YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1439
KARAR NO : 2006/5134
KARAR TARİHİ : 17.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, yörede 1974 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 2847100 m2 yüzölçümü ile mera niteliğiyle sınırlandırılması yapılıp kesinleşen 1613 sayılı parselin yaklaşık 535 dekarlık bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece taşınmaz 1974 yılında mera olarak tespit ve sınırlandırılmasının kesinleştiği tarihten itibaren 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, kadastro sırasında mera niteliğiyle sınırlaması kesinleşen taşınmazın öncesinin orman olması nedeniyle sınırlamanın iptali ve tapuya orman niteliğiyle tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Gerçekten 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmüne göre “tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tesbitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamazsa da, HGK’nun 30.11.1988 … ve 1988/8-657-966 sayılı kararında kabul edildiği gibi “çekişmeli parselin kadastro tesbitinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 766 sayılı Tapulama Yasasının 2. maddesine göre “Orman Yasası gereğince orman sayılan yerler tapulamaya tabi tutulamaz” Ormanlar … mülkiyet konusu olamayacağından zilyetlik ya da hak düşürücü süre geçmesi gibi bir nedenle mülk edinilemez. Yine, H.G.K.’nun 21.02.1990 … ve 1989/1-700-101 ve 05.05.1999 … 262/257 ve 24.03.1999 … 1999/1-170-167 sayılı kararlarında belirtildiği gibi, özde tescile tabi olmayan taşınmazlar hakkında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile Hazine yada ilgili kamu kuruluşu tarafından açılacak iptal ve tescil davalarında 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre aranmayacağı gibi, bütün taşınmazları devir alanlar M.Y. 1023 (E. 931) maddesinden de yararlanamazlar.
3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesi hükmüne göre “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde, … yasaları hükümlerine tabidir”. 6831 Sayılı Orman Yasasının 7/1. maddesine göre “Devlet Ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların … orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti … işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır”.
Somut olayda; davaya konu taşınmazın 1974 yılında 766 Sayılı Yasa hükümlerine göre tesbit tutanağı mera niteliği ile düzenlenip kesinleşmiştir. Orman olan taşınmazın o tarihte 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi hükmüne göre tapulamaya tabi tutulmayarak orman olarak tesbit dışı
bırakılması gerekirdi. Meralar, ormanlar, kıyılar kamu malıdır, … mülke konu olamaz. Bu tür yerler, her nasılsa … mülk olarak tapuya tescil edilmiş olsa bile, özde kamu malı olma niteliğini değiştirmez. Meralar, devlet ormanı olabilir. Ancak, devlet ormanları mera kavramı içinde yer alamaz. Yani, kamu mallarında orman kavramı, mera kavramından daha geniştir. Orman Genel Müdürlüğü, 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Yasa hükümlerine dayanarak “her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayin ve tesbiti işlerini” orman kadastro komisyonlarına yaptırabilceği gibi, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan taşınmaz tapuya tescil edilmiş ise tapu kaydının iptalini, mera niteliğiyle sınırlandırılmışsa, bunun iptali ile orman niteliği ile tapuya tescilini dava edebilir.
O halde, mahkemenin davayı hak düşürücü süre nedeniyle ret etmiş olmasının isabetsiz olduğu, yapılan iki keşif sonucu alınan orman bilirkişi raporlarına göre, çekişmeli 1613 sayılı parselin (A) ile gösterilen 535000 m2’lik bölümü üzerinde 0.1 kapalılıkta yaşlı meşe ağaçları ile alt tabakada orman örtüsü bulunduğu, taşınmazın memleket haritasında … alanda, amenejman planında orman alanı içinde kaldığı ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına, taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmadığına, (A) işaretli bölümü halen ve fiilen orman niteliğinde olduğu belirlendiğine göre, mahkemece davanın kabulü ile (A) ile gösterilen 535000 m2’lik kısmın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 17/04/2006 günü oybirliği ile karar verildi.