Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2015/18220 E. 2019/1306 K. 26.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18220
KARAR NO : 2019/1306
KARAR TARİHİ : 26.02.2019

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 26.02.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … ile temyiz edilen dahili davacı … ve dahili davacılar vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; davalının, alzheimer hastalığı nedeniyle unutkanlığından faydalanarak ve kendisini kandırarak maliki olduğu 3224 ada 81 parseldeki 7 no’lu bağımsız bölümün devrini sağladığını, satma iradesinin bulunmadığını, davalının hileli hareketleri ile işlemin yapıldığını ileri sürerek satışın iptaline ve taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının dava konusu taşınmazı özgür iradesi ile devrettiğini, davacıya herhangi bir baskı yapmadığını, kandırmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, akit tarihi itibarı ile davacının ehliyetli olduğu, davacının feragatinden karşı tarafa ulaşmadan önce döndüğü ve davalının hata ve hilesine de uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 31.12.2013 tarihinde maliki olduğu çekişme konusu 3224 ada 81 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümü davalı torununa satış suretiyle temlik ettiği, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu ile Adli Tıp Genel Kurulunun davacının temlik tarihinde hukuki ehliyeti haiz olduğu yönünde rapor düzenlediği, davacı asilin 12.02.2014 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği 14.02.2014 tarihli duruşmada ise davalının yönlendirmesi sonucu davadan feragat ettiğini ve feragat dilekçesi verdiğini bilmediğini bildirdiği davacıya … 21. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/335 Esas, 2015/790 Karar sayılı kararı ile 11.06.2015 tarihinde TMK’nın 429. maddesi uyarınca oğlu …’ın yasal danışman olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, HMK’nun 309. ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere; feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı gibi feragatin karşı tarafa ulaşmasına da gerek yoktur.
Bilindiği üzere, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragattan dönemez ( rücu edemez); feragat ile bağlıdır.
Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun buna sebep olan rızayı ifsat eden bir nedenle malul olduğu kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından hileye, hataya maruz kalan kimseye talep hakkı bahşedeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan; diğer maddi hukuk işlemlerinde olduğu gibi (BK. Madde 23 vd ), hata, hile veya ikrah nedeniyle feragatın feshi (iptali) için dava açılabileceği gibi feragatın hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğu aynı davada da savunma yoluyla ileri sürebilir.
Keza, 6100 sayılı HMK’nun 311. maddesi, ”feragat ve kabul kesin hüküm gibi sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde feragat ve kabulün iptali istenebilir.” hükmünü öngörmektedir.
Somut olayda, davacı temlik tarihinde ehliyetsiz olduğunu ve davalının kendisini kandırdığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, anılan Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu ile Adli Tıp Genel Kurulu kararları ile davacının temlik tarihinde ehliyetli olduğu saptanmıştır. Bu durumda feragat geçerli olursa davayı sonlandıracağı açıktır.
Hal böyle olunca; davacının feragati beyanının hile ile alınıp alınmadığının belirlenmesi için taraf delillerinin toplanması ve feragat iradi ise davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi, değil ise davacının temlik tarihinde ehliyetli olduğu saptandığından temlikin hile ile yaptırıldığı iddiası üzerinde durularak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.037.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.