Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/18275 E. 2013/16545 K. 19.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18275
KARAR NO : 2013/16545
KARAR TARİHİ : 19.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, Mühür bozma
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, Sanık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-) Sanık hakkında karşılıksız yararlanma (elektrik enerjisi hırsızlığı) suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yokluğunda verilip 22.10.2012 tarihinde tebliğ edilen kararı, 1412 sayılı CMUK’nın 310.maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süreden sonra 31.10.2012 tarihinde temyiz eden katılan vekilinin temyiz isteğinin aynı Kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II-) Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan 23.07.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
6352 sayılı Yasanın geçici 2.maddesinin 2.fıkrası uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilmesine dair Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.07.2012 tarihli kararının sadece elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan kurulan hükümle ilgili olduğu, sanık hakkında 23.07.2010 tarihinde mühür bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile bu hükme karşı sanık tarafından yapılan temyiz başvurusunun geçerli olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) Suç için, yasada kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı ceza (hapis cezası) ve para cezası seçenekli olarak öngörülmüş olup da, mahkemece özgürlüğü bağlayıcı cezaya (hapis cezasına) hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez. (Yeni TCY. M. 50/2) Bu durumda yasada yalnızca adli para cezasına çevrilemeyeceği belirtildiği için, önlemlere çevrilebilir.
TCK’nın 203/1.maddesindeki mühür bozma suçunun tanımında hapis cezası ile adli para cezası seçenekli olarak öngörülmüştür. Mahkemece hapis cezasına hükmedilmesine karşın, bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi suretiyle aynı Yasanın 50/2. maddesine aykırı davranılması,
2-)- 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5491 sayılı ”Çek Kanunu” ile 3167 sayılı ”Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un” yürürlükten kaldırıldığı, sanığın adli sicil
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I

kaydındaki ilamlara konu olan ve 3167 sayılı Kanun’un 13/1.maddesinde düzenlenen “çek defterini geri vermeme” eyleminin suç olmaktan çıkartıldığı, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6-a. maddesinde gösterilen “kasıtlı suçtan mahkum olmama” nesnel (objektif) koşulunun bulunduğu, aynı yasanın 231/6-c.maddesinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen mühür bozma suçundan doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararın belirlenmediği gözetilerek, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6.fıkrasının (b). bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, “işlediği suçtan pişmanlık duyduğu, kişiliğinin olumlu olduğu” belirtilerek sanık hakkında TCK’nın 62.maddesinin uygulandığı ve hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesine karar verildiği halde, hükmün gerekçe kısmında “adli sicil kaydındaki mahkumiyet ilamına göre ileride bu yönde bir suç işlemeyeceği bakımından mahkemede vicdani kanaat oluşmadığı” biçimindeki gerekçelerle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle kararda çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesinin yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son. maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının GÖZETİLMESİNE, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.