Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9171 E. 2023/2250 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9171
KARAR NO : 2023/2250
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul/İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması/Yeniden hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki mükerrer takip şikayetinden dolayı yapılan inceleme sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun gerekçeye yönelik kabulü ile İlk Derece Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlular tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi borçlular icra mahkemesine başvurusunda; Samsun İcra Müdürlüğü’nün 2020/3262 Esas sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini akabinde yine … İcra Müdürlüğü’ nün 2020/1467 Esas ile genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmasının zorunlu olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi sonrasında alacağın karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması halinde genel haciz yoluyla takip yapılabileceğini ileri sürerek, … İcra Müdürlüğü’ nün 2020/1467 Esas sayılı takip dosyasının tedbiren durdurulmasına, yapılacak yargılama sonunda da takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; takibin usule uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ipoteğin üst sınır ipoteği olması halinde, borçlu, sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olması karşısında, tüm alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile haciz yolu ile takip yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı borçlular tarafından alacaklı lehine tesis edilen ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, sorumluluğun 350.000,00 TL ile sınırlı olduğu, takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olduğu, tahsilde tekerrür yaratmamak kaydıyla rehinle karşılanamayan kısım yönünden genel haciz yoluyla icra takibi başlatılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davacıların şikayetinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Borçlular istinaf başvurusunda; ipoteğin paraya çevrilmesi sonrasında alacağın karşılamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması halinde genel haciz yoluyla takip yapılabileceğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Samsun İcra Dairesi’nin 2020/3262 Esas sayılı dosyası ile 13.01.2020 tarihinde davacılar aleyhine … Tapu Müdürlüğü’nün 27.11.2018 tarihli 31992 yevmiye numaralı ipotek belgesine dayanılarak toplam 556.470,20 TL’nin tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, … İcra Dairesi’nin 2020/1467 Esas sayılı dosyası ile 09.01.2020 tarihinde ise genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, davacıların … İcra Dairesi’nin 2020/1467 Esas sayılı dosyası ile takibin iptalini talep ettiği, … İcra Dairesi’nin 2020/1467 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takip, Samsun İcra Dairesi’nin 2020/3262 Esas sayılı dosyasındaki takipten önce başlatıldığından … İcra Dairesi’nin 2020/1467 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin mükerrer olduğundan söz edilemeyeceği, bu gerekçe ile davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile reddinin isabetsiz olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun gerekçeye yönelik olarak kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerine davacının şikayetin belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Borçlular ayrı ayrı temyiz başvurularında; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuşlardır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık mükerrer takip nedeniyle takibin iptali şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK’nun 45., 16/2. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 586. maddesinde

3. Değerlendirme
İİK’nın 45/1. maddesi hükmü uyarınca; rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir.

İİK’nın 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, İİK’nın 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. Öte yandan, Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2001 tarih ve 2001/12-354 Esas, 2001/367 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile alacaklının asıl kredi borçlusu hakkında haciz yolu ile takip yapmasına bir engel bulunmamaktadır.

Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Bir kişi, hem asıl borç için ipotek vermiş, hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı, hem (asıl borçlu ile birlikte) ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabilir (Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı İkinci Basım 2013)

Kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri kendi kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermişler ise bu halde asıl borçlu gibi haklarında öncelikle İİK’nın 45. maddesinde öngörülen rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması zorunluluğu vardır (Dairemizin 2009/13472 E. 2009/22005 K. sayılı ve 2010/3174 E., 2010/15516 K. sayılı içtihadı). Öte yandan alacağın ipotekle karşılanmayan kısmı için müteselsil kefil aleyhine genel haciz yolu ile takip yapılabilir.
Somut olayda; alacaklı banka tarafından 09.01.2021 tarihinde şikayetçi kredi borçlusu ile ipotek veren müteselsil kefil hakkında genel kredi sözleşmesine dayanılarak toplam 556.470,20 TL alacağın tahsili için genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığı; bu kez 13.01.2021 tarihinde yine genel kredi sözleşmesindeki kredi borçlarına yönelik toplam 56.470,20
TL alacağın tahsili için şikayetçi kredi borçlusu ve ipotek veren müteselsil kefil aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, resmi akit tabloları incelendiğinde, ipoteğin, gerek kredi borçlusu … ve gerekse ipotekli taşınmaz maliki …’ in her türlü sözleşmeden, kefaletinden, … kaynaklanan doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak tesis edildiği ve ipotek üst sınırı toplamının da 350.000,00 TL olduğu görülmektedir.

Bu durumda, ipotek veren borçlunun kefalet borcunun, bu ipoteklerin teminatı kapsamında olduğu anlaşıldığından, İİK’nın 45. maddesinin amir hükmü gereği hakkında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması zorunlu olup, Mahkemece, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, iptali talep edilen şikayete konu genel haciz yoluyla ilamsız takibin ipotek takibinden önce başlatıldığından takibin mükerrer olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.