıka kaydı bulunmamaktadır. Aile mahkemesince, sanığa ikametten uzaklaştırma talebi yerine, daha hafif tedbir olarak, eşine yönelik olumsuz şiddet ve davranışlarda bulunmama tedbir kararı verilmiştir. Bu durum, 26 yıllık evlilikleri boyunca daima iyi bir baba ve eş olmaya çalışan sanığın gücüne gitmiş, bunu hak etmediği bir davranış olarak değerlendirmiştir. Sanık, 3 çocuk babasıdır. Kendisi babasız yetiştiğinden,
çocuklarının anne ve babasız yetişmemesi için her türlü fedakarlıkta bulunmuştur. Çocuklarını eğitimli birey olarak topluma kazandırmıştır. Maktul ile telefon mesajları incelendiğinde, her şeye rağmen eşine karşı son derece nazik ve kibar davranmaktadır. Sanığın hiçbir kötü alışkanlığı olmayıp, evin bir odasında ahşap oyma işi yaparak hayatının kalan kısmını sürdürmektedir.
Sanığın diğer insanlarla ve toplumla ilişkileri, eğitimi, mesleği ve alışkanlığı itibarıyla dosyaya yansıyan herhangi bir olumsuz durum bulunmamaktadır. Bu nedenle, sanığın geçmişi ve sosyal ilişkilerinin olumsuz olarak değerlendirilmesi, sanığın dosyaya yansıyan kişiliği ve dosya içeriğine uygun görülmemektedir.
Sanık, olaydan sonra teslim olmuş ve samimi olarak ikrarda bulunmuştur. Sanık, tüm aşamalarda samimi olarak olay nedeniyle pişman olduğunu beyan etmiştir. Yine dosyamız sanığının soruşturma ve kovuşturma makamlarına karşı olumsuz herhangi bir söz ve davranışı tarif edilmemiştir. Red nedeni olarak gösterilen, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları itibarıyla TCK’nin 62 nci maddesinin uygulanmasına engel olacak söz ve davranışı bulunmamaktadır.
Cezanın fail üzerindeki etkilerine ilişkin sanığın kişiliği itibarıyla dosyaya yansıyan hiçbir olumsuz durum bulunmamaktadır. Sanığın cezanın infazından sonra yeniden suç işleyeceğine ilişkin dosyada hiçbir bulgu ve ibare bulunmamaktadır. TCK’nin 62 nci maddesinin sanık lehine uygulandığı takdirde bunun sanık üzerinde olumsuz olası etkilerine dair gerek sanığın kişiliği ve gerekse olayda, aleyhe hiçbir delil ve emare bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, TCK’nin 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasının reddine dair ilk derece mahkemesinin kabul ve uygulaması dosya kapsamına ve dosyaya yansıyan sanığın kişiliğine uygun düşmediğinden, ilk derece mahkemesinin kararının bozulması düşüncesiyle onama yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayız.