Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7061 E. 2023/6400 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7061
KARAR NO : 2023/6400
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/486 Esas, 2016/151 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2015 tarihli ve 2013/100380 Soruşturma, 2015/36738 Esas, 2015/29300 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/486 Esas, 2016/151 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 08.03.2016 havale tarihli temyiz dilekçesi ile; dosya arasındaki suça konu evrakın renkli fotokopi olduğunu, bu nedenle evraktaki imzanın kendisine ait olabileceği gibi imza kaşesi ile de oluşturulmuş olabileceğini ayrıca evrakı kendisi imzalamış olsa bile katılanın söz konusu evrak olmadan hakkını aramak için İstanbul 6. İş Mahkemesine dava açtığını, kendisi tarafından imzalanan evrakın katılanın mağduriyetine sebep olmadığını belirterek hakkındaki kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılanın Fatih Sosyal Güvenlik Merkezine bağlı bulunan iş yeri dosyası için 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan %5 oranında prim indirimi hakkından yararlanmak amacıyla başvurduğu ancak borçlu olması nedeniyle talebinin kabul edilmediği, katılanın işlemi yapan personelden şikayetçi olması üzerine şikayet dosyasında bulunan Bilgin Gökçel’in ifadesini ve Tarık Şahin tarafından düzenlenen raporu görmek için talepte bulunduğu, Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 27.12.2012 tarih ve 2012/2072 sayılı kararı ile katılanın taleplerinin 4982 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi çerçevesinde değerlendirilmek ve aynı Kanun’un 9 uncu maddesi kapsamında işlem yapılmak üzere kısmen kabul edildiği, suç tarihinde İstanbul SGK İl Müdürü olarak görev yapan sanığın 22.01.2013 tarihli yazısı ile Kurul kararına aykırı olarak isteme konu evrakın 4982 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesine göre gönderilemediğinin bildirilmesi nedeniyle sanık hakkında üzerine atılı suçtan kamu davası açıldığı ve cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suç tarihinde SGK İl Müdürü olarak görev yapan sanık hakkında; Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 27.12.2012 tarihli ve 2012/2072 sayılı kararı ile katılanın taleplerinin 4982 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi çerçevesinde değerlendirilmek ve aynı Kanun’un 9 uncu maddesi kapsamında işlem yapılmak üzere kabul edildiği ancak sanığın katılana gönderdiği cevabi yazıda 4982 sayılı Yasa’nın 19 uncu maddesi gereğince istenilen evrakın gönderilemediğini bildirmesi nedeniyle Kurul kararının yerine getirilmediğinden bahisle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında mahkumiyetine dair hüküm kurulmuş ise de; 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinde düzenlenen suçun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranış ya da görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine” veya “kamunun zararına” neden olma ya da “kişilere haksız bir menfaat sağlama” şartlarından birinin bulunmasının gerektiği cihetle; isnat olunan eylem nedeniyle objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Suçun 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/486 Esas, 2016/151 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.05.2023 tarihinde karar verildi.