YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1569
KARAR NO : 2023/1894
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/629 E., 2021/2447 K.
DAVACILAR : 1- … 2- …İnş. Mob. Turz. Oto. Telekom. İth. İhrc. San Ve Tic. Ltd. Şti. … (03.04.2023 vekillikten çekildi)
DAVA TARİHİ : 30.04.2014
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1261 E., 2018/473 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli ve katılma yoluyla davacılar vekilince duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.05..2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı vekili Avukat … geldi. Tebligata rağmen gelen olmadı. Davacılar vekilinin vekillikten çekildiği ve vekillikten çekilme dilekçesinin bila ikmal iade edildiği görüldü. Yerel mahkemece vekillikten çekilme dilekçesinin tebliğe çıktığı ve henüz sonuçlanmadığı anlaşıldı. Avukatlık Kanuna göre tebliğden itibaren 15 gün süreyle devam etmesi ve mazeretinin olmaması nedeniyle açık duruşmaya devamına oy birliği ile karar verildi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşeron sıfatı ile davalı yüklenici ile imzaladığı sözleşme gereği davalıya iş bedelinin iki katı oranında teminat senedi verdiğini, ancak davalı tarafından “teminat senedidir” yazılı kısmın kesilerek senet üzerinde tahrifat yapılmak sureti ile senedin takibe konulduğunu, müvekkilinin davalıya borçlu değil bilakis alacaklı olduğunu, takibe konu senet bakımından borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taşeronun sözleşmeye göre 30 günlük iş süresi içerisinde edimlerini sözleşmeye uygun yerine getirmediğini, bu hususların davacıya ihtar edildiğini, ancak davacının işi zamanında ve gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkilinin işi kendi personeli ve üçüncü kişilere tamamlattığını, buna yönelik faturaların dosya kapsamına sunulduğunu, davacıların müvekkiline olan borçlarından dolayı takibe konu senedi verdiklerini, bu senedin takibe konulduğunu ve takibin kesinleştiğini, davacının tahrifat ve teminat senedi iddialarını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının üstlenmiş olduğu işi tam ve gereği gibi yerine getirmediği, işin toplam bedelinin 72.000,00 TL olduğu gözününde bulundurulduğunda eksik ifa nedeniyle sadece 32.400,00 TL lik bir ücrete hak kazandığı, Davalı taraf her ne kadar eksik bırakılan işler nedeniyle zarara uğradığını iddia etmiş ve bir takım faturalar da ibraz etmiş ise de faturaların dayanaklarını sunmadığından ve davalı taraf yapılan iş oranında bir kazanç elde ettiğinden, davalının, davacının yukarıda hesaplanan (32.400,00TL lik) alacağını ödemesi gerektiği, dolayısıyla davacıların dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadıklarının da kabulü gerektiği anlaşılmakla; Davanın kabulüne, davacılar… İnş. Mob. Turz. Oto. Telekom. İth. İhrc. San Ve Tic. Ltd. Şti. ve … ‘ın İstanbul 13 İcra Müdürlüğünün 2014/9454 esas sayılı icra dosyasında davalı alacaklıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının kötüniyeti ve ağır kusur tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davacıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili; şikayetleri üzerine davalı aleyhinde İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/578 Esas sayılı dosyasından, Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/49 D.iş sayılı dosyası ile davalı- sanığın talimat yolu ile alınan 26/04/2017 tarihli ifadesinde davalının, senedi teminat olarak aldığını ikrar ettiğini, sanık aleyhinde ceza verilerek hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verildiğini, müvekkili firmanın alt taşeron olarak, davalı-şirketin almış olduğu işin bir kısmını yapmak üzere davalı-şirket merkezinde sözleşme yaptığını ve tarafların anlaştığını, sözleşmenin 5. maddesi gereği yapılacak işin bedelinin 72.000,00 TL olarak belirlendiğini, sözleşmenin 16. Maddesinde yazılı olduğu üzere, iş bedelinin iki katı olan 144.000,00 TL lik senedin teminat olarak davalı tarafından alındığını, müvekkilinin, verdiği senedin üst