YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13
KARAR NO : 2023/4979
KARAR TARİHİ : 12.07.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2014 Tarihli ve 2013/702 Esas, 2014/678 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2014 Tarihli ve 2013/702 Esas, 2014/678 Karar sayılı kararının katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 16.09.2019 Tarihli ve 2017/7297 Esas, 2019/12291 Karar sayılı kararı ile katılanın yaralanmasına ilişkin adli tıp kriterlerine uygun ve hüküm kurmaya elverişli rapor aldırılması ve sanığın eyleminin tam olarak ne olduğu mağdurdan sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2022 Tarihli ve 2019/639 Esas, 2022/447 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri katılanın nitelikli yaralanmasından sanığın sorumlu tutulması gerektiğine, adli rapor içeriklerinin çelişkili olduğuna, Mahkemenin suç vasfının kabulüne göre uzlaşma hükümlerinin ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirsiz olmasına göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık müdafiinin temyiz sebepleri sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, ertelemeye, vesaireye ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılan arasında olay günü gürültü yapma meselesinden çıkan tartışmada sanığın beden yoluyla katılanı yaraladığı kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmaları, katılan ve tanık anlatımları, adli raporlar, tutanaklar, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, ertelemeye, vesaireye ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamayı inkar etmişse de katılan ile tanık beyanlarından sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile dosyada mevcut deliller ile hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmedi, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm olduğu adli sicil kaydından tespit edilmekle sanık hakkında erteleme hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. O yer Cumhuriyet savcısının, katılanın nitelikli yaralanmasından sanığın sorumlu tutulması gerektiğine, adli rapor içeriklerinin çelişkili olduğuna, Mahkemenin suç vasfının kabulüne göre sanığın
üzerine atılı suçun uzlaşmaya tabi olduğuna, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenememesi nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
a) Adli Rapor
Katılanın olayın hemen sonrasında alınan 24.09.2013 tarihli kolluk ifadesinde sanığın, kendisine taş fırlattığını, taşın sol omuz kısmına isabet ettiğini, sağ elinden de bir cismin isabeti neticesinde yaralandığını belirttiği, tanık Ş.D.’nin de aynı tarihli kolluk ifadesinde sanığın attığı taşın katılanın omzuna isabet ettiğini beyan ettiği, katılan hakkında … Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen olay tarihli adli raporda yer alan “yüzde yaygın hipermi, sağ el 5. parmakta hareket kısıtlılığı, sol omuz ve sol kol hareket kısıtlılığı olduğu” şeklindeki bulguların anılan beyanlarla uyumlu olduğu ancak katılanın yaralanmasına ilişkin düzenlenen sonraki raporlar da katılanın vücudunda kırık meydana gelip gelmediği konusunda çelişki bulunduğu yine katılanın … Şifa Hastanesinde sol omzundan geçirmiş olduğu 11.01.2021 tarihli ameliyatın olayla illiyet bağının olup olmadığı hususunda yeterli incelemenin yapılmadığı, bu haliyle dosyadaki mevcut raporların hüküm kurmaya elverişsiz olduğu, söz konusu çelişkinin giderilebilmesi, katılanın yaralanmasına ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı ve 87 nci maddesinde öngörülen tüm hususların aydınlatılması amacıyla katılanın tüm tedavi evrakları, raporları varsa film ve grafileri ile birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna sevk edilerek yaralanmasının niteliği hususunda yeniden raporu alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken çelişkili raporlara itibar edilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
b) Haksız Tahrik
Olayın başlangıcına ilişkin taraf anlatımlarının farklılık arzettiği ve kavganın başlagıcına ilişkin olayda tarafsız tanıkların açıklayıcı bilgi sunamamaları dikkate alındığında ve sanığın aksi kanıtlanamayan savunması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
c) Kabule Göre Uzlaşma
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kamu davasının açıldığı ve fakat mahkemece yapılan yargılama sırasında sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, yargılama sırasında değişen suç vasfı itibariyle anılan suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı gözetilerek, taraflar arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekliliğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2-a, b ve c) paragraflarında açıklanan eksik inceleme, haksız tahrik ve uzlaştırma işleminin yapılmaması nedenleriyle … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2022 Tarihli ve 2019/639 Esas, 2022/447 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.07.2023 tarihinde karar verildi.