Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4135 E. 2023/4442 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4135
KARAR NO : 2023/4442
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/230 E., 2023/158 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/134 E., 2021/262 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket vekili ile feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ile feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1996 yılı Eylül ayı sonu- 31.01.2014 tarihleri arasında çalıştığını beyanla kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Fer’i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık olmamakla birlikte davacı tarafça müvekkili kurum aleyhine açılan iş bu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kurum kayıtlarında davacının hizmet cetveli ve dönem bordolarında yer alan çalışmalar haricinde bir çalışması bulunmadığını, kurum kayıtlarının incelenmesi neticesinde 318923 İşyeri numaralı işyerinde 04.03.2002 tarihinde davacı tarafça da imzalanmış işe giriş bildirgesinin verildiği çalışmanın 03.02.2011 tarihine kadar devam ettiğini, bu tarihte son bulduğu tespit edildiğini, kuruma bildirilen tüm sürelerin tescili yapılmış olduğunu, iddia edilen çalışmanın süresi ve iddianın dayanağı anlaşılamadığını, haksız ve mesnetsiz olarak açılan bu davanın reddi ile hizmet tespit davalannın hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde açılması gerektiğinden davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini savunmuştur.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 06.06.2003 tarihinden evvel Bulgaristan vatandaşı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmeden evvel ad-soyadı … olduğunu, davacının 2003 yılından önce yabancı uyruğa sahip olduğundan dolayı Türkiye’de çalışabilmesi için hem çalışma iznine hem de oturma iznine sahip olması gerektiğini, davacının ilk ikamet tezkeresinin 30.12.2000 tarihi ile 30.12.2001 tarihleri arasında olduğunu, bu nedenle davacının 1996 yılından İtibaren müvekkil şirket nezdinde çalışması hukuken mümkün olmadığını, davacıya ait sigortalı işe giriş bildirgesinden de görüleceği üzere 04.03.2002 tarihinde işe girdiğini, davacının Türk vatandaşlığına geçmesinin ardından SGK kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi amacıyla S.S.K. Fatih Bölge Müdürlüğü’ne 07.04.2005 tarihinde vermiş olduğu kendi el yazısını ve imzasının ihtiva eden dilekçede 04.03.2002 tarihinde müvekkili işveren nezdinde çalışmaya başladığını ifade ettiğini beyanla tüm bu hususların dikkate alınarak davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davacı anlatımlarını destekleyen tanık beyanları gözetildiğinde davanın kabulüne karar vermek gerektiğinden bahisle,
Davanın kabulü ile, davacı … (TC 11429360422)’ın 01.10.1996 ile 04.03.2002 tarihleri arasında dönem prime esas asgari ücretle kesintisiz ve fiili olarak çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi davalı belediye vekili ile feri müdahil kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kanıtlanmadığını, işe giriş bildirgesinde davacının imzasının bulunduğunu, Kuruma verdiği dilekçesinde 04.03.2002 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını” net bir şekilde ifade etiğini, mezkur evrakın işçi tarafından müvekkile verilen bir belge olmayıp, tamamen davacı işçi tarafından kendi özlük hakları için müvekkilden habersiz bir şekilde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen başvuru niteliğinde olduğunu, yazılı belgenin aksinin davacı tarafından tanıkla ispatının mümkün olmadığını, davacı tarafından 17.06.2001 tarihinde bizzat resmi kurumlara “şoför” olarak çalıştığını beyan ettiğini ve böylece 04.03.2002 tarihinden önce “şoför” olarak çalıştığını, yani davalı şirket nezdinde çalışmasının olmadığını gözler önüne serdiğini, tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Feri müdahil kurum vekili; tespit isteminin hak düşürücü süreye uğradığını, çalışma olgusunun yöntemince araştırılmadığını, kamu düzenine ilişkin eldeki davada resen inceleme ve araştırma yapılması gerektiğini, Kurum kayıtlarında davacının çalışmasını doğrulayan kayıt ve belge bulunmadığından tanık sözleriyle kanıtlanmasını kabul etmediklerini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davacının 01.10.1996 ile 04.03.2002 tarihleri arasında dönem prime esas asgari ücretle kesintisiz ve fiili olarak çalıştığının yöntemince kanıtlandığı, komşu işyeri tanığı dinlenerek sonuca gidilmesinin uygun olduğu anlaşılmakla;
… 36. İş Mahkemesi’nin 07.10.2021 tarihli, 2020/134 Esas – 2021/262 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı şirket vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ile feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
Feri müdahil vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ayakkabı ve terlik pazarlama işi yapan davalı şirkette satış, depolama, paketleme işlerinde 1996 yılı Eylül ayı sonu – 31.01.2014 tarihleri arasında çalıştığını beyanla, kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

2. 506 sayılı Kanun’un 79 ‘uncu maddesinin 10’uncu fıkrası, 5510 sayılı Kanun’un 86 ‘ıncı maddesinin 9’uncu fıkrası,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı şirket vekili ile feri müdahil kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.