Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2399 E. 2023/2626 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2399
KARAR NO : 2023/2626
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1786 E., 2022/221 K.
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı koopoeratifin inşaatlarını kat karşılığı yapan yüklenici …’dan bir daire satın aldığını, 27.07.2009 tarihli yönetim kurulu kararı ile de üyeliğe kabul edildiğini, fakat dairenin diğer davalı …’a muvazaalı olarak satıldığını ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, tescilin mümkün olmaması durumunda, dava tarihindeki emsal dairenin rayiç bedelinin davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu daireyi üye dava dışı …’e tahsis ve devir ettiğini, diğer davalı …’ın bu tahsisten yaklaşık iki sene sonra 29.12.2011 tarihinde daireyi satın aldığını, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği 27.07.2009 tarih, 2009/50 nolu kararın, gerçekte olmayan bir hakkın mevcut olduğu zannı altında hataen yazıldığını, yok hükmünde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı … cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu gayrimenkulü dava dışı …’ten satın aldığını, iyiniyetli malik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 6. Tüketici Mahkemesince 29.03.2012 tarih, 2012/266- 2012/113 karar sayılı kararı ile görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği, kararın, davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/1123 E. 2013/1430 K. Sayılı kararı ile onandığını, davacının dava konusu daireyi, davalı kooperatife ortaklığı olmaması nedeniyle satış yapması mümkün olmayan bir kısım işlerin yüklenicisi olan dava dışı … ile yaptığı satış sözleşmesi ile aldığı, bu sebeple satışın geçerli olmadığı, ayrıca davacının davasına dayanak tuttuğu 27.07.2009 tarihli yönetim kurulu kararında TTK’nin 330.maddesi uyarınca toplantı ve karar nisabının oluşmaması nedeniyle yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, müvekklinin 2009 yılında davalı kooperatife iş yapan müteahhit …’ya daha önceden de yaptığı işlerin karşılığında bir miktarda nakit para vererek, E blokta bulunan bir daireyi alma konusunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin o tarihte kooperatif başkanına başvurduğunu, kooperatifin müteahhitin alacağını doğruladığını, kooperatif’de de nakit para olmadığı için bu çözümün kabul edildiğini, müvekkilinin kendisinden talep edilen bütün işlemleri yaptığını, bu doğrultuda kooperatif Yönetim Kurulunun imza yetkili başkan ve diğer bir yönetim kurulu üyesi tarafından karar alındığını, müvekkilinin dava konusu daireyi kaba sıvası yapılmış bir halde teslim aldığını, dairenin elektrik ve su tesisatının dahi müvekkili tarafından yaptırıldığını, daha sonra davalı ile müteahhit … arasında anlaşmazlık çıkması sonucunda bazı dairelerin usulsüz olarak başkalarına satışının yapıldığının öğrenildiğini, müvekkilinin dairesi ile ilgili olarak da, kooperatif yönetimi tarafından müvekkiline ait olmayan sahte bir adrese ihtarname gönderilmek suretiyle üyeliğinin sehven kabul edildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin böyle bir ihtarname almadığını, müteahhit …’nun 48 daireyi yaptığını, 24 tanesinin kendisine verildiğini, bu durumun dosya kapsamında yer alan kooperatif-müteahhit arasında yapılan sözleşmeler, ibranameler ve daire devirleri ile sabit olduğunu, müvekkilin müteahhit …’nun alt taşeronu olarak pek çok işini yaptığını, müteahhitin müvekkiline olan borcunu alacağın temliki yöntemi ile ödediğini, yönetim kurulu kararını geçerli olduğunu, önceki bilirkişi tarafından yazılan bilirkişi raporunda bu durumun tespit edildiğini, müteahhidin kooperatif ortağı olup olmamasının bir öneminin bulunmadığını, müvekkilinin “alacağın temliki “yoluyla alacağına karşılık daireyi aldığını, dava dışı …’nun üyeliği bulunmasa da müteahhit sıfatıyla davalı kooperatiften alacaklı olduğunu, davalının, müvekkili için “Sehven alındı” savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı kooperatifin üç yönetim kurulundan ikisinin imzası ile karar almaya yetkili olduğunu, hem davacı müvekkilinin üyeliğine dair Yönetim Kurulu kararı altında imzası bulunan Yönetim Kurulu üyesi … ile huzurdaki davada davalı … vekili olarak bulunan Av. … ‘ın aynı kişiler olduğunu, davalı …‘ın iyiniyet iddiasında bulunamayacağını, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, müvekkilinin diğer üyeler gibi tüm akçeli yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin araştırılmadığını, kooperatifin üye sayısının araştırılmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ortaklığı kooperatif üyesi olan bir şahıstan devir suretiyle almadığı, davacıya verilmiş bir ortaklık senedinin de bulunmadığı, 27.07.2009 tarihli yönetim kurulu kararında yeterli nisabın bulunmadığı bu sebeple yok hükmünde bulunduğu gibi ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı verilmesi veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırması konusunda geçerli bir genel kurul kararının da bulunmadığı, davacının dava konusu daire ile ilgili tescil ve tazminat talep etme hakkının doğmadığı, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptal tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2 maddesinde “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” düzenlemesine yer verilmiştir.

İstinaf kanun yolunun yürürlüğe gireceği ilân edilen 20.07.2016 tarihine kadar temyiz kanun yoluna başvurulmuş bir karar hakkında bu kararın kesinleşmesine kadar geçecek süreçte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun istinafa ilişkin düzenlemeleri eklenmeden önceki hâli uygulanmaya devam edilecektir. 20.07.2016 tarihinden önce bir dosyada verilen karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuşsa, o karar Yargıtayca bozulmuş olsa dahi bundan sonra verilecek kararlarla ilgili olarak da başvurulması gereken kanun yolu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun istinafla ilgili değişikliklerinin yapılmadan önceki hâline ilişkin düzenlemeler gereği temyiz ve imkânı varsa karar düzeltme yoludur.

Yukarıda açıklanan yasa maddelerinin düzenleniş amacı, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara karşı Yargıtay yoluna başvurulmasını ve karar kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılmasını sağlamaktır.
Bu bilgiler ışığında; dosyanın daha önce 11.03.2013 tarihinde Dairemiz (Yargıtay Kapatılan 23. Hukuk Dairesi 2013/1123 Esas 2013/1430 Karar sayılı ilam) temyiz incelemesinden geçmiş olması nedeniyle bölge adliye mahkemesince sehven karar verildiği anlaşıldığından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2021 gün 2021/1786 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararının yok sayılmasına karar verilerek ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesine geçildi.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2021 gün 2021/1786 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararının yok sayılmasına,

2-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan ilk derce mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk derece Mahkemesine, kararın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.