YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7524
KARAR NO : 2023/6722
KARAR TARİHİ : 25.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/17 Esas, 2016/66 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2015 tarihli ve 2015/2191 Soruşturma, 2015/941 Esas, 2015/181 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2015 tarihli ve 2015/186 Esas, 2015/179 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli ve 2015/17 Esas, 2016/66 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 75 tam gün karşılığı 3.750,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 29.04.2016 tarihli süre tutum dilekçesi ile; usul ve yasaya aykırı olan kararı temyiz ettiğini bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Çanakkale Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanın davalı sıfatının olduğu ortaklığın giderilmesi davasını takip etmek ve alacaklısı olduğu çekle ilgili takip başlatmak üzere 16.10.2014 tarihli vekaletname ile katılanın vekilliğini üstlendiği ve dava masrafı aldığı halde ilgili davayı takip etmeyerek ve icra takibi başlatmayarak katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği iddia ve kabul edilerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Çanakkale Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; katılanın davalı sıfatının olduğu Çanakkale Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/903 Esasında kayden görülen ortaklığın giderilmesi davasında kendisini temsil etmesi ve hamili olduğu 4.000,00 TL bedelli çeke ilişkin icra takibi başlatması için sanığa bahse konu çek ile birlikte masraf olarak 200,00 TL para ve vekaletname verdiğini beyan etmesi, sanığın katılan ile görüştüklerinde dava açmak için 1.800,00 TL masraf gerektiğini konuştuklarını, para ve çek almadığını savunması, tanıklardan …’in ortaklığın giderilmesi davasında tarlanın içerisinde bina olduğu için 1.500-1.800 TL civarında masraf ile ayrı bir dava açılması gerektiğinin konuşulduğunu, katılanın para veya çek vermediğini, diğer tanık …’nin ise katılanın dava ve icra takibi için 200,00 TL ve çeki verdiğini, bir hafta sonra sanık ile buluştuklarında işlemleri takip ettiğini söylediğini beyan etmesi karşısında maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla mahkemece katılanın icra takibi yapılması amacıyla sanığa verdiği çek bilgileri ile ortaklığın giderilmesi davasının takibi için ayrı bir ücret anlaşması yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılmasından sonra, iddia, savunma, katılan ve tanık beyanlarından hangisine neden üstünlük tanındığı ve bu sonuca nasıl ulaşıldığı hususları tüm deliller değerlendirilerek, denetime elverişli olacak biçimde karar yerinde tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması karşısında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince sanık hakkında kanunen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken subjektif koşullar değerlendirilerek anılan hükmün takdiren uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Hakkındaki hapis cezası adli para cezasına çevrilen, seçenek tedbire çevrilmeyen sanığa, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca seçenek tedbirin gereklerini yerine getirmemenin sonuçlarının ihtar edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında kurulan hükümde, sonuç olarak adli para cezası verilmesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (5275 sayılı Kanun) 108 inci maddesine göre sadece hapis cezaları yönünden mükerrirlere özgü infaz rejiminin söz konusu olması karşısında uygulama imkanı olmayan 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin tatbikine karar verilmesi,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli ve 2015/17 Esas, 2016/66 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.05.2023 tarihinde karar verildi.