Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3909 E. 2023/4242 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3909
KARAR NO : 2023/4242
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/750 E., 2022/546 K.
DAVA TARİHİ : 04.02.2013
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalılardan … hakkında açılan davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davacı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davalılardan … hakkında açılan davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurum sigortalılarından … sigorta sicil numaralı …’ın 08.02.2008 tarihinde iş kazası geçirerek malul kaldığını, bu sebeple Kurumun sigortalıya 88.103,41 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 594,88 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, davalıların kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun soruşturma raporuyla da tespit edildiğini, davalılar işverenlerin bu sebeple de 506 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesi gereğince sigortalıya yapılan ödemelerden sorumlu olduğunu, Kurum zararından şimdilik % 10’una tekabül eden 8.869,83 TL ‘nin davalılardan tahsilini talep etmiş, 27.01.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 70.958,62 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalının boya yaptığı yerdeki işini bitirdikten sonra merdivenleri kullanmak yerine iskeleden atladığı için kazanın meydana geldiğini, kazalının hastane masraflarının müvekkili firma tarafından karşılandığını, kaza neticesinde sigortalıya 6 hafta rapor verildiğini, maluliyet oranının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, sigortalının kendisinin kazaya sebebiyet verdiğini, kazada kusurlu olanın sigortalının kendisi olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.04.2014 tarihli ve 2012/222 E., 2014/146 K. sayılı kararı ile toplanan deliller ışığında dava dışı davacı kurum sigortalısı …’ın davalı şirkette çalışmaktayken 08.02.2008 tarihinde iş kazası geçirdiği, kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin % 80 , kazalının ise % 20 oranında kusurlu oldukları, kurum tarafından davacıya toplam 88.103,41 TL ilk peşin değerli gelir bağlanarak, 594,88 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, kazalının kusuruna tekabül eden miktarın tenzili ile davacı kurumun rücu edebileceği ilk peşin sermaye değerli gelirinin 70.482,72 TL ve geçici iş göremezlik ödeneği olarak 475,90 TL olduğu kabul edilerek davanın davalı şirket yönünden kabulüne; kusur bilirkişi raporundan davalı …’ın kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 21.09.2016 tarih ve E.2016/6857, K.2016/11447 sayılı kararında;, geri çevirme kararından sonra davalılardan Çağlar İnşat Gıda Turizm Mob. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.’nin 14.03.2012 tarihinde yargılama esnasında ticaret sicilinden terkin olduğu belirlendiğinden, bu davalının ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmesi, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucunun beklenmesi, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmesi, Mahkemece davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gibi, toplanan deliller ışığında dava dışı davacı kurum sigortalısı …’ın davalı şirkette çalışmaktayken 08.02.2008 tarihinde iş kazası geçirdiği, kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin % 80, kazalının ise % 20 oranında kusurlu oldukları, kurum tarafından davacıya toplam 88.103,41 TL ilk peşin değerli gelir bağlanarak, 594,88 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, kazalının kusuruna tekabül eden miktarın tenzili ile davacı kurumun rücu edebileceği ilk peşin sermaye değerli gelirinin 70.482,72 TL ve geçici iş göremezlik ödeneği olarak 475,90 TL olduğu kabul edilerek davanın davalı şirket yönünden kabulüne; kusur bilirkişi raporundan davalı …’ın kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kurum ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı kurum vekili, davalı …’in işveren vekili olduğunu ve işveren gibi sorumlu olduğunu, davalıların %100 kusurlu olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı şirket vekili, kazalının kazaya neden olan kalası kendi inisiyatifiyle, başka bir inşaattan temin edip kullandığını, müvekkilinin şirket yetkililerinin bu kalastan kazadan sonra haberleri olduğunu, kazanın işin devamı sırasında değil, iş bittikten sonra davacı tarafın kalastan atlayarak inmeye çalışması anında gerçekleştiğini, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kazanın nedeninin kalasın kayması değil, işçinin kalasın üzerinden atlaması olduğunu, bilirkişi raporunun 7. maddesinde ifade edildiği gibi söz konusu iş iskele üzerinde ve emniyet kemeriyle yapılmış olsaydı bu kaza meydana gelmezdi şeklindeki ifadenin bu nedenlerle gerçekçi olmadığını, kazalının usulüne uygun olarak, bulunduğu yerden inmeyerek kazaya kendisinin neden olduğunu, iskele ve emniyet kemeri kullanmış olsa dahi güvenli bir şekilde inmeye çalışmak yerine bulunduğu yerden atlamayı tercih eden bir kişinin bu kazanın oluşumuna engel olamayacağını, emniyet kemeri ve iskele kullanılsa dahi yüksekten inmek için, merdiven kullanmayan işçinin işbu kazanın oluşmasında %100 kusurlu olduğunu; işverenin gerekli önlemleri aldığını, maluliyet oranının da doğru tespit edilmediğini beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Dava, 08.02.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sigortalıya bağlanan gelir ve geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesidir.

506 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesine göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile davalının Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.

Kusur raporlarının, 506 sayılı Kanun’un 26 ıncı 4857 sayılı Kanun’un 77 inci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun’un 77 inci maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenlepr, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

Ayrıca anılan Kanunun 4. maddesinde işveren vekili, işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimse olarak tanımlanmış olup söz konusu maddede işveren vekilinin bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren gibi sorumlu olduğu hususu düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
Eldeki davada, kazalının Sabancı Üniversitesi Yurtlar Bölgesi kantin inşaatında çalışırken kalasın üzerine çıkarak boya yaptıktan sonra aşağı inmek isterken kalasın ucunun tutturulduğu çıkıntıdan kurtulması ile birlikte dengesini kaybederek yaklaşık 3.5 metre yükseklikten zemine düştüğünü beyan ettiği, müfettiş raporunda boyama işinin iskele kurulmadan seyyar merdivene çıkılarak yapıldığı ancak bu bölümü yerden 3.5 metre yüksekte bulunan üst kısmının boyanmasına sıra geldiğinde merdivenin bu iş için kısa kalması üzerine kazalının, işveren şirket sahibine iskele kurulması talebini ilettiği ancak işverenin işin acele bitirilmesi gerektiğini beyanla iskele kurmaya gerek olmadığını beyan edip bu bağımsız bölümün üst kısmına kalas koyarak boya yapılmasının talimatlandırılması üzerine birlikte çalıştığı dava dışı … ile birlikte kalas koyup çalıştıkları, iskele kurulmadığı tespitlerinin yapıldığı, Mahkemece 08.02.2008 tarihli kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin % 80, kazalının ise % 20 oranında kusurlu oldukları, davalı …’ın ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı tespitiyle davalı … hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş ise de davalı …’in işveren vekili olup olmadığının araştırılmadığı anlaşılmakla; bu yönde araştırma yapılarak adı geçen davalı işveren vekili ise şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.