Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3301 E. 2023/4277 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3301
KARAR NO : 2023/4277
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/21 E., 2022/436 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelenmesinden geçen kurum işleminin iptali ve aylık bağlanması istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 21. Hukuk (kapatılan) Dairesince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İkinci kez verilen karar davalı SGK vekilince temyiz edilmiş olup Dairemizce temyiz istemlerinin kabulü ile ikinci kez bozma kararı verilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen üçüncü karar davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/379 esas ve 1999/737 karar sayılı kararı ile eşinden ayrıldığını ve yaptığı müracaat üzere davalı kurum tarafından 01.11.1999 tarihi itibariyle yetim aylığı, annesi nedeniyle de 01.04.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığını, ancak yakınları tarafından hazırlanan bir komplo sonucunda, kontrol memurlarınca 29.03.2010 tarihli rapor tutulduğunu, ölüm ve yetim aylığının kesildiğini ve 01.10.2008 sonrası yapılan ödemelerin borç olarak kaydedildiğini, müvekkilinin boşandığı eşi ile boşandığı tarihten itibaren aynı çatı altında bir araya gelmediğini, hazırlanan 29.03.2010 tanzim tarihli “kontrol memuru raporunun” iptali talebiyle … l. İş Mahkemesinde açtıkları 2010/860 esas sayılı davanın 18.09.2014 tarih, 2014/379 esas ve 2014/616 sayılı kararla reddedildiğini, Yargıtayca onandığını, müvekkilinin davalı kuruma 08.04.2015 tarihli dilekçe ile müracaat ederek, boşandığı kocasından ayrı yaşadığını, görevli kontrol ve denetleme memurlarının gönderilmesini, gerekli denetlemenin yapılmasını, yeniden rapor hazırlanmasını ve vefat eden annesi ve babası nedeniyle ölüm aylıklarının yeniden bağlanmasını talep ettiğini, talebinin reddedildiğini, müvekkilinin maddi manevi mağdur olduğunu, bu nedenle müvekkilinin boşandığı eşinden ayrı yaşadığının tespiti ile kesilen ölüm ve yetim aylıklarının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile eşinin, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararınca 07.10.1999 tarihinde anlaşmalı olarak boşandığını, davacının boşanmasının ardından kuruma başvurarak babasından dolayı 01.11.1999 tarihinde yetim aylığı bağlandığını, ayrıca 01.04.2008 tarihinde de annesinden hak sahibi sıfatı ile ölüm aylığı bağlandığını, Kurumun inceleme işlemleri neticesinde davacı …’un boşandıktan sonra eski eşi … ile birlikte yaşadığının anlaşıldığını, Kurumun yetkili denetim servisinin yaptığı inceleme ve tespit neticesinde davacıya bağlanan ölüm aylığının kesildiğini, davacının yersiz olarak almış olduğu aylıklar karşılığı ve sarfına sebep olduğu sağlık giderleri karşılığı borç kaydedildiğini, davacının kurumca yapılan borç bildirimine rağmen ödeme yapmadığını ve bahse konu borç bildirimine itiraz ettiğini, davacının itirazının haksız ve yersiz olması nedeniyle, itirazının red edildiğini ve yazı ile durumun kendisine bildirildiğini, Kurum kontrol memurlarınca yapılan denetim sonucu 29.03.2010 tarihli denetim raporu düzenlendiğini, denetim raporu incelendiğinde davacının, eşinden muvazaalı olarak ayrıldığı ve evlilik birliğinin fiilen devam ettiğinin dosya kapsamından açıkça anlaşıldığını, davacının Kurum aleyhine … 1.İş Mahkemesinde açtığı davanın red edildiğini ve bu dosya ile birleşen … 10.İş Mahkemesi dosyasında, davacısı Kurum davalısı … olan itirazın iptali davasının ise kabul olduğunu, mahkeme kararının Y.21.HD’nce onanarak kesinleştiğini, davacının ve eşinin durumunda değişiklik bulunmadığından, … 1.İş Mahkemesinin kesinleşmiş kararına rağmen davacının aynı konuda ve aynı taleple dava açmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, HMK 303. Madde gereğince ‘Kesin Hüküm’ nedeniyle işbu davanın reddi gerektiğini, davacının, eşinden muvazaalı olarak ayrıldığı ve evlilik birliğinin fiilen devam ettiğini beyanla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2015/247 Esas, 2016/535 Karar sayılı kararıyla; “Mahkememizce toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu, samimi tanık beyanları, yapılan zabıta tahkikatı vs. birlikte değerlendirildiğinde davacının yeniden tahsis talebinde bulunduğu 08.04.2015 tarihinde, boşandığı eşi …’dan ayrı, … … ve … … adresinde ikamet ettiği ve … isimli şahsın şizofren hastası oğluna baktığı resmi kayıt ve tanık beyanları ile sabit olduğundan, davalı Kurumun red işleminin iptali ile davacı …‘un müteveffa annesi…’dan dolayı 03/1288215 tahsis dosyasından yeniden yetim aylığı bağlanması gerektiği” gerekçeleri ile “Davanın kabulüne, davacının 08.04.2015 tarihli başvurusunun reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile davacıya yeniden yetim aylığı bağlanmasına,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.11.2017 tarihli ve 2017/572 Esas, 2017/1547 Karar sayılı kararıyla; “… 14. İş Mahkemesi’nden verilen 01.12.2016 tarih, 2015/247 Esas ve 2016/355 Karar sayılı kararına yönelik davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 21. Hukuk (kapatılan) Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarihli ve 2018/502 E. 2018/2715 K. sayılı ilamı ile; “Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının eşi Eşi …’dan 04.10.1999 tarihinde boşandığı, Kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken 22.02.2008 tarihinde vefat eden annesi…’un, yaşlılık dosyasının ölüm dosyasına dönüştüğü ve kızı …’a 19.03.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, hak sahibi …’un babası …’un Kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken 26.02.1997 tarihinde vefat ettiği, yaşlılık dosyasının ölüm dosyasına dönüşmediği, …’a babasından dolayı yetim aylığı bağlanmadığının bildirildiği, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 29.03.2010 tarih ve 68 sayılı rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak Kurumca, 01.11.2008-30.09.2010 dönemi ödenen 13.502,44 TL tutarındaki aylıklar ve işleyen faizinin borç çıkarıldığı, anlaşılmıştır.

Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 29.03.2010 tarih ve 68 sayılı raporda; 26.03.2010 tarihinde Bahçelievler … …/… adresine gidilerek araştırma ve inceleme yapıldığı, anılan adreste …, boşandığı eşi …, kardeşi Mualla Obuz ve kızı…’nın bulunduğu, …, ve boşandığı eşi … ve …’nın beyanlarının alındığı, adreste bulunan Ufa Apartmanı Yöneticisi …’nın; “18 numarada oturuyorum apartman yöneticisiyim 2 numarada Turan bey ve eşi beraber yaşıyorlar. Biz boşandıklarını bilmiyoruz.1-2 yıl önce taşınma zamanı evli olduklarını söylediler. Boşandıklarını sizden duydum…” dediği, görülmüştür.

Bayraklı Polis Merkezi Amirliğinin 17.06.2016 tarihli yazısında; … … sayılı adreste yapılan araştırmada, adı geçenin bu adreste … isimli şahsın şizofren hastası yakınına baktığı ve bu adresten ayrılarak evrak üzerinde belirtilen … … sayılı adrese taşındıkları, bu ikametin … isimli şahsın oğlu Selçuk Güven’e ait olduğu ve … ‘un şizofren hastası Serdar Güven isimli şahsa 5 yıldır baktığı, evrak üzerinde belirtilen Tersane Mahallesi 1675/1 Sokak No:12 D:1 … sayılı adreste 2013 ile 2016 yılları arasında … isimli şahsın kiracı olarak kaldığı, … isimli şahsın yaklaşık 25 yıl önce eşi …‘dan boşandığı ve hiç beraber yaşamadıkları yönünde bilgiler elde edildiğinin bildirildiği görülmüştür.

