YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/468
KARAR NO : 2023/2404
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, davanın kabulüne dair yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı … Başkanlığının, Maliye Hazinesinden devir suretiyle davalı … Belediyesi adına tescil edilen dava konusu 10286 ada 14 parsel de bulunan 249,00 m2 yüzölçümlü ana taşınmazın 9/100 hissesinin devri karşılığında davacının 44.820,00TL bedelin ödemesi hususunda anlaştıklarını, bu kapsamda davalı … Belediyesi ile davacı arasında 17.01.2013 tarihli “Taksitle Satışı Yapılan Şişli Belediyesi (Hazineden 4706 sayılı Kanuna Göre Devir) Taşınmazlarına Ait Satış Sözleşmesi” akdedildiğini, sözleşmenin “Satış Bedelinin Tahsili ve Ödeme Şekli” başlıklı 3 üncü maddesine göre satış bedelinin %10 luk peşinat bedelinin İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü Ziraat Bankası ….. Şubesine yatırıldığını, kalan kısmın taksit tablosunda belirtilen miktar ve tarihlerde müvekkili tarafından eksiksiz ve zamanında aynı hesaba yatırılarak satış bedelinin tamamının ödendiğini, ancak satış bedeli ödenmesine rağmen 16.06.2017 tarih ve 2017/2247 sayılı Encümen Kararı ile yeniden rayiç bedel tespit edip aradaki bedel farkının davacıdan tahsil edilmeye çalışıldığını, davalı …’nın tek taraflı idari tasarrufunun 17.01.2013 tarihli satış sözleşmesine ve hukuka aykırı olduğunu belirterek 14 parselde bulunan 249,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın 9/100 hissesinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP:
Davalı vekili, davaya konu taşınmazın Maliye Hazinesinden devir suretiyle Şişli Belediyesi adına tescil edildiğini, satılması ve tapusunun verilmesinin 03.01.2013 tarih, 11 No.lu Encümen Kararı ile uygun bulunduğunu, dava konusu taşınmazda 9/100 hisse ilgilisinin … ile 17.01.2013 tarihinde 5 yıl süreli arsa satış sözleşmesi imzalandığını arsa bedelinin peşinat tutarı olarak 4.4482,00 TL’nin ödendiğini, ancak İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığının 09.12.2016 tarihli yazısı ile davacıya yapılan satış işlemine ilişkin yatırılan %10 peşinat bedellerinin 17.01.2012 tarihli satış işlemine esas kıymet takdir kararı üzerinden 1 yıllık süre geçtikten sonra yatırıldığının anlaşılması üzerine, encümen kararı ile fiyat farkı oluşması halinde farkların yatırılmasının sağlanması ile alıcının borcu olmadığına dair yazının başkanlıklarına bildirilmesinden sonra devir işleminin sonuçlandırılabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 10286 ada, 14 parsel sayılı taşınmazın davalı olan 9/100 hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; mahkemenin 8 Ekim 2019 tarihli kararının hüküm fıkrasının 2 ve 5 numaralı bendindeki yargı harcına ilişkin hükümlerin Yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda dava tarihindeki 147.802,00 TL değeri üzerinden hesaplanan 10.096,35 TL harcın 1/4’ü olan 2.524,09 TL dava harcının dava tarihinde yatırılan 765,42 TL peşin dava harcının mahsubu ile bakiye 1.758,67 TL tamamlama harcının 5 Temmuz 2019 tarihinde davacı tarafça mahkeme veznesine yatırıldığını, mahkemece harca esas değerin 147.802,00 TL olduğunun dikkate alınmadığını, harçlandırılan değer üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini belirterek mahkeme kararının karar ve ilam harcı ile vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 9/100 hissenin davacı ile 17.01.2013 tarihinde 5 yıl süreli arsa satış sözleşmesi imzalanarak arsa bedelinin peşinat tutarı olan 4.482,00 TL’nin 18.01.2013 tarihinde İstanbul Defterdarlığı Ziraat Bankası Cağaloğlu Şubesine ödendiğini, ancak İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığı’nın 09.12.2016 tarihli yazıları ile davacıya yapılan satışla ilgili davalı ile idare arasında imzalanan 04.02.2012 tarihli protokolün 7 nci maddesinde hak sahiplerine yapılacak satışın 17.01.2017 tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde gerçekleşmesi halinde taşınmazın satış bedelinin beher m2’sinin belirtilen bedellerden aşağı olmamak üzere ilgili belediyesince belirleneceği, bir yıllık sürenin aşılması halinde ise rayiç bedelden aşağı olmamak üzere söz konusu komisyonca yeniden tespit edileceğinin düzenlendiğini, davacının 17.01.2012 tarihli satış işlemine esas kıymet takdir kararı üzerinden bir yıllık süre geçtikten sonra yatırdığı, bu nedenle encümen kararı ile yeniden satış yapılması, fiyat farkı oluşması halinde farkların yatırılmasının sağlanması ile yeniden düzenlenecek taksit tablosunun gönderilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının harç ve vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile;
İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/10/2019 tarih ve 2018/94 Esas, 2019/510 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden hüküm düzeltilmek suretiyle;
-Davanın kabulü ile İstanbul ili, …. ilçesi, …. Mahallesi 10286 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı olan 9/100 hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Yargı Harçları Tarifesine göre, alınması gereken 10.096,35 TL harcın, 765,42 TL peşin ve 1.758.67 TL tamamlama harcından mahsubu ile kalan 7.572,26 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınıp hazineye gelir kaydına,
-Davacı taraf için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre hesaplanıp takdir edilen 17.991,19 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; dava konusu taşınmazda 9/100 hissenin davacı ile 17.01.2013 tarihinde 5 yıl süreli arsa satış sözleşmesi imzalanarak arsa bedelinin peşinat tutarı olan 4.482,00 TL’nin 18.01.2013 tarihinde İstanbul Defterdarlığı Ziraat Bankası ….. Şubesine ödendiğini, ancak İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığının 09.12.2016 tarihli yazıları ile davacıya yapılan satışla ilgili davalı ile idare arasında imzalanan 04.02.2012 tarihli protokolün 7 nci maddesinde hak sahiplerine yapılacak satışın 17.01.2017 tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde gerçekleşmesi halinde taşınmazın satış bedelinin beher m2’sinin belirtilen bedellerden aşağı olmamak üzere ilgili belediyesince belirleneceği, bir yıllık sürenin aşılması halinde ise rayiç bedelden aşağı olmamak üzere söz konusu komisyonca yeniden tespit edileceğinin düzenlendiği denmek sureti ile hüküm altına alındığından hak sahiplerinden davacının peşinat bedelini 17.01.2012 tarihli satış işlemine esas kıymet takdir kararı üzerinden bir yıllık süre geçtikten sonra yatırmış olduğu anlaşıldığından taşınmaz için 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin XII. maddesinin (E) bendine göre oluşturulacak komisyonca belirlenecek olan bedel üzerinden alınacak encümen kararı ile yeniden satış yapılması, fiyat farkı oluşması halinde farkların yatırılmasının sağlanması ile yeniden düzenlenecek taksit tablosunun gönderilmesinin istenildiğini belirterek 9/100 hissenin davacı adına 4916 sayılı Yasa ile değişik 4706 sayılı Yasa uyarınca satılması ve tapusunun verilmesi hususunda 27.04.2017 tarih ve 218 sayılı Encümen Kararı alındığından, Hazinece alıcının borcu olmadığına ilişkin yazının başkanlıklarına bildirilmesinden sonra devir işleminin sonuçlandırılabileceği belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4706 sayılı Yasa uyarınca belediyeye devri yapılan taşınmazla ilgili tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Uyuşmazlık çözümünde; 4706 sayılı Yasanın 5 inci maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi esas alınmıştır.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki 3 üncü ve 2 nci paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2. 6100 sayılı HMK’nın 297/2 nci maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bölge adliye mahkemesi hükmünün 3 üncü bendinin 2 nci paragrafında yer alan “taşınmazın davalı olan 9/100 hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,” dair verilen kararda hangi paydan pay iptal edildiği anlaşılamadığı gibi, kalan payın kim üzerinde kalacağı hususu da açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu husus hükmün bozulmasını gerektirir ise de, yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/2 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1) Yukarıda 3.1. numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 3.2. numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün 3 üncü bendinin 2 nci paragrafında yer alan ‘‘taşınmazın davalı olan 9/100 hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,’’ sözcük dizisinin hükümden çıkarılarak yerine ‘‘taşınmazda bulunan davalıya ait 21/25 paydan 9/100 payın iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına’’ cümlesinin yazılmasına, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.