YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3712
KARAR NO : 2023/4880
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3445 E., 2022/3935 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/389 E., 2022/351 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile ölüm aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı SGK tarafından müvekkili hakkında vefat eden sigortalı babası Veli İlhan’dan dolayı almakta olduğu yetim aylığının kesilme işleminin iptal edilmesi talebi ile Denizli 1. İş Mahkemesinin 2010/650 Esas ve 2013/615 Karar sayılı dosyasında 09.12.2010 tarihinde dava açıldığını ve yargılama sonucunda müvekkilinin almakta olduğu yetim aylığının iptal edildiğini, müvekkilinin Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/587 Esas ve 1995/555 Karar sayılı kararı ile eşinden 29.11.1995 tarihinde boşandığını, ayrıca boşandığı eşi ile fiilen bir arada yaşamadığını ve görüşmediğini, müvekkilinin önceki dava sırasında eski eşiyle birlikte yaşamadığını ve davadan sonrada eşiyle herhangi bir birlikte yaşama durumunun söz konusu olmadığını, hatta müvekkilinin eski eşi …’in 2010 yılından itibaren … isimli bir kadınla birlikte yaşadığını ve bu kadından 3 tane çocuğunun olduğunu, müvekkilinin şu an Acıpayam merkezde oğlu … ile birlikte kaldığını, eski eşi …’in ise … adlı bir şahıs ve ondan olma 3 çocuğuyla birlikte Yeşildere Mahallesinde ikamet ettiğini, müvekkiline ve eski eşine ait mernis, seçmen kütüğü, nüfus kayıt örnekleri alındığında müvekkilinin eski eşi ile birlikte yaşamadığının ortaya çıkacağını, müvekkilinin yetim aylığının kesilmesinden sonra herhangi bir gelirinin bulunmadığını, müvekkilinin yaş ve eğitimi itibarıyla çalışabilecek durumda olmadığını, eşiyle ayrı yaşadığının da tereddüte mahal vermeyecek şekilde kesin olduğunu, bu haliyle müvekkilinin şartları oluşmuş olduğundan babasından kalan yetim aylığını almak için SGK’ya başvuruda bulunduğunu ancak SGK tarafından usul ve yasaya aykırı olarak talebinin reddedildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.03.2013 tarihli, 2012/10-1154 Esas ve 2013/360 Karar sayılı kararında, “Kuşkusuz hak sahibine, fiili birlikteliğin sona erdiği tarihten itibaren, diğer koşulların da varlığı durumunda gelir veya aylık bağlanacağı açıktır.” denildiğini, müvekkilinin almakta olduğu yetim aylığı kesilmiş olduğundan müşkül ve muhtaç durumda olduğunu beyanla; kurum işleminin iptali ile müvekkilinin babasından almakta olduğu yetim aylığının tekrar bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın usul ve yasaya aykırı olup reddedilmesi gerektiğini, davanın görülmesinde yetkili Mahkemenin Denizli mahkemeleri olduğunu, Acıpayam Mahkemesinin yetkili olmadığını, genel yetki kuralına göre davanın görülmesinde davalının ikametgahının yahut şubesinin bulunduğu yer Mahkemesi yetkili olup bu dava konusuyla ilgili başkaca özel yetki kuralının olmadığını, genel kural gereği müvekkili kurumu merkezinin bulunduğu … yahut işlemi yapan şube niteliğindeki Denizli SGK İl Müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili Mahkeme tayininde dikkate alınabileceğini, dava konusuna ilişkin kesin hükmün söz konusu olduğunu, aynı taleplerle açılmış bulunan davanın Denizli 1. İş Mahkemesinin 27.09.2013 tarihli, 2010/650 Esas ve 2013/615 Karar sayılı ilamıyla reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, o halde aynı taleplerle tekrar dava açılmış olması sebebiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davanın esas yönünden de reddi gerektiğini, davacının, Kuruma yapmış olduğu 16.11.2016, 08.05.2018 ve 26.07.2018 tarihli tahsis müracaat dilekçelerinin değerlendirildiğini, aylığının kesilmesine ve buna dair Kurumu haklı gören Mahkeme kararına mesnet olgu ve durumlarda herhangi bir değişiklik olmadığından yeni bir işlem yapılamadığını bildirir cevap yazılarının gönderildiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve boşandığı eşinin adreslerinde yapılan emniyet araştırmalarında tarafların ayrı yaşadıklarının tespit edildiği, tanık beyanları, Mernis, Medula ve seçmen kayıtlarının birbirinden farklı olması, tanık beyanları ve davacının boşandığı eşinin davacı ile son ortak çocuğundan sonra … isimli kişiyle birlikteliğinden olan 15.03.2018 doğum tarihli iki kız çocuğu bulunduğu, davacı ve eşinin sonradan biraraya geldiğine dair bir tespit yapılamaması karşısında davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın esas yönünden reddi gerektiğini, davacının kuruma yapmış olduğu 16.11.2016, 08.05.2018 ve 26.07.2018 tarihli tahsis müracaat dilekçelerinin değerlendirildiğini, aylığının kesilmesine ve buna dair kurumu haklı gören mahkeme kararına mesnet olgu ve durumlarda herhangi bir değişiklik olmadığının tespit edildiğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası olduğunu ve bu fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verildiğini, 5510 sayılı Kanun’un “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59 uncu maddesinde, bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceğini, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında belirledikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin, yemin dışında her türlü kanıta dayandırılabileceğini, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunun belirtildiğini bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, toplanan deliller özellikle boşandığı eşinin başka bir kadınla olan beraberliği bu kadından ikisi hayatta üç çocuğu olması, zabıta araştırması, tanık beyanları, AKS kayıtları, seçmen bilgileri, geri izleme raporları davacı ve boşandığı eşinin artık birlikte yaşamadığını, yasanın 35/3 üncü maddesinin şartlarının bulunduğunu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması ile aksi yöndeki kurum işleminin iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 35 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.