Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1891 E. 2023/2555 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1891
KARAR NO : 2023/2555
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi …’ın paydaşı olduğu 853 parsel sayılı taşınmazda dava dışı eski paydaş….’in 3/12 payını 26.08.2004 tarihinde satış işlemi ile davalılara devrettiğini, müvekkiline davalılar tarafından satışa yönelik bildirim yapılmadığını beyan ederek; ön alım hakkı kapsamında dava konusu hissenin davalılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının murisine ait olan payın mirasçılar adına intikalinin yapılmadığını, bu sebeple satışın bildirilemediğini, davacının satıştan haberdar olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23/03/2021 tarihli 2018/17 Esas, 2021/62 Karar sayılı kararı ile; “davacının murisine ait hissenin halen elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/702 Esas 2019/557 Karar sayılı ilamı ile terekeye temsilci atandığı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda III. numaralı bentte yer alan kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairemizin 16.03.2022 tarih ve 2022/358 Esas 2022/2057 Karar sayılı ilamında; “İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/702 Esas 2019/557 Karar sayılı ilamında taşınmazda paydaş olan davacının, murisi …. terekesine değil …. terekesine temsilci atandığı, davacıya verilen süreye rağmen usulüne uygun şekilde Salih mirasçılarının muvafakatının da sağlanmadığı, bu haliyle davacının davayı açmakta taraf sıfatının bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararında; bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında oluştuğunu, bu şekilde oluşturulan tapu kaydının müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olacağını, İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/702 Esas ve 2019/557 Karar sayılı ilamına davalının itirazı olmadığını, davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, 732 nci maddesi şöyledir: “Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler.”

2. Aynı Kanun’un 734 üncü maddesinde ise, “Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Önalım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır.

3. Ön alım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

4. Ön alım hakkının kullanılmasında davacının payı elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortaklarının birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olarak verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

HUMK’un 440/III- 1. bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY
Son karar öncesi, Dairemizin 16.03.2022 gün ve 2022/358 Esas, 2022/2057 Karar sayılı bozma ilamında, Dairece oluşturulan bozma gerekçesine katılmadığımı, kararın farklı gerekçe ile bozulması gerektiğini etraflıca açıklamıştım.

İlk Derece Mahkemesi, bozma ilamına uyarak davanın usulden reddine karar vermiş ise de, bu karar hatalıdır. Usuli bozma sebebiyle esasen usuli kazanılmış hak da bulunmamaktadır.

Neticeten yukarıda belirtilen kararda yer alan “karşı oy” gerekçesini aynen tekrarlıyorum. Eksik inceleme ve görevli hakimin aydınlatma görevini yerinde getirmemesi, hatalı ara karar kurması neticesi; ilk bozma gereği yerine getirilmediği için, bu yönden kararın tekrar bozulması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.