Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2016 E. 2023/3645 K. 05.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2016
KARAR NO : 2023/3645
KARAR TARİHİ : 05.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı Köy Tüzel Kişiliği vekili, Kars ili, …. ilçesi, … Köyü, …. mevkiinde bulunan…. m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı köyün merasının devamı olduğunu, doğusu … ve … Köyü, batısı ve kuzeyi Ölçülü Köyü, güneyi …..yaylaları olan söz konusu alanın davacı köyün kadimden beri kullandığı merası olduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların köy sınırı dışında bırakıldığını, …. olarak bilinen bölgede Bulanık yolu, …. yolu ve … yolu arası ve …. mevkii olarak bilinen yerlerin köylerinin merası olmasına rağmen … tarafından Toprak tevzide 7, 23 ve 25 parsel numaraları verilerek köy tüzel kişiliğinden ecrimisil talep edildiğini, söz konusu araziyi uzun yıllar mera olarak kullanmaya devam ettiklerini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı köye ait mera olarak mera siciline kaydedilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili dava konusu yerin Hazine’ye ait özel mülk olduğunu, vasıf değişikliği için Mera Komisyonuna başvurulması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Dahili davalı Bulanık Köyü temsilcisi, 106 ada 1 ve 106 ada 2 parsel sayılı taşınmazların köylerine ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2015 tarihli ve 2012/252 Esas, 2015/88 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yerel Mahkeme kararı Kapatılan 14.Hukuk Dairesi tarafından ”….Mahkemece deliller toplanmış, mahallinde keşif yapılmış ve davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme yeterli görülmemiştir. Keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporu keşfi izlemeye elverişli değildir. Mahallinde yeniden yapılacak keşifte; Davacı köyün hak iddia ettiği alan belirlenmeli, bu alan içinde yer alan kadastro parsellerinin tutanak ve dayanak kayıtları getirtilmeli, yine dava konusu alana komşu olan parsellerin tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtları merciinden istenmelidir. Gerekçeli kararda belirtildiği üzere dava konusu yerin Hacıveli Köyü yayla sınırı içinde kaldığı belirtildiğine göre bu köye ait mera kayıtları (tahsis, toprak tevzi, vergi kaydı, mahkeme ilamı vs) araştırılmalı yöreyi bilen ve davacı köy ile dava konusu taşınmazın bulunduğu köy (veya köyler) dışındaki köylerden yaşlı bilirkişiler araştırılmalı, yine uzman bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılmalı, toprak tevziiye ait kroki ile birlikte tüm kayıtlar mahalline uygulanmalı ve keşfi takip etmeye elverişli kroki düzenlettirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince;
1. Davanın kısmen kabulü ile; Fen Bilirkişileri ….. ve …..tarafından tanzim edilen 06/11/2019 havale tarihli rapor ve ekli krokisinde “I” harfi ile gösterilen 427149,85 m²’lik taşınmazın, “K” harfi ile gösterilen 1315054,46 m²’lik taşınmazın ve “H” harfi ile gösterilen 108208,69 m²’lik taşınmazın, yararlanma hakkı davacı …’ne ait olmak üzere MERA OLARAK SINIRLANDIRILMASINA ve MERA ÖZEL SİCİLİNE YAZILMASINA,

2-Fen bilirkişileri …,…ve ….. tarafından tanzim edilen 06/11/2019 havale tarihli rapor ve ekli krokisinde; A, B, C, D, E, F, G harfleri ile gösterilen bölümlere ilişkin açılan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili, dava konusu taşınmazların tamamının köylerinin kadim merası olduğunun ispatlandığını, ret edilen kısımlar yönünden davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir.

2. Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların toprak tevzi tapusu ile Hazine’ye ait taşınmaz olduğunu, kabul edilen kısımlar yönünden bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadim mera iddiasına dayalı iptal ve mera olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).

2. 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.

3. Meraya el atmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.

4. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.

5. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.

6. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.

7. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.

3. Değerlendirme
1. Davacı köy kadim yararlanma hakkına dayanarak sınırlandırma istemiştir. Dava konusu yapılan taşınmazın bir kısmının Mera Komisyonu tarafından 18.07.2003 tarihinde başka köye tahsisinin yapıldığı ilgili tahsis kararının kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 4342 sayılı Yasa’nın 21/2. maddesinde düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından, bu bölümler yönünden davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Kabul edilen ve fen bilirkişi raporunda I, K ve H harfleri ile gösterilen bölümler yönünden yapılan değerlendimede ise; bu kısımların kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakıldığı ve mahkemece toplanan deliller sonucu, öncesi bilinmeyen bir zamandan beri ve mera olarak davacı köy tarafından yararlanıldığı anlaşıldığından karar yerindedir.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.