Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9581 E. 2023/2390 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9581
KARAR NO : 2023/2390
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : İlk Derece Mahkemesi Kararı Kaldırılarak Yeniden Hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının şikayetinin süreden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, şikayetin kabulüne, takip dosyasından davacı borçlu adına çıkartılan ödeme emrinin ve kıymet takdir raporunun tebliği tarihinin ayrı ayrı 20.10.2021 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı borçlu dava dilekçesinde; hakkında ilamsız icra takibi yapıldığını 20.10.2021 tarihinde öğrendiğini, dava konusu tebliğ mazbatasının tarafına TK’nın 21/1 maddesi gereğince usulsüz olarak tebliğ edildiğini, tebligat Yönetmeliği gereğince adreste bulunmama sebebinin bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırılarak beyanlarının tebliğ mazbatasına yazılıp imzalatılması, imzadan çekinme halinde bu durumun yazılarak imzalatılmasının zorunlu olduğunu, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini tahkik ve tevsik etmediğini, tahkikatın hangi komşudan yapıldığının belgelendirilmediğini, komşu imzasının alınmaması, müvekkilinin adreste bulunmama sebebinin belirtilmemesi nedenleriyle ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunu, müvekkiline tebliğ edilen kıymet takdirine dair bilirkişi raporunun tebliğinin de aynı sebeplerle usulsüz olduğunu belirterek, davacıya yapılan 05.04.2016 tarihli Örnek 7 ödeme emri tebligatının ve 26.05.2021 tarihli kıymet takdiri bilirkişi raporu tebligatının iptali ile usulsüz tebliğden haberdar olunan 20.10.2021 tarihinin ödeme emrinin ve kıymet takdiri bilirkişi raporunun tebliği tarihi olarak kabul edilmesini, dosya kesinleşmeden konulan hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı tarafından verilen cevap dilekçesinde; davanın süreden ve hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; davacı borçlunun ödeme emri tebliğinden sonra takibe, borca ve fer’ilerine 29/03/2016 tarihinde itiraz ettiğini, ayrıca kıymet takdir raporunun da davacı asile ve davacı vekili Av. …’e elektronik tebligat ile tebliğ edildiği anlaşılmakla davacının ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğine ilişkin ve kıymet takdir raporunun usulsüz tebliğ edildiğine ilişkin şikayetin süreden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı borçlu istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemenin süreden ret kararının hatalı olduğunu, müvekkili hakkındaki icra takibinin 31.03.2016 tarihinde başlatıldığını, ancak borçlu vekili Av. …tarafından ödeme emrinin tebliğinden ve hatta takip harçlarının yatırılmasından önce 29.03.2016 tarihinde sunulan borca itiraz dilekçesi ile takipten haberdar olduğu sonucuna ulaşılamayacağını, kıymet takdir raporu tebligatı da incelenmeden süreden ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca tebligatı alan Av. …’ün Kartal 5. Noterliğinin 23.05.2016 tarih ve 10570 yevmiye nolu Azilname’si ile vekillik görevinin sona erdiğini, kıymet takdiri raporunun tebliğ edildiği tarihte vekalet görevinin bulunmadığını, bu sebeple yapılan bu tebligatın yok hükmünde olduğunu, müvekkiline yapılan ödeme emri ve kıymet takdir raporu tebliğlerinin usulsüz olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını, şikayetin kabulü ile icra dosyasında davacıya yapılan ödeme emri tebligatı ile kıymet takdir raporu tebligatının usulsüz olduğunun tespiti ile TK’nın 32. maddesi gereği tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 20.10.2021 tarihi olarak düzeltilmesine, dosya kesinleşmeden konulan hacizlerin kaldırılmasına, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesi ve davanın açılmasında kusurlu olması nedeni ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen karara karşı davacı borçlu tarafından sunulan istinaf dilekçesi ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme neticesinde icra dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı tarafından, borçlular … ve Hüseyin Saltan aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin davacı borçluya 05.04.