YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12498
KARAR NO : 2023/2209
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ….Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2021 tarihli ve 2021/486 Esas, 2021/479 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3-5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63 maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.02.3022 tarihli ve 2022/89 Esas, 2022/113 sayılı Kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.03.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının (lehe/aleyhe) temyiz istemi özetle;
-Usul ve kanuna aykırı mahkumiyet kararı verildiğine,
-Kabule esas alınan sanığın kolluk aşamasındaki beyanlarının hukuka aykırı olduğuna, avukat ve kolluk hakkındaki şikayetlerin yeterince araştırılmadığına, bu beyanların hükme esas alınamayacağına,
-Kovuşturma aşamasında beyanlarından dönen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına,
-Hukuki nitelendirmenin yanlış yapıldığına, eğer ceza verilecekse de TCK’nın 220/7 maddesinden hüküm kurulması gerektiğine,
-Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla … Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; dosya kapsamında yer alan tanıkların beyanları ile ve sanığın inkar öncesi savunmaları ile sabit olduğu üzere sanığın PKK/KCK terör örgütü mensuplarını ikametinde barındırması, yemek hazırlaması, erzak temin etmesi, örgütsel toplantı yapılması amacıyla uygun ortam hazırlaması ve örgütsel toplantılara iştirak etmesi, örgüt mensuplarıyla görüşmeler yapması, HTS kayıtlarına göre sanığın haklarında aynı suçtan soruşturma/kovuşturma yürütülen bir çok kişi ile iletişim halinde olduğunun tespit edilmesi, sanığın etkin pişmanlık kapsamında soruşturma aşamasında verdiği beyanların çok ayrıntılı olması ve örgüt dışı kişilerce bilinmesinin mümkün olamayacağı, hususlarının tümü beraberce değerlendirildiğinde; sanığın bu şekilde milislik faaliyeti yürüttüğü, sanığın yukarıda bahsedilen eylemleri gereğince PKK/KCK terör örgütü mensuplarını ikametinde barındırdığı, yemek hazırladığı, erzak temin ettiği, örgütsel toplantılara katıldığı, ağabeyi Pars (K) M. E. ile birlikte örgüt üyeleriyle farklı tarihlerde görüşmeler yaptığı, Pars (K) M. E.’ün talimatlarıyla hareket ettiği, sanığın milislik görevini doğrulayan ve sanığın örgütle ilişkili olduğunu belirten tanıkların beyanlarının mevcut olması ile sanığın örgüt içindeki görevinin doğrulandığı, sanığın örgütün inkar politikasına girerek örgütsel bağını sürdürdüğü, sanığın bu şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemleriyle örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, örgüt ile organik bağ kurarak örgüt üyesi vasfını kazandığı, bu itibarla silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılarak mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1.Sanığın SEGBİS ile savunmasının alınmasına muvafakat etmesi, savunma esnasında SEGBİS sisteminde savunmayı zafiyete uğratacak kesinti olduğuna dair tespitin bulunmaması, bu yöntemle savunma alınmasının, silahların eşitliği ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde sanığın savunmasında zaafiyet yaratmadığının anlaşılması karşısında, tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2.Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında sanık müdafinin temyiz istemi değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemeyen, kod adı kullanmayan, terör örgütü içinde ideolojik veya silahlı eğitim aldığına, örgütün dağ kadrosu veya milis güçleriyle bağlantısını gösteren veya ilişkisini belirleyen delil bulunmayan sanığın soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak alınan beyanına göre PKK/KCK silahlı terör örgütü mensubu olduğu anlaşılan sanığın abisi Pars kod adlı M.E. ile görüşmeye gelen örgüt mensuplarını eve alarak 2-3 kez yemek hazırlamaktan ibaret eylemlerinin tek başına silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmayacağı ancak örgüt mensuplarını aile evine kabul ederek yemek hazırlamak ve abisi Pars kod M.E. Eve çağırmak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Kabul ve uygulamaya göre de;
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61/1. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK’nın 61/3 üncü maddesine aykırı davranılması hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden …Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.02.3022 tarihli ve 2022/89 Esas, 2022/113 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise …Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.04.2023 tarihinde karar verildi.