Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/2566 E. 2023/1928 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2566
KARAR NO : 2023/1928
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/135 E., 2016/213 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, nüfuz ticareti, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme,
SUÇ TARİHLERİ : 01.01.2010, 07.05.2010, 03.06.2011, 15.04.2011
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcıları, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafileri, sanık … ve müdafileri, sanıklar …, … ve …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi iade, Kısmi onama, Kısmi düşme

Cumhuriyet Savcısının yüzüne karşı tefhim olunan karara karşı usul ve yasaya aykırı hususlar içerdiğinden bahisle süre tutum dilekçesi verip kanuni süresi içinde 24.05.2016 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu ancak Cumhuriyet Başsavcı Vekilinin 24.05.2016 tarihli yazısıyla dava dosyasının incelenmesinde temyiz nedeni olabilecek bir hususun tespit edilemediğinin bildirildiği hâlde başka bir Cumhuriyet Savcısı tarafından 18.08.2016 tarihinde sanıklar aleyhine temyiz talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik, sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafileri, sanık … ve müdafileri ile sanıklar …, … ve …’in temyiz istekleri ile sınırlı inceleme yapılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.05.2016 tarihli ve 2012/135 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararı ile
1. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca (7 kez) 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca (5 kez) 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca (2 kez) 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
4. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
5. Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca ikişer yıl altışar ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
6. Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis ve 8.320,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
7. Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezasından çevrilen 4.000,00 TL ve doğrudan hükmedilen 8.320,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanıklar …, …, … ve … müdafileri ile sanık … temyiz dilekçelerinde, kararı temyiz ettiklerini belirtmiş ancak herhangi bir temyiz nedeni ileri sürmemişlerdir.
2. Sanık …’nin temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Sanık …’ın temyiz isteği; yüklenen suçla ilgisinin olmadığına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına,
4. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanığın yüklenen suçu işlemediğine, mahkûmiyet kararının haksız ve hukuka aykırı olduğuna,

5. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; mükerrer yargılama yapıldığına, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine ilişkin gerekçenin yerinde olmadığına, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
6. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanığın yüklenen suçu işlemediğine, hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillere dayanılarak hüküm kurulduğuna, suça konu silah ruhsatlarına ilişkin işlem dosyalarında usulsüzlük bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
7. Sanık … ve müdafilerinin temyiz istekleri; mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.

IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet Savcılarının Temyiz İstemleri Yönünden
Cumhuriyet Başsavcılığının bir bütün olduğu nazara alındığında, Başsavcı Vekilinin kararda temyiz nedeni olabilecek bir hususun tespit edilemediğine ilişkin temyizden vazgeçildiğine yönelik beyanı sonrasında verilen temyiz dilekçesinin hukuki sonuç doğurmayacağı ve hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmıştır.
B. Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
1. Dosya kapsamına göre, suç tarihlerinin suça konu silah ruhsatlarının alındığı 30.10.2009, 18.11.2009, 24.11.2009, 03.12.2009, 14.06.2010, 16.07.2010 ve 14.09.2010 olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği öngörülen 12 yılık olağanüstü zamanaşımı süresinin suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

C. Sanıklar … ve … Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 157 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği öngörülen 12 yılık olağanüstü zamanaşımı süresinin 2010/Ocak olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

D. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
1. Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin suç tarihinin 14.09.2010 olduğu, suç tarihinde polis memuru olarak görev yapan sanık hakkında yargılamanın durdurulması kararının verildiği 09.04.2014 tarihi ile sanık hakkında soruşturma izni verilmesine dair karara karşı yapılan itiraza yönelik Ankara Bölge İdare Mahkemesince ret kararının verildiği 28.01.2015 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu belirlenmiştir.
2. Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun 5271 sayılı Kanun’un 135 ve 140 ıncı maddelerindeki katalog suçlar arasında yer almadığı, bu nedenle iletişimin tespiti ile elde edilen görüşme dökümleri ve fiziki takip sonucu elde edilen görüntüler ve tutanakların delil değerlendirme yasağı kapsamında kaldığı ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delil niteliğinde olmadığı, hükme esas alınan iletişimin tespiti ve fiziki takip sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu nazara alınıp bunlara dair kayıtlar dışında kalan diğer deliller değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, iletişimin tespiti ile elde edilen görüşme dökümleri ve fiziki takip sonucu elde edilen görüntüler hükme esas alınarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Cumhuriyet Savcılarının Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Sanıklar … ve … Hakkında Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2012/135 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafileri, sanık … ve müdafileri ile sanıklar …, … ve …’in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen aykırı/kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2012/135 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.03.2023 tarihinde karar verildi.