YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6734
KARAR NO : 2023/6901
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/72 Esas, 2015/65 Karar
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2012 tarihli ve 2011/69789 Soruşturma, 2012/9628 Esas, 2012/361 numaralı İddianamesi ile sanık … hakkında rüşvet alma, sanıklar … ve … hakkında rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2015 tarihli ve 2012/72 Esas, 2015/65 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri; sanık … hakkında rüşvet suçundan alınmayan iletişimin tespiti kararları neticesinde tespit edilen görüşmelerin, rüşvet suçu işlendiği şüphesi uyandırdığı halde muhafaza altına alınıp derhal 5271 sayılı Kanun’un 138 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Cumhuriyet savcısına bildirilmeden soruşturmaya devam edildiğine ve bu suretle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğuna, isnat edilen eylemlerin sübut bulmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıklardan …’ın Şişli Belediyesinde zabıta komiseri olduğu, …’nın Şişli ilçesinde inşaat faaliyeti yaptığı, …’in ise söz konusu inşaatta şantiye sorumlusu olduğu, …’ın bahsi geçen inşaatın kaldırıma malzeme koyarak izin alınandan fazla yer işgal ettiğini tespit ettiği ve sözlü uyarıda bulunduğu, sonrasında …’in inşaat bekçisi aracılığıyla …’a zarf içerisinde bir miktar para gönderdiği, …’ın ise parayı beğenmeyerek iade ettiği, bunun üzerine …’in durumu …’ya aktardığı, …’nın …’e 1000,00 TL havale ettiği ve …’a vermesini istediği, parayı alan …’in de …’ın çalıştığı kuruma giderek parayı verdiği kabul edilerek sanıkların rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 138 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan, fakat aynı Kanun’un 135 inci maddesinde sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda bu delilin kullanılabileceğinin kabul edilmiş olması, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135 inci maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı 138 inci maddesinin ikinci fıkrası “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135’inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir” şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için, bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, suç tarihi itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 135 inci maddesi kapsamında bulunmayan suçlara ilişkin dinleme kayıtlarının aynı Kanun’un 138 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince bu suçların delili olarak kullanılamayacağı, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda “hukuka aykırılığın mevcudiyetinin” kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinlemenin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği,
Tüm bu bilgiler ışığında yapılan incelemede;
Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri uygulanırken karar tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 135 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendindeki katalog suçlar arasında sayılan rüşvet suçunun işlendiği yönündeki tesadüfi görüşme kayıtlarına rastlanıldığında bu hususun Cumhuriyet başsavcılığına bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise bildirilme şekli ve zamanı araştırılıp ilgili evrak aslının adli emanete aldırılması ile onaylı bir suretinin de dosya içerisine konularak kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden, şayet bildirilmemiş ise ve rüşvet suçundan alınmış bir tedbir kararı da yoksa suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan devam eden tedbir kararlarına konu tape kayıtlarının rüşvet suçunda kullanılamayacağı ve suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği nazara alınarak hukuka aykırı deliller dışlandığında, rüşvet suçunun anlaşma da dahil tüm unsurlarını oluşturup oluşturmadığı, rüşvet anlaşmasına varılıp varılmadığı, bu suretle iddiada gösterilen delillerin ne şekilde kabul edildiği ya da reddedildiği hususlarına da yer verilerek karar yerinde denetime imkan verecek biçimde gerekçelerinin ortaya konulması gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul olunan sanık … hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince yasaklama kararına hükmolunmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2015 tarihli ve 2012/72 Esas, 2015/65 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2023 tarihinde karar verildi.