Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4449 E. 2023/5564 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4449
KARAR NO : 2023/5564
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1567 E., 2023/231 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/460 E., 2022/60 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin Temmuz 2010 ile Kasım 2018 tarihleri arasında geçen süre içerisinde davalı şirket bünyesinde çalıştığını, müvekkilinin SGK hizmet dökümünde 05.10.2010 tarihinde davalı işyerinde işe başlamış gözükse de işverenin işe başlangıçta da girişini 3 ay sonra bildirdiğini, müvekkilinin çalıştığı dönemlerde işveren tarafından eksik prim ödemesinin bulunduğunu tespit ettiğini, müvekkilinin aynı işyerinde 2010 yılından bu yana kesintisiz olarak çalıştığını iddia ederek müvekkilinin davalı şirket bünyesinde belirtilen tarihler arasında bir fiil çalıştığının ve bu süre içerisinde eksik ödenmiş bulunan sigorta primlerinin tespiti ile eksik primlerin işverence tamamlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; döncelikle davacı taleplerine zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden itiraz ettiklerini, işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri incelendiğinde davacının dönem dönem davalı işyerinde çalıştığının görüleceğini, kesintisiz çalıştığı iddiasının kesinlikle doğru olmadığını, davacının iş akdinin sona erdiği tarihlerde işkurdan işsizlik ödeneği aldığını, eğer çalıştığını iddia ediyorsa işsizlik ödeneği için neden başvuruda bulunduğunu, kesintisiz çalışmış ise neden işsizlik ödeneği almak için başvurduğunu, davacının davalı işyerinde belirli dönemlerde çalıştığını, bu dönemlere ilişkin sigorta primlerinin eksiksiz olarak yatırıldığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

2.Fer’i müdahil … vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddini, bu olmadığı takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı işyerindeki çalışmalarının sürekli olmadığı ve davalı işyerinden yapılan hizmet bildirimleri dışında çalışmasının kanıtlanamadığı, sonuç olarak davacının dava konusu talebinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini, itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından” gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine
karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2) Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

3) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

4) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında mahkemece yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece yapılacak iş; davacının 05.10.2010-30.04.2012 tarihleri arasında davalı şirkete ait 39668 numaralı iş yerinde 566 gün, 26.09.2012-15.11.2012 tarihleri arasında 1027301 numaralı iş yerinde 50 gün, 16.11.2012-16.01.2013 tarihleri arasında 1027472 numaralı iş yerinde 61 gün, 17.01.2013-08.03.2013 tarihleri arasında 1027872 numaralı iş yerinde 53 gün, 09.03.2013-06.04.2013 tarihleri arasında 1027471 numaralı iş yerinde 29 gün, 19.02.2014-30.01.2015 tarihleri arasında 1031628 numaralı işyerinde 340 gün, 26.02.2016-31.03.2016 tarihleri arasında 1037804 numaralı iş yerinde 34 gün, 01.04.2016-30.09.2016 tarihleri arasında 1294050 numaralı iş yerinde 180 gün, 01.10.2016-30.12.2016 tarihleri arasında 1033267 numaralı iş yerinde 90 gün ve 09.05.2018-30.11.2018 tarihleri arasında 1044147 numaralı iş yerinde 203 gün hizmet kaydının bulunduğu, davacının davalıya ait birçok iş yerinden bildirimleri yapıldığı gözetilerek, davacıya davalıya ait hangi iş yerinde çalıştığının sorulması, çaycı olarak çalıştığı için davalıya ait büro işyerinde çalışıp çalışmadığının tespit edilerek eğer büro iş yerinde ise aralıklı çalışmadan söz edilemeyeceği de dikkate alınara, komşu iş yeri ve bordro tanıklarının beyanları alındıktan sonra tanık anlatımları arasındaki çelişki de giderilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.