kısmına “ teminat senedidir devir ve ciro edilemez” şeklinde kayıt düştüğünü, senedin tanzim tarihi yanındaki ve keşide tarihi üzerindeki paraf-imzaların sahte olduğu gibi, senedin üst tarafına ( tediye tarihi – Türk Lirası ibaresinin üstü) yazılmış olan “Teminat senedidir devir ve ciro edilemez” ibaresinin kesilerek senedin tahrip edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyeti ve işin mucibince davalının, davacı-müvekkiline mal satışı veya bir hizmette bulunmuş olmasının da olası olmadığını, bilakis sözleşme gereğince müvekkilinin alacaklı olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini, sözleşme aşamasından itibaren kötüniyetli olan davalının, davacının hak ettiği ödemeleri yapmamak için, çeşitli engeller ile davacının işini tamamlamasına mani olduğunu, bir süre sonra da işyerine girişini yasaklattığını, nitekim Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/801 Esas sayılı dosya ile taraflar arasında yapılan yargılama neticesinde davacının davalıdan alacaklı olduğunun kesinleştiğini, kesinleşme şerhli kararın dosyaya celbedildiğini, müvekkilinin mağduriyetini, davalının da asıl işvereni olan modern karton firma yetkililerine intikal ettirdiğini, bunun üzerine Modern Karton firmasının da davalıya bir takım yaptırımlar uyguladığını, bunun üzerine intikam hisleri ile hareket eden davalının; kendince müvekkilini cezalandırmak, davacıyı daha da mağdur etmek maksadı ile elindeki teminat seneti üzerinde oynama ve tahrifat yapmak sureti ile kötüniyetli olarak icra takibine koyduğunu, davalının kötüniyetinin, mahkeme kararları, bilirkişi raporları vede ikrarı ile ortada iken tazminat taleplerinin ret edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacıların sözleşme uyarınca üstlenilen edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğinin Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/801 Esas sayılı kesinleşmiş kararı ile sabit olduğunu, dolayısı ile müvekkili şirketin eksik kalan işleri başka taşeron şirketlere yaptırmak zorunda kalmış ve bu nedenle de yansıtma faturası tanzim ederek tebliğ ettiğini, davacı yanın ise söz konusu faturaları muhasebe kayıtlarına işlemediğini, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlar tetkik edildiğinde toplam 204.607,79 TL alacak bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, mahkeme kararına esas teşkil eden bilirkişi raporunda faturalara dayanak belgelerin ibraz edilmediği belirtilmiş ise de, inceleme sırasında bu yönde talepte bulunulmadığını ve taraflarınca bilirkişi raporuna bu yönü ile itiraz edilmiş olmasına rağmen, mahkeme tarafından eksik inceleme ve araştırma neticesi hüküm tesis edildiğini, takip konusu bononun aslı tetkik edildiğinde bononun takip borçlusu tarafından tanzim ve imza edildiğinin görüleceğini, takip konusu senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmede de bu yönde bir hüküm yer almadığını, icra takibine konu edilen kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, davacı yanca dosyaya yazılı bir delil ibraz edilemediğini, mahkemece bu hususta tanık dinlendiğini, dosyada mevcut beyan dilekçelerinde de beyan edildiği üzere, yazılı delil ile ispatlanması gereken bir hususta tanık dinlenmesine muvafakatlerinin bulunmadığını ve tanık beyanlarının gerçeğe aykırı beyanlar içerdiğini, yazılı delille ispatlanması gereken bir hususta davacı yanca yazılı delil ve evrak sunulamadığından takip konusu bononun teminat senedi olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için dava konusu senedin teminat senedi olduğu kabul edilse dahi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 26/2 maddesinde yer alan “ … sözleşme’sinin feshi halinde işveren ayrıca, mahkemeden hüküm almaksızın … madde 10’daki müeyyidelerin uygulanmasına ilaveten … madde 16’da belirtilen teminatlara el koyarak bunları irad kaydetmeye yetkilidir. “ hükmü uyarınca müvekkili şirketin takip konusu senedi irad olarak kaydetmeye ve hükme hacet olmaksızın takibe koymaya yetkili