Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/15891 E. 2023/513 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15891
KARAR NO : 2023/513
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

D U R U Ş M A T A L E P L İ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2018 tarihli ve 2018/200 Esas, 2018/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3 üncü madde yollamasıyla 5/1 inci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.02.2019 tarihli ve 2019/11 Esas, 2019/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ilk cümlesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; söz konusu tarihte adı konulmuş bir terör örgütünün bulunmamasına ve sanığın bilerek ve isteyerek söz konusu örgüte üye olmamasına, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının bulunmamasına, bilirkişi raporunun kesin delil olmamasına, Bank … hesabının maaş hesabı olmasına, sanığın eşinin beyanlarının baskı altında eşini koruma gayesi ile verilmiş olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte TCK’nın 220/7’de düzenlenen yardım etme hükümlerinin uygulanabileceğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda; sanık savunmaları, ByLock tespitine ilişkin kayıtlar ve Bank Asyaya ilişkin kayıtlar, bilirkişi raporları, tanık beyanları, HTS kayıtları, iddia, nüfus ve adli sicil kayıtları, raporlar, tunanaklar ve tüm dosya kapsamına göre; sanık … hakkında FETÖ/silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanık … alınan savunmasında özetle, 0545 (…) (..) 18 numaralı hattın eşinin adına kayıtlı olduğunu, yine 0545 (…) (..) 17 numaralı hattın da eşi adına kayıtlı olduğunu, bu hattın eşi tarafından kullanıldığını, sonu 18 ile biten hattı işi bir yere gittiğinde evde bıraktığını, hattın ev telefonu mantığıyla kullanıldığını, ByLock programını kullanmadığını, eşinin ByLock kullanıp kullanmadığını bilmediğini, çocuklarını Özel … Kolejine gönderdiğinin doğru olduğunu, kendisi ve eşinin çalışmasından ötürü ve mesai bitene kadar okulda çocukların kalabildiği için gönderdiğini, örgütsel anlamı olmadığını, iddianamede yer verilen SGK kayıtlarının doğru olduğunu, dershanede çalışmaya başladığı dönemde maaş hesabı olarak Bank Asyada hesap açtırdığını, hesap hareketlerinin doğru olduğunu, çağrı üzerine para yatırmadığını, sohbet toplantılarına katılmadığını, kimseye sohbet vermediğini, iddianamede isimleri geçen kişileri tanımadığını, eşinin avukatlardan sorumlu olup almadığı hususunda bilgisinin olmadığını, HTS kayıtlarının doğru olduğunu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini savunduğu, tanık B.A. beyanlarında sanığın eşi olduğunu, 16.11.2016 tarihli savcılık beyanlarının doğru olmadığını, işinin de tutuklanmasından korktuğu için o şekilde beyanda bulunduğunu, eşinin sohbet toplantılarına katılmadığını, kadın avukatlara sohbet vermediğini, eşinin yapıya ait kurumlarda çalıştığının doğru olduğunu, ancak 17/25 Aralık sürecinden sonra eşini çalıştığı kurumdan çıkarttığını, 0545 (…) (..) 18 nolu hattın kendisine ait olduğunu, ev telefonu maksadıyla aldığını, 0545 (…) (..) 17 numaralı hattı kullandığını, sonu 18 ile biten hattın evde bulunduğunu, çocukları ve eşinin kullandığını, hattın internetini kullandığını, eşinin teknoloji bilgisinin zayıf olduğunu, ByLock kullanmadığını beyan ettiği, dosyada mevcut yerel mahkemenin 2017/149 esas sayılı dava dosyasında yargılanmakta olan tanık B.A. ile ilgili alınan ByLock raporundaki tespitler ve 18.05.2018 günlü rapora göre sanığın kullandığını beyan ettiği 0545 (…) (..) 18 numaralı hat üzerinde ByLock programına giriş yapılan tarih, saat ve dakikadaki Baz istasyonları ile BTK kayıtlarındaki bilgilerin örtüştüğü, sanığın ev hanımı olması, eşi B.A.’nın kullanmış olduğu diğer hatta tespit edilen ByLock kaydındaki HTS kayıtları, Baz istasyon bilgilerinin aynı bölgede olduğu, 0545 (…) (..) 18 nolu hatta hafta içi mesai saatleri içerisinde girildiği, sanığın eşi B.A.’nın kamu kurumunda çalışıyor olması nedeniyle mesai saatleri içerisinde kendi telefonunda da aynı programın olması nedeniyle bu programa sanığın eşi tarafından girildiği yönünde değerlendirme yapıldığı, buna göre 17.01.2015-14.11.2015 tarihleri arasında MİT tarafından tespit edilen 9 hedef IP numarası içerisinde yer alan sonu 137 ve 181 ile biten IP numaralarına dosyada mevcut 13.03.2018 günlü rapor içeriğine göre 9.858 kez giriş yapmak suretiyle ByLock kullandığının tespit edildiği yönünde bulgulara yer verildiği anlaşılmıştır.
