YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3387
KARAR NO : 2023/4251
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2154 E., 2022/69 K.
HÜKÜM/KARAR : Davacı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine;
Davalı Doğa Sigorta A.Ş. Vekilinin İstinaf Başvurusunun
Kısmen Kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ…. 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/420 E., 2021/152 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından doğan maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkette yer altı linyit kömürü maden ocağında çalışmakta iken 06.04.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini beyan ederek fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Kdz … 1. İş Mahkemesinin 2020/211 E. sayılı ek dava dosyasında davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesi ile Doğa Sigorta A.Ş. nin hükmedilecek tazminatlardan sorumlu tutulması gerektiğini beyan ederek fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla Doğa Sigorta A.Ş. yönünden açılan dava dosyasının eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
3. Kdz … 1. İş Mahkemesinin 2021/105 E. sayılı ek dava dosyasında davacı vekili sunmuş olduğu dilekçe ile fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 116.859,00 TL maddi tazminatın, 19.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP:
Davalı … vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile davacının 16.02.2017-28.12.2018 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde çalıştığını, iş kazası sonrası davacının çalışma gücünün büyük bir kısmını yitirdiğinden bahsedilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, 06.04.2017 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonrasında davacının tedavi olmasının sağlandığını, tedavisi sonrasında davacının tekrar işbaşı yaparak 28.12.2018 tarihine kadar davalı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, 06.04.2017 tarihinde gerçekleşen iş kazasının, davacının iddia ettiği şekilde davalı şirketin kusurundan kaynaklanmadığını, davacının iş güvenliği eğitimlerini aldığını, davalı işverenin hiçbir zaman sigortasız işçi çalıştırmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile, dava konusu Karadeniz Madencilik Ltd. Şti. için davalı … şirketince 13.02.2017 – 13.02.2018 tarihleri arasında, … no’lu poliçe numarası ile maden çalışanları için zorunlu ferdi kaza sigortasının düzenlendiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, poliçe üzerinde ölüm/sakatlık halleri için kişi başına teminat limiti ile azami 150.000-TL olarak sınırlandırıldığını, bu miktarın maksimum talep edilebilecek bir miktar olup davalı … şirketinin asıl sorumluluğunun gerçek zarar üzerinden belirleneceğini, davacının poliçede ismi yer almadığında davaya ilişkin sorumluluklarının olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “asıl dava ve birleşen davanın kabulüne;
1-Davacının talep ettiği 116.859,00 TL maddi tazminatın 06.04.2017 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı … poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının talep ettiği 19.000,00 TL manevi tazminatın 06.04.2017 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı … poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile kusur raporuna itirazlarının bulunduğunu, maddi tazminat hesabı için alınan veri ve donelerin hatalı olduğunu, manevi tazminat tutarının da oldukça düşük miktarda olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile ferdi kaza sigortacısı olarak öncelikli olarak manevi tazminat taleplerinden sorumluluklarının bulunmadığını, öte yandan söz konusu hesaplamanın ferdi kaza poliçesine uygun bir hesaplama yöntemi olmadığından verilen kararı kabul etmediklerini, maluliyet raporu da ferdi kaza yönetmeliğine uygun olarak hazırlanmadığından %19 maluliyet oranını da kabul etmediklerini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“1.1.HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda; iş kazasına ilişkin SGK tarafından düzenlenen 13.08.2020 tarihli denetmen raporunda, Karadeniz Madencilik şirketinin %90 oranında kazalı davacının %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kusur durumunun tespiti amacıyla mahkemece 3 kişilik iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyeti aracılığı ile aldırılan 27.01.2021 tarihli kusur raporuna göre dava konusu iş kazasının oluşumunda davacının %30 oranında kusurlu olduğu, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığı, mahkemenin 27.01.2021 tarihli kusur raporlarının kazanın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olduğu ve bu raporlarla belirlenen kusur dağılımının hükme esas alınması gerektiği kanaatine ulaşılması bu doğrultuda davalı işverenin %70 oranındaki kusuru karşılığı sorumluluğu cihetine gidilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
1.2. Somut olayda, sigortalı ile davalı işverenin kusur durumlarının tespiti için alınan kusur bilirkişi raporunun ehil ve konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edildiği, bilirkişiler tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, davalıya izafe edilen kusur oranının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bilirkişi raporunun tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından dosya kapsamı ile örtüştüğü, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin rapora itibar edilerek karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
1.3. Yargıtay son kararlarında ;”…Dava, cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminatına ilişkin olup mahkemece hesap bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosu verilerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır.
1.4. Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
1.5. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
1.6. Buna göre, kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davacılar murisinin muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre belirlenmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerekmiştir.” yönünde kararlar vermiştir.
1.7. Yargıtay daireleri arasında TRH 2010 tablolarının kullanılması konusunda birlik oluşmakla birlikte, iskonto ve artırım oranları konusunda farklılık vardır. Bazı daireler % 5 iskonto % 5 arttırım derken bazı dairelerce % 10 iskonto ve % 10 artırım denilmiştir. Bu hesaplama yönteminin farazi olduğu konusu açık olmakla birlikte iskonto ve arttırım oranının % 5 kabulü halinde ömür uzamakla birlikte hesaplanan tazminat miktarı düşmektedir.
1.8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3407 Esas 2021/6532 Karar sayılı kararında; “…Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi esasına dayanan pregresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapıldığı ek bilirkişi raporu alınarak.. ” denilerek kararı bozmuştur.