olduğunu, mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, eksik inceleme ve araştırma neticesi hüküm tesis edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, davacı yanca üstlenilen işin 30 günlük süre içerisinde tamamlanması gerektiği, süresinde tamamlanamaması üzerine 30.09/2013 tarihinde işten el çektirildiğini ve işlerin bu tarihten sonra müvekkili şirketin kendi çalışanları ve taşeronları tarafından tamamlandığını, müvekkili şirketin işin teslim edilmesi gereken tarihten, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar cezai şart hakkının bulunduğu ve tazminata hak kazandığı göz ardı edilerek, hesaplama yapılmadığı beyan edilen bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca, takibe konu senedin sözleşme kapsamında teminat olarak verildiğini ileri sürdüğünden, bu hususu ispat külfetinin davacıda olduğu, Sözleşmenin “Teminatlar” başlıklı 16. Maddesinde, davacı taşeronun nakit ödeme istemesi halinde davalı iş sahibine sözleşme bedelinin 2 katı kadar teminat senedi vereceği kararlaştırılmış olduğu, iş bedelinin 72.000,00 TL olarak belirlendiği ve takibe konulan senedin 144.000,00 TL bedelli olduğu ve sahtecilik suçundan davacı yüklenici tarafından davalı hakkında yapılan şikayet üzerine İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin 2016/578 Esas sayılı dosyasından açılan davada, Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin 2017/49 D.iş sayılı dosyası ile davalının talimat yolu ile alınan 26/04/2017 tarihli ifadesinde davalı yüklenicinin senedi teminat olarak aldığını ikrar etmesi, sanık aleyhinde ceza verilerek hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verilmesi ve davalı vekilinin aşamalardaki ceza dosyasında müvekkili tarafından yapılan ikrarın yanlışlıkla yapıldığına yönelik beyanları karşısında takip dayanağı senedin davacı tarafça davalıya sözleşme gereğince teminat olarak verildiği sonucuna varılmakta olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; Davalının takibe konu senedi teminat senedi olduğunu kabul etmesine karşın kötüniyetli olarak takibe koyduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, lehlerine kötüniyet tazminatı hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; Davacıların taraflar arasındaki sözleşmedeki edimlerini tam olarak yerine getirmediklerinin Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/801 Esas sayılı dava dosyasındaki kesinleşmiş kararı ile sabit olduğunu, müvekkilinin eksik kalan işleri başkasına yaptırdığını, buna ilişkin faturaların dosyaya sunulmuş olmasına karşın bilirkişilerce faturaya dayanak belgelerin dosyaya ibraz edilmediği gerekçesi ile değerlendirmeye esas alınmadığını, inceleme sırasında böyle bir talepte bulunulmamış ise de sonradan bu hususta rapora itiraz edildiğini, ancak itirazın değerlendirilmediğini, takip konusu senedin teminat senedi olduğunun yazılı delil ile ispatlanması gerekirken buna ilişkin bir delil sunulmadan mahkemece senedin teminat senedi olduğunun kabul edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin işveren tarafından haklı feshi halinde teminatın irat kaydedilebileceğine ilişkin hükmün olduğunu, hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, davacının edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirmemesine rağmen müvekkilinin sözleşme gereği cezai şart ve irat kaydetme hakkı bulunduğu hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadan verilen kararın haksız olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın bulunup bulunmadığı, faiz türünün ve başlangıç tarihinin doğru belirlenip belirlenmediği hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri, İİK 72. maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taraflar arasında 05/08/2013 tarihli, çatı söküm işi konulu sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin ” Teminatlar” başlıklı 16. Maddesinde, davacı yüklenicinin nakit ödeme istemesi halinde davalı iş sahibine sözleşme bedelinin 2 katı kadar teminat senedi vereceği kararlaştırılmıştır.