Sanığa isnat edilen örgüt üyeliği suçunun değerlendirilmesi noktasında sanık savunmaları, ByLock, Bank …, tanık beyanı ile diğer iddialar bir bütün halinde değerlendirilmiştir. Buna göre; sanığın eşi B.A.’nın Aksaray’da avukatlardan sorumlu imam olduğu iddiası ile yargılandığı dosyada aldırılan ByLock raporuna göre sanık …’nun kullanmış olduğu B.A. adına kayıtlı 0545 (…) (..) 18 nolu telefonda yukarıda belirtilen ByLock raporlarında belirtildiği üzere ByLock programını kullandığı, 2006-2014 yılları arasında örgütle iltisaklı kurum ve kuruluşlarda SGK kayıtlarının bulunduğu, sanığın örgütün finans kuruluşu olan Bank Asyada hesabının olduğu, ancak bu hesaptaki hareketlerin maaş hesabı olduğu, sanığın eşi B.A.’nın soruşturma aşamasında sanıkla alakalı vermiş olduğu beyanları duruşmada inkar ettiği, sanığın alınan savunmasında suçlamaları kabul etmediği görülmüş ise de, BTK kayıtları, bilirkişi raporları, sanığın eşinin beyanları ve soruşturma aşamasındaki beyanları, raporlar, tutanaklar, SGK kayıtları bir bütün halinde değerlendirildiğinde savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya dönük olduğu ve bu nedenle itibar edilemeyeceği, ByLock içeriklerinin beklenmesine rağmen dosyaya intikal etmediği, ancak BTK kayıtları, bilirkişi raporları ve dosyadaki diğer tespitler bir bütün halinde dikkate alındığında sanığın örgütün gizli kriptolu haberleşme programı ByLock’u kullanmak, örgütle iltisaklı kurumlarda uzun yıllar çalışmak ve eşinin soruşturma aşamasındaki beyanları dikkate alındığında örgütsel faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgüt hiyerarşisi içerisine girip bilerek ve isteyerek örgütsel faaliyetlerde bulunduğunun, örgütle organik bağ kurduğunun, faaliyetlerinin çeşitliliği ve yoğunluluğunun da yukarıda belirtilen şekilde ortaya konulması nedeniyle örgüt üyesi sıfatıyla örgüt içerisinde yer aldığı noktasında mahkememizce tam ve kesin bir vicdani kanaat oluşmuş, her ne kadar sanığın eşi B.A. soruşturma aşamasındaki beyanlarını baskı üzerine verdiğini, kabul etmediğini belirtmiş ise de, tanığın bu beyanlarının yerel mahkemece kabul edilmediği, zira tanığın, sanığın eşi olması ve eşini koruma iç güdüsü ile cezadan kurtulmak amacıyla soruşturma aşamasındaki beyanlarını inkar ettiği sonucuna varılmış, tanığın beyanlarına itibar edilmemiş, sanığın bu şekilde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan TCK’nın 314/2 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ve müdafiinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
c) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir. Sanığa ait Bank … dökümlerine ait rapor da incelendiğinde mahkemenin Bank … hesap dökümünü hükme esas almaması yerindedir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 ncı maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesinin dışında sanık müdafiiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasındaki “TCK’nun 58/9 uncu maddesi yollaması ile aynı yasanın 58/6 maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nın 58/9 maddesi” ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.