1.9. Yargıtay uygulamalarına göre maddi tazminat miktarının tespiti açısından, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Hesap bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamada SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin rücu edilebilecek kısmına karşılık gelen miktarın tazminattan mahsup edilmesinde hata bulunmadığı. 60 yaş sonrası için yapılan hesaplamanın Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar bilinmeyen dönem yönünden Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin uygulamasının aksine % 5 yerine %10 arttırım ve iskonto uygulanıp ve bakiye ömür TRH 2010 yaşam tablosu yerine PMF yaşam tablosuna göre yapılmışsa da ve bu hesaplama yöntemi Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin içtihatlarına aykırı olsa da; daha önceki iş kazası kaynaklı davalara bakan dairenin görüşüne göre yapılan bu hesaplama yöntemine açık istinaf olmadığından Hukuki güvenilirlik ve sürpriz karar yasağı kapsamında bu husus hükmün kaldırılması sebebi yapılmamış, ilk derece mahkemesince hesap bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
1.10. İşçinin geliri, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilere göre yapılan maddi tazminat hesaplamasında hata bulunmadığı, 60 yaş sonrası için yapılan hesaplama ile SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin rücu edilebilecek miktarın tazminattan mahsup edilmesinde hata bulunmadığı hesaplamanın Yargıtay içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olduğu . İlk derece mahkemesince hesap bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
1.11. Manevi zarar adı ile talep edilecek ve mahkemece hükmedilecek manevi tazminat tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu ilkeler ışığında, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında davacı için takdir edilen 19.000 TL manevi tazminat miktarında hata bulunmamaktadır. Bu yönü ile tarafların istinafı yerinde değildir.
1.12. Ancak, manevi tazminat yönü ile poliçe kapsamında karşılanacak kalemler arasında bulunmadığı maden çalışanları zorunlu ferdi kaza sigorta poliçesinde bedenen zararların giderilmesinin teminat altına alındığı, manevi tazminattan sigorta şirketinin poliçe kapsamında bulunmaması sebebiyle sorumlu tutulamayacağı bu yönü ile -Davalı Doğa Sigorta A.Ş. yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, avalı Doğa Sigorta A.Ş. nin istinaf talebinin bu yönü ile kabulüne karar verilmiş ve ilk derece mahkemesi kararının bu yönü ile kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
1.13. HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının doğru olmadığı anlaşılmakla, davalı Davalı Doğa Sigorta A.Ş.’nin istinaf başvurusunun manevi tazminat yönünden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” gerekçesine dayalı olarak;
2- ” I-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine,
II-Davalı Doğa Sigorta A.Ş.’nin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi gereğince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
III-Asıl ve Birleşen davaların kısmen kabulüne,
1-Davacının talep ettiği 116.859,00 TL maddi tazminatın 06.04.2017 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı … poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Davacının talep ettiği 19.000,00 TL manevi tazminatın 06.04.2017 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’nden tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davalı Doğa Sigorta A.Ş. yönünden manevi tazminat talebinin reddine, ” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile maluliyetin ferdi kaza yönetmeliği usullerine uygun olarak alınmasının gerektiğini, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi hükmünde poliçe limiti ve sorumluluk açısından ilamların icrasında hataya sebebiyet verebilecek nitelikte belirsizliklerin mevcut olduğunu, dava konusunun iş kazasından doğması sebebi ile açılmış başka bir davanın olup olmadığının, varsa işveren poliçesinden destek tazminatını kapsayan bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, ferdi kaza poliçesinin sorumluluk poliçesi olmayıp bilirkişi hesap raporu ile tazminat hesabının yapılmasının hatalı olduğunu, davalı … şirketinin sorumluluğunun kazanın kendisine ihbarı ile temerrüde düşmesinden itibaren başladığını özet olarak beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle zarara uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 14, 16,18 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz istemi yönünden,
Eldeki dava dosyasında, davacının 19.000,00-TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, Mahkemece davacının bu talebi hakkında davanın kabulü ile 19.000,00-TL manevi tazminatın hüküm altına alındığı anlaşılmakla temyizen incelenen tazminat hükmünün; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00-TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2. Davacı ve davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz istemleri yönünden,
2.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.2. Eldeki dava dosyasında; davalı … haksız fiil sorumlusu olmayıp sorumluluğunun kaynağı davalı işverenle yaptığı sigorta sözleşmesine dayandığından davanın açılmasından önce davalılardan Doğa Sigorta A.Ş.’ye davacı tarafça ihtar yapıldığı, başka bir anlatımla söz konusu davalının temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından davalı … şirketinin maddi tazminat davası bakımından dava tarihinden ( 15.10.2020 ) itibaren faizden sorumlu tutulması gerekirken olay tarihinden itibaren sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davacı ve davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz istemleri yönünden;
2.1. Davacı vekilinin hükmedilen karara yönelik temyiz itirazının REDDİNE,
2.2.Davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekilinin hükmedilen karara yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının III üncü bölümü 1 (bir) numaralı bendinde yer alan “1-Davacının talep ettiği 116.859,00 TL maddi tazminatın 06.04.2017 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı … poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya ödenmesine,” ibarelerinin silinerek yerine gelmek üzere, “1-Davacının talep ettiği 116.859,00 TL maddi tazminatın davalı Doğa Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olmak üzere dava tarihinden (15.10.2020) itibaren, davalı … yönünden olay tarihinden (06.04.2017) itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,” ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.