YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1969
KARAR NO : 2023/5559
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/283 Esas, 2013/287 Karar
SUÇLAR : Zincirleme şekilde basit zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma
HÜKÜMLER : Sanık … hakkında zincirleme şekilde basit zimmet suçundan mahkûmiyet, İlhami dışında kalan sanıklar hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan beraat
Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2013 tarihli ve 2010/283 Esas, 2013/287 sayılı Kararının sanık … müdafii, katılan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile şikâyetçi Hazine vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ve bu suçtan verilen hükümleri temyiz hakkı olmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık … müdafii ile katılan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince adı geçenler yönünden temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.08.2010 tarihli ve 2010/23585 Soruşturma, 2010/11119 Esas, 2010/360 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında zincirleme basit zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ise denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan aynı Kanun’un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2013 tarihli ve 2010/283 Esas, 2013/287 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zincirleme basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 14 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereği hak yoksunlukları uygulanmasına, sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyizi; anılan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Katılan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile şikâyetçi Hazine vekillerinin temyizleri ise; beraat kararlarına yönelik olup kooperatif yönetim kurulu üyesi olan sanıkların yönetimde bulundukları süre içerisinde gerekli titizliği göstermedikleri, denetim kurulu üyesi olan sanıkların ise görev ve yükümlülüklerini yerine getirmedikleri halde haklarında beraat kararları verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Felahiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi başkanı olan sanık …’nin kooperatif parasını zimmetine geçirdiğinden bahisle kooperatifin bağlı bulunduğu üst birlik vekili tarafından suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturmaya başlanıldığı, muhasebe kayıtları, banka yazıları, temin edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre adı geçen sanığın 50.542,71 TL parayı zimmetine geçirdiği iddiasıyla hakkında zincirleme şekilde basit zimmet, aynı dönemde sanıkla birlikte yönetim kurulunda yer alan sanıklar …, …, …. ve …’nın kooperatif yönetim işlerinde gerekli titizliği göstermedikleri, denetim kurulu üyesi olan sanıklar … ve …’ın ise suç dönemine ait defterlerin düzenli tutulup tutulmadığını, gelir ve giderlerin uygunluk gösterip göstermediğini, harcamaların usule uygun olup olmadığını denetlemedikleri iddiasıyla haklarında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçlarından kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında toplanan deliller dışında mahkemece kovuşturma aşamasında Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış, söz konusu raporun iddia ile uyumlu olduğu görülmüş, buna göre kooperatifin yönetim kurulu başkanı olan sanık …’nin kooperatif parası üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü olduğu kabul edilerek 2006-2008 yılları arasında yapılan belgesiz harcamalar ile kooperatifle ilgisi olmayan ve banka hesaplarından çekildiği halde kooperatif için harcandığına dair belgesi bulunmayan toplam 50.542,71 TL’nin adı geçen sanık tarafından zimmete geçirildiği kabul edilerek üzerine atılı zincirleme şekilde basit zimmet suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
Yönetim kurulu üyesi olan …, …, …, … ve …’nin görevlerini yaparken bilgi ve beceri noksanlıkları nedeniyle zimmetin farkına varamadıkları, keza denetim kurulu üyeleri …, … ve …’nün denetim görevlerini yapmalarına rağmen yine bilgi ve beceri noksanlıklarından dolayı zimmet fiilini tespit edemedikleri böylece zimmet suçunun işlenmesine imkan sağlamadıkları kabul edilerek üzerlerine atılı suçtan beraat kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık … hakkında zincirleme şekilde basit zimmet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan değerlendirmede;
Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca cezada yapılan 1/3 oranındaki indirim sırasında hesap hatası sonucu 5 yıl yerine 4 yıl 12 ay hapis cezası ve aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince indirime gidilirken de 4 yıl 2 ay yerine 3 yıl 14 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle eksik ceza tayini ile yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği bu bentteki tüm hak ve yetkileri kullanmasından yasaklanmasına karar verilmesi yerine kooperatif başkanı olmaktan yasaklanmasına karar verilerek sınırlı uygulama yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, hak yoksunluğu uygulaması sırasında Felahiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi yerine katılan kooperatif üst birliğinin ismine yer verilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Hak yoksunluğuna ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında süre belirtilmeksizin “cezanın yarısına kadar bu hak ve yetkisinin kullanılmasının yasaklanmasına” karar verilmek suretiyle infazda tereddüde neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin yapılan değerlendirmede;
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 01.04.2011 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
3. Sanıklar … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan değerlendirmede ise;
Sanık …’nün hükümden sonra 27.11.2015 ve sanık …’nun ise 09.10.2021 tarihinde öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, bu Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur” ve 13 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir” biçimindeki düzenlemeler ile Ceza Genel Kurulunun 01.06.2021-12/45-234 sayılı Kararında belirtilen “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyası adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir” ve “…aynı dava dosyasında aynı suçtan yargılanan birden fazla sanığın tek müdafi ile temsil edilmesi ve yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi sebebiyle, müdafi tarafından sanıklara sunulan avukatlık hizmetinin sanık sayısınca bölünmesi mümkün olmadığından sanıklar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte Avukatlık Kanunu’nun 169. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesi uyarınca avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacak şekilde avukatlık ücretinin belirlenmesi gerektiği” hususları nazara alınarak, kendilerini tek vekille temsil ettiren ve haklarında beraat kararları verilen sanıklar yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesi ve bu ücrette avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak artırım yapılması gerektiği gözetilmeden her bir sanık için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle şikâyetçi Hazine vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenle Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2013 tarihli ve 2010/283 Esas, 2013/287 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan hak yoksunluğuna ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına dair bentteki “cezasının yarısına kadar” şeklindeki ibarenin “cezasının yarısı olan 1 yıl 13 ay süreyle” şeklinde değiştirilmek suretiyle eleştirilen hususlar dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2013 tarihli ve 2010/283 Esas, 2013/287 sayılı Kararına yönelik katılan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkındaki beraat hükümlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
4. Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2013 tarihli ve 2010/283 Esas, 2013/287 sayılı Kararına yönelik katılan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sanıklar … ile … hakkındaki esası incelenmeyen beraat hükümlerinin,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, değişik gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2023 tarihinde karar verildi.