YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12041
KARAR NO : 2023/935
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2020/158 Esas, 2021/109 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin 1-2-3 üncü fıkrası uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2021/633 Esas, 2021/506 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğuna, ByLock’un yargılamalarda delil olarak kullanılamayacağına ve bilirkişi raporu aldırılması gerektiğine, sanık hakkındaki lehe tanık beyanlarına gerekçeli kararda yer verilmeyip, mahkeme huzurunda dinlenilmeyen, kendilerine soru sorma hakkı verilmeden etkin pişmanlıktan faydalanmak amacı ile beyanda bulunan tanık beyanlarına atıf yapılmasının savunma hakkını kısıtladığına, temel cezanın teşdiden belirlenmesinin gerekçesiz olduğuna, atılı suçun manevi unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın örgüt içi haberleşmede gizliliği sağlamak amacıyla, sadece bu yapıya dahil olan şahıslarca kullanılan ByLock programını etkin bir şekilde kullandığı, örgüt içerisinde aktif konumunun bulunduğu, dosya kapsamında mevcut tanıkların, gerek kovuşturma beyanları gerekse soruşturma beyanlarından anlaşıldığı üzere; sanığın örgüt içerisinde ev abiliği, BBTM (Büyük Bölge Talebe Mesulü), Üniversiteci, Lise mesulü, 12. Sınıf İI Mesulü, Bahçıvan, Eğitim Danışmanı, Büyükşehir Sorumlusu konumlarında aktif görev aldığı, örgüt içerisinde sorumlu düzeyinde faaliyet yürüttüğü, mensupları aracılığıyla devletin içerisine sızarak devleti illegal yollardan ele geçirmeyi hedefleyen örgüt tarafından kendisine verilen bu görevler doğrultusunda, üniversiteden yeni mezun olan öğrencileri devlet kurumlarına özellikle de Emniyet ve … teşkilatlarına yerleştirdiği, yetişme çağındaki öğrencilere yapının ideolojisini yaydığı, bu suretle öğrencileri yapıya kazandırdığı, yapıyla bağlantılarını güçlendirdiği, bu faaliyetleriyle dini duyguları istismar ederek yapı ve elebaşısına kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme şeklinde ideolojilerle öğrencilerin ve gençlerin yapıyı ve faaliyetlerini sorgulamalarının önüne geçtiği, bu faaliyetleri yerine getirirken de kendi kimliğini muhatap olduğu şahıs ve öğrencilerden saklayarak sahte kod isim kullanıp sorumlu olduğu kişilere karşı dini ve ahlaki samimiyetinin olmadığını göstererek örgütsel saikle hareket ettiği, kod isim kullanma şeklindeki taktiklere ancak illegal faaliyet yürüten şahıs ve suç örgütleri tarafından başvurulduğunun herkesçe bilinebilen gerçek olması karşısında, sanığın “…” ve “…” şeklinde kod isim kullanarak örgüt adına yürüttüğü faaliyetlerin illegal olduğunun bilincinde olduğu sabit kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin “04.03.2020” yerine “15.07.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
Tanık ve ifade sahibi beyanlarının birden çok olduğu, birbirini doğruladığı ve ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarıyla da uyumlu olduğu ve sanık ve müdafine duruşmalarda beyanlara karşı savunma hakkı verilmiş olduğu anlaşılmakla; sanığın örgüt yapılanmasında süreç içerisinde farklı konumlarda ve mahrem yapılanmada aktif görev aldığının, kod ismi kullandığının ve örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiğinin sabit olduğuna ve cezanın teşdiden belirlenmesine dair ilk derece mahkemesi kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenmekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2021/633 Esas, 2021/506 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 2.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.