YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15930
KARAR NO : 2023/2391
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2018 tarihli ve 2018/162 Esas, 2018/361 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 221/4,62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/2370 Esas, 2019/923 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanununun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın eylemlerinin örgütün görünen yüzü ortaya çıkmadan öncesine ilişkin olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’ın en son olarak Çay ilçesinde Şekerbank Şubesinde Şube müdürü olarak görev yapmakta iken FETÖ/ PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında tutuklandığı, örgütün stratejisi çerçevesinde propaganda ve finansal kaynak sağlamak için düzenlediği moral motivasyon artırmak amacıyla gezi adı altında kamufle ettikleri haklarında yine örgüt üyeliği soruşturması bulunan ve haklarında dava açılan kişilerle birlikte yurt dışı seyahatleri düzenledikleri, bu itibarla sanığın 05.05.2011 tarihinde İstanbul Sahiba Gökçen Havalimanından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü şüphelileri; M.Ç., H.Y., L.T., Y.E. yine 22.04.2012 tarihinde Konya Askeri Havalimanından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü şüphelileri; Ö.Ş., S.B., H.K., M.Ç. ile birlikte yurt dışına çıkış yaptığı, özellikle Nepal ülkesine yapılan gezilerin örgüt gezisi olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, zira örgütün Türkiye’de bulunan her ili kendi kurumlarının bulunduğu ülke ile kardeş yaptığı, bu kapsamda Afyonkarahisar ilinin kardeş ülkesinin Nepal olduğu, Nepal’de bulunan örgüt kurumlarının giderleri ve o ülkede yaptığı örgüt faaliyetlerinin masraflarının Afyonkarahisar ilinden himmet, zekat, burs, kurban vb. adlar toplanan paralarla karşılandığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün disiplini ve stratejisi gereği örgütsel bağının artırılması ve örgütün ideolojisinin aşılanması ve örgüte eleman kazandırılması ve finans sağlanması amacıyla örgüt tarafından 06.04.2013 tarihinde Uğur Plaza Otelde düzenlenen toplantıya H.K., M.Ç., Y.E., H.K. ile birlikte, 10.01.2015 tarihinde Turguhouse Otelde düzenlenen toplantıya B.Ş., A.K., Ş.Ö., Y.E., H.K., B.M., A.Y., M.A., A.İ., M.K., S.Ü., Y.G. ile birlikte katıldığı ve bu suretle sanığın örgütsel otel toplantılarına katıldığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olduğu için el konulan ve örgütün Finansal ayağındaki kuruluşu olan Bank Asyaya örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in “Bankaya sahip çıkılması ve para yatırılması” yönündeki talimatı üzerine 01.01.2014 tarihinden sonra bankada bulunan mevcut hesabı üzerinden 04.02.2014 tarihnide 11.000 TL, 11.09.2014 tarihinde 20.000 TL tutarında katılım hesapları açtırdığı ve böylece silahlı terör örgütünün finansal kuruluşuna örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda hareket ederek destek sağladığı, sanığın örgüt üyeleri dışında kimsenin kullanmasına izin verilmeyen, özel bir yazılım olarak üretilen ve örgüt mensuplarının deşifre olmadan kendi aralarında haberleşmelerini sağlamaları amacıyla kullanıma sunulan, uygulama kullanıcılarının kendi aralarındaki mesaj ve mail trafiklerinden örgütün haberleşme aracı olarak kullanıldığı anlaşılan, gizli görüşmelerine örgüt dışından kimselerin erişemeyeceğine güvenilen ve kullanımı sadece kendilerine has olan uygulama üzerinden yaptıkları, gizli ve önemli görüşmelerin bu uygulama üzerinden yapılmasının “uygulamada örgüt üyeleri dışında kimsenin bulunmadığını ve uygulamada örgüt üyeleri dışında hiç kimsenin kullanıcı olarak kayıt olamadığını bilmelerinden” kaynaklanmakta olduğu, yine kendileri dışında kimsenin mail ve mesaj içeriklerine erişemeyecek olmasının “örgüt üyelerinin bu platformda rahatça illegal faaliyetlerini paylaşmalarının ve fikir alışverişinde bulunmalarının” önünü açtığı, uygulama incelendiğinde sistemde her kullanıcının kendisine ait bir adet tanımlı ve birbirinden farklı ID numarası olduğu görüldüğünden sisteme girişte uygulamanın kullanıcıya kendisine özgü ve kimliği niteliğini taşıyan bir numara verdiğinin görüldüğü, bu uygulama kurulduktan sonra kişiye otomatik olarak bir ID numarası tahsis ettiğinden dolayı benzer yapıdaki diğer anlık mesajlaşma uygulamaları gibi olmadığı, telefonun kişi listesi ile uygulamanın kişi listesinin senkronize olmadığı, yine bununla birlikte şifre paylaşımının yapılarak kişilerin birbirlerini programa ekledikleri, bu sebeple ID numarası kullanıcı adı şifresi bilinmeyen bir kişinin kişiler listesine eklenmesinin mümkün olmadığı, uygulamanın örgütsel amaçla kullanılması ve herkesin uygulamaya kendi isteğiyle dahil olamaması nedeniyle sanığın kriptolu bir program olduğu anlaşılan ByLock programını kullandığı, nitekim sanığın da alınan beyanlarında bu programı kullandığını kabul ettiği ve 2015 yılında sohbet hocası H.B. tarafından kendisinin telefonuna bu programın yüklendiğini beyan ettiği, bunun yanı sıra dosyada mevcut ByLock tespit ve değerlendirme tutanağından da kullanıcı adının sanığın adından ve nüfusa kayıtlı olduğu il olan Afyonkarahisar’ın plaka kodundan oluştuğunun ve şifresinin de sonundaki “yd” harflerinin sanığın ad ve soy adının başharfleri olduğunun anlaşıldığı dolayısıyla sanığın ByLock kullanıcısı olduğu hususunda şüphe bulunmadığı, yukarıda içeriğini belirttiğimiz Yargıtay kararı ile de örgütün