YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3372
KARAR NO : 2023/728
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/261 E., 2018/225 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 41 inci maddesi kapsamında taşınmaz sınırlarının düzeltilmesi davasında Sulh Hukuk Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.02.2013 tarihli ve 2013/1039 Esas, 2013/746 Karar sayılı ilamı ile Sulh Hukuk Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen görevsizlik kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro çalışmalarında Samsun ili, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 116 ada 3, 4 ve 9 sayılı parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 93.03, 295 ve 40,16 metrekare yüzölçümü ile davacının murisi … adına tescil edilmiştir.
2.Davacı …, Kadastro Müdürlüğüne müracaat ederek 2007 yılında vefat eden babası adına 26.12.1996 yılında kesinleşen kadastro tespiti sonucu tapuda kayıtlı 116 ada 3, 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında düzeltilmesini talep etmiş, iş bu talebi reddedilmiştir.
3.Davacı vekili dava dilekçesinde; … ilçesi, … Köyü 116 ada 3, 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazların tapuda davacının miras bırakanı … adına kayıtlı olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında, 116 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının yol olarak sınırlandırılmış olduğunu, 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, komşu 2 parsel sayılı taşınmaz ile sınırının hatalı olarak tespit edilmiş olduğunu, 116 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ise komşu 7 parsel sayılı taşınmaz ile sınırının hatalı olarak tespit edilmiş olduğunu, bu hataların 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi gereğince düzeltilmesi için kadastro müdürlüğüne müracaat ettiklerini, ancak kadastro müdürlüğünce eksik inceleme yapılmak suretiyle taleplerinin reddedildiğini beyanla, dava konusu … Köyü 116 ada, 3, 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazların sınır ve yüzölçümlerindeki hataların 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi gereğince düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumetten, aksi yönde karar verilecek ise davanın esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Vezirköprü Sulh Hukuk Mahkemesi 21.02.2012 tarihli ve 2011/824 Esas, 2012/52 Karar sayılı kararı ile; Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca yapılıp davacıya tebliğ edilen bir düzeltme işlemi bulunmadığından red kararına karşı 41 inci maddeye dayanılarak dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.02.2013 tarihli ve 2013/1039 Esas, 2013/746 Karar sayılı kararı ile; “her ne kadar anılan madde hükmünde düzeltme işlemine karşı tebliğden itibaren 30 günlük sürede Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği, dava açılmadığında yapılan düzeltme işleminin kesinleşeceği belirtilmiş ise de, kesinleşen işleme karşı ya da düzeltme talebinin reddine karşı dava açılmasını engelleyen bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca idari işlem basamakları tüketildikten sonra genel mahkemelerde de dava açma olanağı bulunduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2 nci maddesi uyarınca dava konusunun malvarlığı hakkına ilişkin olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. O halde mahkemece görevsizlik kararı verilerek karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz” olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
B.Sulh Hukuk Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Vezirköprü Sulh Hukuk Mahkemesi 12.12.2013 tarihli ve 2013/182 Esas, 2013/431 Karar sayılı kararı ile; açılan davada Vezirköprü Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir.
C. Asliye Hukuk Mahkemesi Kararı
Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 04.04.2014 tarihli ve 2014/156 Esas, 2014/107 Karar sayılı kararı ile; talebin 3402 sayılı Kanun’un 41 inci madde kapsamında hata olarak belirlenen sınırların düzeltilmesi istemine ilişkin olduğu, talebin taşınmazların aynından doğan tapu iptali ve tescil davası olarak nitelenemeyeceği dolayısı ile açılan davada sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı vermiştir.
D. Yargı Yeri Belirlemesi
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 01.10.2015 tarihli ve 2015/6222 Esas, 2015/8129 Karar sayılı kararı ile yargı yeri olarak Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermiştir.
E. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının mülkiyet hakkı uyarınca talepte bulunamayacağı, 20.07.2018 havale tarihli rapor ile dava konusu taşınmazların sınırlarının sabit sınır olmadığı, herhangi bir ölçü, sınırlandırma ve tersimat hatasının da bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, delillerin tam olarak toplanmadığı, keşif sonucu sunulan bilirkişi raporlarına itiraz etmelerine rağmen itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ederek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında taşınmaz sınırlarının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası, 41 inci madddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.