YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13460
KARAR NO : 2023/1061
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Tasarlayarak öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2022/5685 Esas, 2022/5709 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2022 tarihli ve KD-2022/124763 Karar Düzeltme sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 … maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 … maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2022 tarihli ve KD-2022/124763 Karar Düzeltme sayılı itirazı ile;
“Yüksek Daire ile Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık, yokluğunda verilen kararın, bu kararı temyiz hakkı ve yetkisi bulunan sanığa da ayrıca tebliği gerekip gerekmediği ile Türkçe bilmeyen sanığa tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda tercüman yardımından yararlandırılmadan yapılan tebliğin geçerli olup olmadığına ilişkindir.
Sanık …’nın … ve …’yi tasarlayarak ve yağma amacıyla kasten öldürme ve iki maktule yönelik nitelikli yağma suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik müdafiinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın sanık müdafiine 15/05/2021 tarihinde elektronik tebliğ yöntemi ile tebliğ edilmesi üzerine sanık müdafii 14/06/2021 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuş ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesince, “sanık müdafii 5271 sayılı CMK’nin 294/1. maddesinde öngörülen on beş günlük süre geçtikten sonra 140/06/2021 tarihli dilekçe ile hükmü temyiz ettiğinden aynı Kanunun 298. maddesi uyarınca, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Konuya ilişkin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/02/2022 tarih ve 2019/16-573 E.-2022/119 K. sayılı kararında belirtildiği üzere;
5271 sayılı CMK’nın “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260. maddesinin ilk fıkrasında; “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” denilmek suretiyle sanıkların kanun yoluna başvuru haklarının bulunduğu açıkça kabul edilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinin 1. fıkrası, adı geçen yasaya değişiklik getiren 3220 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Eski düzenlemede 11.maddenin 1.fıkrası “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır “hükmünü içerdiği hâlde yeni düzenlemede “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden çok vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak Ceza Muhakemeleri Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
Yapılan değişiklikte 6/6/1985 tarih ve 3220 sayılı Kanun’un 5. maddesinin gerekçesinde ceza yargılamasında duruşmanın vekil için değil, sanık için yapıldığı, akıbetinin de sanığın özgürlüğü veya mali durumu ile kısacası şahsı ile ilgili bulunduğu, bu itibarla ceza davalarında kararların sanıklara tebliğ edilmesine gerek görmemenin, müdafisine yapılan tebliği geçerli saymanın adalet ilkeleriyle bağdaştırılamayacak bir durum olduğu ifade edilmiştir.
CMK’nın “Kararların Açıklanması ve Tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında ise koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararlarının hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunacağı açıkça düzenlenmiştir.
Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 13. maddesi ve CMK’nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinin son cümlesi ile CMK’nın 35. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeler gözetildiğinde; sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir. Burada yapılan tebliğin, kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olmayı ve müdafinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması hâlinde eski hâle getirme imkânının bulunup bulunmadığının incelenerek koşullarının bulunması hâlinde eski hâle getirme talebinde bulunma imkânı amacı taşıdığından kanun yollarına başvuru süresinin müdafiye yapılan tebligat ile başladığı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince tarafların yokluğunda verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının sanık müdafiine ve sanığa ayrı ayrı tebliği gerektiği sonucuna varılmış yapılan incelemede kararın sanık müdafiine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Gıyabi karar sanığa da tutuklu bulunduğu Maltepe 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 18/05/2021 tarihinde okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 202/1. maddesinde “Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.” şeklinde olup aynı Kanunun 35/3. maddesine göre; “İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” biçiminde olup karar tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde yapılması gerekmektedir.
Sanık … Suriye uyruklu olup Türkçe bilmediği için yargılama aşamalarında tercüman yardımından yararlandırılmıştır. Türkçe bilmediği kabul edilen tutuklu sanığın gerekçeli kararın tebliği sırasında da tercüman yardımından yararlandırılması ve kararın tercüman aracılığıyla okunup anlatılması suretiyle tebliğ edilmesi gerektiği halde tebliğ işleminin tercüman bulundurulmadan yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, sanığa yapılan tebliğin usulsüz olduğu, ayrıca sanığın yasal süresi içerisinde temyiz yasa yoluna başvurmaması karşısında, kendisine yapılan tebligatın içeriğinden ve başvurabileceği kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinden tam olarak bilgi sahibi olmadığı bu şekilde sanığın hak arama hürriyeti ile etkin başvuru hakkının engellenmesine neden olunduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm bu açıklamalar karşısında; öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunun 11/son ve 5271 sayılı CMK’nın 35/2. maddeleri uyarınca, tercüman aracılığıyla okunup anlatılması suretiyle usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere tevdiine karar verilmesi, tebligat eksikliğinin giderilmesinden sonra sanığın yasal süre içerisinde hükmü temyiz etmesi durumunda ise talebinin esastan incelenmesi gerektiği halde, sanık müdafiinin temyiz isteğinin yasal süreden sonra yapılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, Yüksek Dairenizin temyiz isteminin reddi kararına karşı itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.”
Denilerek itirazda bulunulmuştur.
II. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık …’e 7201 sayılı Tebligat Kanun’un 11 … maddesinin son fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tercüman aracılığıyla okunup anlatılması suretiyle usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere tevdiine karar verilmesi, tebligat eksikliğinin giderilmesinden sonra sanığın yasal süre içerisinde hükmü temyiz etmesi durumunda ise talebinin esastan incelenmesi gerektiği gerekçesiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 … maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2022/5685 Esas, 2022/5709 Karar sayılı ilamının sanık … Alghawi müdafiinin temyiz isteminin süre nedeniyle reddine ilişkin bölümün KALDIRILMASINA,
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23.12.2020 tarihli 2018/615 Esas, 2020/418 Karar sayılı kararının sanık …’e 7201 sayılı Tebligat Kanun’un 11 … maddesinin son fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tercüman aracılığıyla okunup anlatılması suretiyle usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, tebligatı gösteren belgeler ve verilirse temyiz dilekçeleri ile bu halde ek tebliğname düzenlendikten sonra dosyanın Dairemize iadesi için mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.
… … … …