Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/7113 E. 2010/8215 K. 14.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7113
KARAR NO : 2010/8215
KARAR TARİHİ : 14.07.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, kadastroca davalılar adına tespit edilen 44(yeni 207) parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu miktar fazlasının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılara, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın son kayıt maliki davalı … yönünden, kadastroca taşınmaza uygulanan tapunun sabit ve değişmez sınırlı olduğu, davanın sübut bulmadığı; diğer davalılar yönünden ise, taşınmazla kayden bir ilgilerinin kalmadığı, kendilerine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, kadastroca davalılar adına tespit edilen 448 (Yeni 207) parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu miktar fazlasının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 44 parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan çekişme konusu 207 parsel sayılı taşınmazın son kayıt maliki davalı … yönünden, kadastroca taşınmaza uygulanan tapunun sabit ve değişmez sınırlı olduğu, davanın sübut bulmadığı; diğer davalılar yönünden ise, taşınmazda kayden bir ilgilerinin kalmadığı, kendilerine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 207 parsel sayılı taşınmazın öncesini teşkil eden 44 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 9.3.1970 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 25.02.2004 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

./…

Bu durumda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olduğu gibi; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. Maddesinin 3. Fıkrasına eklenen ” bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin ” bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 9.3.1970 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12. Maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle sonucu itibariyle davanın reddine ve dava tarihinde davacı Hazinenin davasında haksız olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmiş olmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
O halde, davacı hazinenin temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün açıklanan nedenlerden ötürü ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 14.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.