YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3301
KARAR NO : 2023/4799
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
D İ R E N M E
T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
KATILANLAR : …, …, …
SUÇ : Kasten öldürme
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.02.2023 tarihli ve 2022/2472 Esas, 2023/121 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.10.2022 Tarihli ve 2022/1719 Esas, 2022/8149 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılanlar vekillerinin ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 Tarih ve 2020/119 Esas, 2021/82 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve müsadereye karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 29.09.2021 Tarih ve 2021/621 Esas, 2021/1007 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının (aleyhe), katılanlar vekilillerinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve müsadereye karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının katılanlar vekilleri ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.10.2022 Tarihli ve 2022/1719 Esas, 2022/8149 Karar sayılı kararı ile sanığın aşamalardaki savunmalarında, maktul ile tanık … arasındaki telefon görüşmesinde, kendisinin maktul tarafından mezarlığa götürüleceği hususunun kararlaştırıldığını duyarak kendisini tehdit altında hissetmesi üzerine eylemini gerçekleştirdiğini beyan etmesi nedeniyle sanık lehine asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerekliliği nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.02.2023 Tarihli ve 2022/2472 Esas 2023/121 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve müsadereye karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … vekili ile katılanlar … ve … vekilinin temyiz sebepleri takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanık müdafiinin temyiz sebepleri sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğine, suç vasfının hatalı belirlendiğine, meşru müdafaaya, meşru müdafaada sınırın aşılmasına, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrike ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinden yaklaşık 5-6 ay kadar önce sanık ile maktul ve maktulün ağabeyi olan tanık Y.A. arasında adı geçen tanığın işletmekte olduğu bilardo salonunda tartışma yaşandığı, daha öncesinde husumetli olmayan taraflar arasında bu tartışmadan dolayı anlaşmazlık bulunduğu, olay günü, saat 13.00 sıralarında sanığın, yanında arkadaşı olan tanık H.K. ve amcasının oğlu olan tanık B.K.’de bulunduğu hâlde çarşıda yürürken tanık Y.A. ile karşılaştığı, sanık ile tanıklar H.K. ve B.K.’nin beyanlarına göre, bu karşılaşmada tanık Y.A.’nın sanığa ters ters bakıp bir şeyler mırıldandığı, tanık Y.A.’nın beyanına göre ise sanığın kendisine ters ters bakıp kafa sallayarak yürümeye devam ettiği, daha sonra tanık Y.A.’nın, kardeşi olan maktulü telefonla arayarak durumu anlattığı ve maktulden sanığın yanına giderek onu tutmasını isteyip sanık ile konuşacağını söylediği, bu arada, tanıklar H.K. ve B.K.’nin yanından ayrıldığı için yürümeye tek başına devam eden sanığın bu kez arkadaşı olan tanık E.H. ile karşılaştığı, sanık ile adı geçen tanık ayak üstü konuşurlarken maktulün yanlarına geldiği ve tanık E.H.’nin aşamalardaki beyanlarına göre maktulün sanığın omzuna vurup “iki dakika gel” diyerek sanığı yanına çağırdığı, devamında sanık ile maktulün çarşı merkezinde yan yana yürümeye başladıkları, bu sırada maktulün tanık Y.A.’yı telefonla arayarak sanığın yanında olduğunu söylediği, sanığın aşamalardaki savunmalarında, maktul ile tanık Y.A. arasındaki telefon görüşmesinde, kendisinin maktul tarafından mezarlığa götürüleceğinin konuşulduğunu beyan ettiği, tanık Y.A.’nın ise aşamalardaki ifadelerinde, telefonla görüştüğü ve kendisine sanığın yanında olduğunu bildiren kardeşine bir yerde oturmalarını, kendisinin de gelip sanık ile konuşacağını söylediğini beyan ettiği, bir müddet yan yana yürüdükten sonra sanığın cebinde bulunan sustalı bıçak ile maktulün göğüs, bacak, kasık ve el bölgelerine vurduğu, vatandaşların araya girmesiyle sanığın olay yerinden ayrıldığı, maktulün de kaldırıldığı hastanede öldüğü kabul edilmiştir. Olay yerinin çarşı merkezi olup etrafta insanlar bulunduğu, maktulün sanık ile yan yana yürürken sanığı kendisiyle birlikte yürümeye zorlayacak şekilde herhangi bir fiziki teması olmadığı gibi devamlı telefon ile konuştuğundan dikkatinin sanığın üzerinde yoğunlaşmadığı, sanığın savunmalarında belirttiği üzere kendisine zarar verileceği hususunda bir korku ve panik hâline girmiş ise gerek etrafta bulunan insanlardan yardım istemesinin gerekse maktul ile birlikte yürümeyip onun yanından ayrılmasının mümkün olduğu, sanığın aşamalarda maktulde bıçak bulunup bulunmadığına ilişkin farklı beyanlarda bulunduğu, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan söz ve/veya davranış bulunmadığından sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