haberleşme programı olduğu kabul edilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle bu ağa dahil olan sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının gerekmediği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil sayılacağı, bu teknik verilerin sayısal bilgilerle yukarıda detaylı olarak belirtildiği, gerek sanığın ByLock kullanıcısı olması ve ByLock içerikleri, gerekse sanığın sözde sohbetlere 2015 yılında katıldığına, bu sohbetlerde örgüt liderinden de bahsedildiğine ve sohbet hocalarının H.B. olduğuna dair beyanları dikkate alındığında; bu itibarla sanığın haklarında soruşturma yürütülen örgüt üyeleriyle irtibatlı olduğu, örgütün bağının artırılması, örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte eleman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla haftada bir ya da iki defa periyodik olarak düzenlenen, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in kitaplarının okunarak CD’lerinin izlendiği, örgüte kaynak sağlamak amacıyla bu toplantılarda zekat, himmet, burs ve kurban parası adı altında para toplandığı, toplanan bu paralara ilişkin herhangi bir kayıt tutulmadığı, gizlilik esasına riayet edildiği için paraların elden alındığı sözde dini sohbet adı altında kamufle edilerek meşrulaştırılmaya çalışılan ve örgüte eleman ve finans temininde örgütün adeta can damarı niteliğindeki tümüyle gizlilik esaslı örgüt toplantılarına katıldığı, bu suretle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ideolojisini benimsediği, bu itibarla sanığın silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla da tespit edilen Fetullahçı terör örgütüne üye olduğunun mahkememizce yapılan yargılama, sanığın ikrarlı beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığı,
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.03.2016 Tarih ve 2015/5452 Esas, 2016/1983 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “… Örgüte adam kazandırma ile mali yardım toplama faaliyetleri içerisinde yer aldıkları, örgütün yapılanmasının oluşturulması yönünde faaliyetlerde bulundukları, örgütün diğer üyeleri ile sürekli irtibat kurdukları anlaşılmakla, eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında, örgütle organik bağ kurdukları anlaşılan sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde…” kararı da dikkate alındığında sanığın örgüt faaliyetleri kapsamında yurt dışına çıkış yaptığı, örgütsel otel toplantılarına katıldığı, örgütün finans kuruluşuna destek olduğu, örgüt üyeleri dışında kimsenin kullanmasına izin verilmeyen ve örgüt içi kapalı devre haberleşme amacıyla özel bir yazılım olarak üretilen detay ve kullanım bilgileri yukarıda belirtili ByLock isimli kriptolu haberleşme programını kullandığı, sanığın gerek ByLock kullanıcısı olması ve ByLock içerikleri, gerekse sanığın sözde sohbetlere 2015 yılında katıldığına, bu sohbetlerde örgüt liderinden de bahsedildiğine ve sohbet hocalarının H.B. olduğuna dair beyanlarına bağlı örgüt üyeleri ile irtibatlı olması nazarında mahiyeti yukarıda izah edilen örgütün sözde dini sohbet adı altındaki örgüt toplantılarına katıldığı, bu itibarla sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumunun mevcut olduğu ve bu suretle sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği değerlendirilmiştir.
Sanığın; sohbetlere katıldığını, bu sohbetlerde Fetullah Gülen’den bahsedildiğini, ByLock programının 2015 yılında H.B. isimli sohbet hocası tarafından telefonuna yüklendiğini, 2011 yılında arkadaşları ile Nepal’e gittiklerini, orada örgüt okulunu da ziyaret ettiklerini, YA. ile ByLock’tan görüştüklerini ve yazıştıklarını, Y.’nin ByLock listesinde kayıtlı oluğunu söylediği, teşhisler yaptığı anlaşılmakla ve sanığın örgütle bağlantısını samimi olarak ikrar etmesi ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemesi neticesinde yukarıda açıklanan etkin pişmanlık hükümlerinin koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmış ve sanığın pişmanlığı, verdiği bilgilerin yargılamalara katkısı nazara alınarak, TCK’nın 221/4 üncü maddesi gereğince, cezasında takdiren 2/4 oranında indirim yapıldığı görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı ancak;
1-)Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi bağlamında sanığın örgütteki konumu kaldığı süre, faaliyetlerinin mahiyet ve yoğunluğu, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, TCK 61/3 üncü maddesi gereğince suçun unsuru olan hususların temel cezanın belirlenmesinde esas alınamayacağına ilişkin düzenleme de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun, adil bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden toplanıp tartışılan delillere ve dosya kapsamına da uygun düşmeyen yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayin edilmesi,
2-)Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve TCK’nın 221/4-2 nci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı,
faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, TCK’nın 314/2 nci ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddeleri uyarınca verilen cezalarda üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK’nın 221/4-2 nci cümle maddesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun daha makul oranda indirim yapılması gerekirken, dosya kapsamı ile uyuşmayan ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.05.2019 tarih 2018/2370 Esas, 2019/923 sayılı Kararı ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.