Denetmen raporuna göre davacı ve eşinin birlikte yaşadığına ilişkin kuvvetli deliller bulunduğu, dosyada iki davacı tanığı dinlendiği, tutanak tanığının Mahkemede beyanına başvurulmadığı, Mahkemece birlikte yaşama olgusunun irdelendiği ancak kesin kanıya varmak için yeterli olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda; yukarıda izah edilen açıklamalar doğrultusunda; davacının eşinin kayıtlı olduğu adreslerdeki abonelikler araştırılmalı, komşu ve muhtar beyanları alınmalı, tutanak tanığı dinlenmeli, davacının … kayıtları dosya içinde olduğundan karşılaştırma için eşinin … kayıtları, getirtildikten, sonra sonuca göre karar verilmelidir.” hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli 2018/251 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararı ile; “Davanın Kabulüne, Davacının 08.04.2015 tarihli başvurusunun reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile davacıya yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,” karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 25.10.2021 tarihli ve 2021/4663 E. 2021/12839 K. sayılı ilamı ile; “Davacı … 1. İş Mahkemesinin 2014/394 esas sayılı dosyasından boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla davalı kurumca tesis edilen işlemin iptaliyle kesilen aylığın yeniden bağlanması talepli dava açmış, Mahkemenin 2014/616 karar sayılı 18.09.2014 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay 21.Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesinde 26.01.2015 tarih ve 2014/23243 Esas, 2015/1180 Karar sayılı ilamla ilk derece mahkemesi kararı onanmış ve böylece karar kesinleşmiştir.

Davacı bu kez 08.04.2015 tarihinde davalı kuruma müracaatla boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını beyanla yeni bir talepte bulunmuş, fakat kurum tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmadan talebin reddedilmesi üzerine işbu dava ikame edilmiştir.

Mahkemece; davalı Kurumun red işleminin iptali ile davacı …‘un müteveffa annesi…’dan dolayı 03/1288215 tahsis dosyasından yeniden yetim aylığı bağlanması gerektiği kanaati ile davanın kabulüne, davacının 08.04.2015 tarihli başvurusunun reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile davacıya yeniden yetim aylığı bağlanmasına, karar verilerek dosya … Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.Kurum vekilinin istinaf başvurusu ilgili Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiş, karar davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2018/502 Esas, 2018/271 Karar sayılı, 22.3.2018 tarihli ilamıyla, “ Denetmen raporuna göre davacı ve eşinin birlikte yaşadığına ilişkin kuvvetli deliller bulunduğu, dosyada iki davacı tanığı dinlendiği, tutanak tanığının Mahkemede beyanına başvurulmadığı, mahkemece birlikte yaşama olgusunun irdelendiği ancak kesin kanıya varmak için yeterli olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda; yukarıda izah edilen açıklamalar doğrultusunda; davacının eşinin kayıtlı olduğu adreslerdeki abonelikler araştırılmalı, komşu ve muhtar beyanları alınmalı, tutanak tanığı dinlenmeli, davacının … kayıtları dosya içinde olduğundan karşılaştırma için eşinin … kayıtları, getirtildikten, sonra sonuca göre karar verilmelidir.” denilerek huzurdaki davada talebin kurumun ilk işleminin iptaline ilişkin olduğu nitelemesiyle geçmişe dönük araştırma yapılması yönünde bozma kararı vermiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak geçmişe dönük olarak araştırma yapılmış ise de esasen değerlendirilmesi gereken husus 08.04.2015 tarihli davacı talebinden sonraki sürede davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığıdır.” hususlarına işaret edilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 08.04.2015 tarihinden sonraki dönemde davacının tanık … ile aynı adreslerde ikamet ettiği, polis raporu ile doğrulandığı üzere tanık …’in hasta çocuğuna baktığı, … kayıtlarına göre davacı ile boşandığı eşinin aynı tarihlerde aynı hastanelerde tedavi görmedikleri, … İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının yazı cevabı ekinde gönderilen “Seçmenin Seçim Bilgilerinin Geri İzleme” ekran çıktılarına göre 08.04.2015 tarihinden sonraki dönemde davacı ile boşandığı eşinin farklı adreslerdeki farklı sandıklarda oy kullandıkları anlaşılmıştır. 08.04.2015 tarihinden sonraki döneme ilişkin davacı ile boşandığı eşinin yaşantılarını bilebilecek başkaca tanık tespit edilememiş olması, dinlenen tanıklar … ile …’in beyanlarının birbiriyle uyumlu olması, diğer tanık …’nın 08.04.2015 tarihinden sonraki yaşamına ilişkin bir bilgisinin bulunmaması karşısında davacı ile boşandığı eşinin kayıtlı oldukları adreslerde davacının aylık bağlanması için talepte bulunduğu 08.04.2015 tarihinden sonraki dönemlerde birlikte yaşamadıkları ispatladığından davanın kabulüne” karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşayıp yaşamadığı hususunun yeterince araştırılmadığı, kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun’un 56/2 inci fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile boşandığı eşinden ayrı yaşadığının tespiti ve kesilen ölüm ve yetim aylıklarının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56/2 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı SGK vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı SGK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.