2. Sanığın savunmaları, tanık anlatımları, maktul hakkında düzenlenen otopsi raporu, olay yerinde yapılan incelemeye istinaden düzenlenen olay yeri inceleme raporu, kamera görüntülerinin incelenmesine ilişkin düzenlenen tutanak dosya kapsamında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Direnme Yönünden;
Her ne kadar sanık aşamalardaki savunmalarında, maktul ile tanık Y.A. arasındaki telefon görüşmesinde kendisini mezarlığa götüreceklerinin konuşulduğunu, maktulden kurtulamayacağını düşünerek korku içinde cebinde bulunan bıçak ile maktule vurduğunu beyan etmiş ise de dosyada mevcut olay anına ilişkin görüntü kayıtlarından olay yerinin çarşı merkezi olup etrafta insanlar bulunduğu, maktulün sanık ile yan yana yürürken sanığı kendisiyle birlikte yürümeye zorlayacak şekilde herhangi bir fiziki teması olmadığı, ayrıca yol boyu telefon ile konuştuğundan dikkatinin de sanığın üzerinde yoğunlaşmadığı, sanığın savunmalarında belirttiği üzere kendisine zarar verileceği hususunda bir korku ve panik hâline girmiş ise gerek etrafta bulunan insanlardan yardım istemesinin gerekse maktul ile birlikte yürümeyip onun yanından ayrılmasının mümkün olduğunun anlaşıldığı ayrıca sanığın Mahekemede, soruşturma aşamasındaki beyanlarından farklı olarak maktulde bıçak bulunduğuna ilişkin savunmalarına da olay yerinde başkaca bir bıçak bulunmaması, maktul ile sanığın arbede hâline girmiş olmaları ve sanık hakkında düzenlenen adli raporda, kesici alet ile yaralanma bulgusu tariflenmemesi hususları birlikte değerlendirilerek itibar edilmemesinde isabetsizlik bulunmamış, haksız tahrik hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığına ilişkin direnme kararı yerinde görülmüştür.
B. Katılan … vekili ile katılanlar … ve … vekilinin, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanık müdafiinin, sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğine, suç vasfının hatalı belirlendiğine, meşru müdafaaya, meşru müdafaada sınırın aşılmasına, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrike ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından bilerek, isteyerek ve öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin maktul hakkında düzenlenen otopsi raporu ve mevcut kamera kayıtlarıyla saptandığı,vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan herhangi bir eylem bulunmadığı, bu nedenle haksız tahrik, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması şartlarının gerçekleşmediği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır
V. KARAR
1. Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.02.2023 Tarihli ve 2022/2472 Esas 2023/121 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmekle, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.10.2022 Tarihli ve 2022/1719 Esas, 2022/8149 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
2. Gerekçe bölümünde (A ve B) numaralı bentlerinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.02.2023 Tarihli ve 2022/2472 Esas 2023/121 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, üye …’ın direnme kararının yerinde olmadığı yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Olay tarihinden yaklaşık 5-6 ay kadar önce sanık ile maktul ve maktulün ağabeyi olan tanık … arasında adı geçen tanık …’un işletmekte olduğu bilardo salonunda tartışma yaşandığı, taraflar arasında bu tartışmadan dolayı husumet bulunduğu, olay günü, saat 13.00 sıralarında sanığın, yanında arkadaşı olan tanıklar … ve … bulunduğu hâlde çarşıda yürürken tanık … ile karşılaştığı, sanık ile tanıklar … ve …’in beyanlarına göre, bu karşılaşmada tanık …’un sanığa ters ters bakıp bir şeyler mırıldandığı, tanık …’un beyanına göre ise sanığın kendisine ters ters bakıp kafa sallayarak yürümeye devam ettiği, daha sonra tanık …’un, kardeşi olan maktulü telefonla arayarak durumu anlattığı ve maktulden sanığın yanına giderek onu tutmasını isteyip sanık ile konuşacağını söylediği, bu arada, tanıklar … ve … yanından ayrıldığı için yürümeye tek başına devam eden sanığın bu kez arkadaşı olan tanık Emrah ile karşılaştığı, sanık ile adı geçen tanık ayak üstü konuşurlarken maktulün yanlarına gelerek tanık Emrah’ın aşamalardaki beyanlarına göre maktulün sanığın omzuna sert şekilde vurup “iki dakika gel” diyerek sanığı yanına çağırdığı, devamında sanık ile maktulün çarşı merkezinde yan yana yürümeye başladıkları, bu sırada maktulün tanık …’u telefonla arayarak sanığın yanında olduğunu söylediği, sanığın aşamalardaki savunmalarında, maktul ile tanık … arasındaki telefon
görüşmesinde, kendisinin maktul tarafından mezarlığa götürüleceği hususunun kararlaştırıldığını duyarak kendisini tehdit altında hissetmesi üzerine eylemini gerçekleştirdiğini beyan etmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uyarınca sanık lehine asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğini düşünüyorum, sayın çoğunluğun görüşüne muhalefet ediyorum.