2.1. Davacının iş bedeline ilişkin açtığı davada, Çorlu 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/801 Esas ve 2015/333 Karar sayılı 08/04/2015 tarihli kararda, davacı … İnş. Ltd. Şti nin sözleşmeden kaynaklanan 32.400,00TL alacaklı olduğuna karar verilmiş, anılan karar Yargıtay 15 Hukuk Dairesi’nin 20/10/2016 tarih 2016/3702 Esas ve 2016/4341 Karar sayılı ilamı ile onanmış ve kararın 03/01/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
2.2. Davalı yüklenicinin, davacının yarım bıraktığı ve kendisi tarafından tamamlandığını iddia ettiği işlere yönelik sunduğu faturaların;
– 30/09/2013 T. … Numaralı, Davalı tarafından muhatap davacıya karşı düzenlenmiş, Modern Karton Şantiyesi Adınıza Yapılan Masraflar Toplamı açıklamalı KDV dahil 26.224,32TL bedelli fatura
– 01/11/2013 T. 070744 Numaralı, Davalı tarafından muhatap davacıya karşı düzenlenmiş, Modern Karton Şantiyesi Adınıza Yapılan Masraflar Toplamı açıklamalı KDV dahil 143.960,00TL bedelli fatura
– 29/11/2013 T. … Numaralı, Davalı tarafından muhatap davacıya karşı düzenlenmiş, Modern Karton Şantiyesi Adınıza Yapılan Masraflar Toplamı açıklamalı KDV dahil 31.407,47TL bedelli fatura olduğu görülmüştür.
2.3. Sahtecilik suçundan davacı yüklenici tarafından davalı hakkında yapılan şikayet üzerine İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin 2016/578 Esas sayılı dosyasından açılan davada verilen 08.01.2019 tarihli kararda davalı şirket yetkilisinin ‘‘…Müşteki teminat senedi hazırlayarak bana geldi.’’ beyanında bulunduğu, katılan ile sanığın yetkilisi olduğu şirket arasında yapılan sözleşme gereğince sözleşmede yapılacak işin bedelinin 72.000 TL olacağı, taşeron nakit ödeme isterse işverene sözleşme bedelinin iki katı tutarında teminat senedi vereceğinin kararlaştırılmış ve üzerine teminat senedidir devir ve ciro edilemez yazısı yazılarak sanığa verildiği, sanığın teminat senedidir devir ve ciro edilemez yazısını keserek, tediye tarihini değiştirerek, hamili kısmından … yazısını çizip sanığın kendi şirketini yazdığı, düzenleme tarihi yanında ve senedin sağ üst köşesinde bulunan imzayı sahte olarak attığı ve senedi İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinden aldığı ihtiyati haciz kararına istinaden İstanbul 13. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2014/9454 esas sayılı dosyası ile icraya koymak sureti ile üzerine atılı resmi Belgede Sahtecilik suçunu işlediği, katılanın alınan bilirkişi raporu ile uyumlu beyanları, katılan tarafından Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/801 Esas sayılı dava dosyası açıldıktan sonra senedin icraya konulmuş olması, katılanın alacaklı olduğu ve borcunun olmadığının Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ve İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 Esas 2018/473 Karar sayılı dava dosyaları ile tespit edilmesi, menfaatin sanığa ait olması nedeni ile davalı şirket yetkilisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 22/02/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
2.4. Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi ile İstanbul 13. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2014/9454 esas sayılı takip dosyasına konu senedin, taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesindeki sözleşme bedelinin iki katına kadar teminat verilir hükmüne uygun olduğu ve yukarıda yer verilen ceza dava dosyasında davalı şirket yetkilisinin takibe konu senedin teminat senedi olduğu hususundaki beyanları karşısında teminat senedi olduğu, alınan teminat karşısında davalının eksik bırakılan ve kendisi tarafından tamamlandığı iddia edilen işlere yönelik sunduğu faturaların ise denetime el verişli olmadığı, bu halde sözleşme ilişkisinin sona erdiği, davalının herhangi bir gecikme tazminatı ya da alacak isteminde bulunmadığı, kötüniyet tazminatının ise koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından verilen hükmün hukuka uygun olduğuna kanaat getirilmiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden taraflardan ile davacılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına,
Dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davacılar lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
17/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.