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı borçlunun vekili vasıtasıyla 29.03.2016 tarihli dilekçesi ile takibe, işlemiş faize ve tüm fer’ilerine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, alacaklı tarafça Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine 09.06.2016 tarihinde itirazın iptali davasının açıldığını, 17.05.2017 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, karara karşı 10.11.2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 09.03.2022 tarih ve 2022/64 Esas, 2022/284 Karar sayılı ilamı ile davalı borçluya gönderilen dava dilekçesi ve gerekçeli karar tebligatlarının usulsüz olduğunu, taraf teşkili sağlanmadığını, bunun savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden incelenmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, davacı adına kayıtlı bulunan taşınmaza yapılan kıymet takdir raporunun davacı asile ve vekiline tebliğ edildiğini, borçlu …’ın 20.10.2021 tarihinde takip dosyasına sunduğu dilekçe ile borca itiraz ettiğini, icra müdürlüğü tarafından süresinde yapılmayan itirazın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, somut olayda; davacı borçluya gönderilen ödeme emrinin 05.04.2016 tarihinde, kıymet takdir raporunun ise 26.05.2021 tarihinde TK’nın 21/1. maddesine göre tebliğ edildiğini, tebligatlarda muhatabın adreste bulunmama sebebi, adresten geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığı ve tevziat saatlerinden sonra gelip gelmeyeceği hususları belirtilmediği gibi beyanına başvurulan isim ve imzadan imtina eden kişinin ad ve soyadının da belirtilmediğini, bu durumda borçluya çıkartılan her iki tebligatın da TK’nın 21/1. ve Yönetmeliğin 30. maddesi gereğince usulsüz olduğunun anlaşıldığı, yapılan değerlendirmelere göre; borçluya gönderilen ödeme emri ve kıymet takdir raporu tebliği işlemlerinin usulsüz olduğunu, borçlunun bu yöndeki şikayetini takipten haberdar olma tarihinden itibaren en geç 7 gün içinde yapması gerektiğini, takipten haberdar olunan tarihin herhangi bir delille ispatlanabileceğini, usulsüzlüğü iddia edilen tebliğ işlemi yapılmadan önce, borçlu vekili Av. …tarafından borca itiraz ile icra takibini öğrenmiş olmasının, o tarihte mevcut olmayan ve usulsüzlüğü iddia edilen ödeme emri tebliğ işlemini öğrendiği sonucunu doğurmayacağını, kıymet takdir raporunun borçlu vekili Av. …’e tebliğ edilmiş olması takipten haberdar olma olarak kabul edilmiş ise de; Av. …’ün 23.05.2016 tarihli Azilname ile azledilmiş olduğunu, bu nedenle bu tarihten sonra bu vekile yapılan tebligat ile borçlu asilin bu takipten de haberdar olduğunun kabulünün yerinde olmadığını, diğer yandan itirazın iptali davasından borçlunun 10.11.2021 tarihinde yaptığı istinaf başvurusunun dava dilekçesi ve gerekçeli karar tebligatlarının usulsüz olduğundan bahisle kabul edildiğini, buna göre borçluya karşı itirazın iptali davası açılmış olmasının da borçlunun bu takipten haberdar olduğu şeklinde yorumlanamayacağını, dava konusu takip dosyası bakımından borçlunun takipten beyan ettiği tarihten öncesinde haberdar olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığını, bu nedenlerle borçlunun usulsüz tebliğ işlemini öğrendiğini beyan ettiği 20.10.2021 tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü gerekeceğinden, mahkemece, ödeme emrinin ve kıymet takdir raporunun tebliği işlemine yönelik şikayetin kabulü ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca ödeme emrinin ve kıymet takdir raporunun tebliğ tarihinin 20.10.2021 tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı cevap dilekçesini tekrarlayarak davanın reddine karar verilmesini talep ederek, istinaf kararına karşı yasal süresi dahilinde temyiz kanun yoluna başvurduklarını belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usulsüz tebligat şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanunu 16. madde, Tebligat Kanunu 10. madde, 21. madde, 32. madde.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.