YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12200
KARAR NO : 2023/614
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/34 E., 2015/110 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil ve tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hasan Şimşek 29.04.2003 tarihli dava dilekçesi ile, sınırlarını bildirdiği …. ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 448 ve 449 parsellerin doğusunda yer alan toplam bir parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek taşınmazın adına tescilini istemiş, yargılama esnasında 23.05.2004 tarihinde vefatı ile mirasçıları tarafından davaya devam olunmuştur.
II. CEVAP
Davalı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacılar yararına gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 04.11.2008 tarihli, 2003/584 Esas, 2008/392 Karar sayılı kararıyla, 19.02.2004 tarihli teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 1.769,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile Hasan Şimşek mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.BOZMA KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.05.2009 tarihli ve 2009/6751 Esas – 2009/8454 Karar sayılı kararı “yeniden keşfe çıkılarak çekişmeli taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığının araştırılarak davacılar lehine kazanım koşullarının belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bir bölümünün 1986 yılında 3290 sayılı Kanun’un 10/C maddesi uyarınca Silifke Belediyesi adına tapuya kaydedilen 931 parsel sayılı taşınmazın sınırları içinde kaldığı ve bu taşınmaza yönelik açılan davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, aynı zamanda kayıt malikine yönelik usulünce açılmış bir davanın bulunmadığı; bu parsel dışında kalan ve 12.12.2014 tarihli teknik krokide (B), (C), (D), (E) ve (F) bölümlerinin ise halen tescil harici yerlerden olduğu ve bu bölümlerin zilyetlikle iktisaba konu edilemeyecek oranda küçük alanlar olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, gerekçesiz ve denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, idari yoldan tapu dağıtımı aşamasında usulsüzlükler bulunduğunu ve taşınmaz üzerinde davacılar lehine iktisap koşullarının tereddütsüz şekilde gerçekleştiğini ileri sürerek, Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil ile tapusuz taşınmazın tescili isteğinden ibarettir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun)14 ve 17 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.1986 yılında 3290 sayılı Kanun’un 10/C maddesi uyarınca Silifke Belediyesi adına tapuya kaydedilen 931 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti sırasında Silifke Belediyesi adına tespit edildiği, 1986 yılında tespitinin kesinleştiği, tespitten önceki sebeplere dayalı olarak açılan davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya arasına getirtilen belgelere göre çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan kadastro çalışmalarının 1966 yılında yapılıp kesinleştiği, çekişmeli taşınmazın tescil harici bırakılmış iken 30.09.1986 tarihinde 3131 yevmiye ile 931 parsel numarasıyla idari yoldan Silifke Belediyesi adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kanun’un 12. maddesinde “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir … Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz…” hükmü bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla kadastro tespiti sonucu oluşmuş tapu kaydına karşı açılacak davalarda 10 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olup idari yoldan oluşan tapu kayıtlarına karşı açılacak davalar için hak düşürücü süre öngören yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda olumlu ya da olumsuz bir karar vermek gerekirken, delillerin ve kanun hükümlerinin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2. Hükme esas alınan 12.12.2014 tarihli teknik krokide (B), (C), (D), (E) ve (F) harfleri ile kodlanan taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine olup, bu tür davalarda 4721 sayılı Kanun’un 713/3 maddesi uyarınca husumetin, yasal hasım konumunda olan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine birlikte yöneltilmesi zorunludur.
Somut olayda dava, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi olarak Burunucu Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek açılmıştır. Ancak, karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6360 sayılı Kanun) 1. maddesi gereğince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, aynı Kanun’un Geçici 1/13 üncü maddesine göre de Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmış olup, böylelikle tescil davalarında taşınmazın bulunduğu ilçe belediye başkanlığı ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı da ilgili kamu tüzel kişisi olarak yasal hasım sıfatını kazanmıştır. Yargılama sırasında dava, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Silifke İlçe Belediye Başkanlığına yöneltilmiş ise de, anılan yasa hükümleri uyarınca … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ nın da ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada yer alması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmış ve yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacıya, davasını, ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla yasal hasım konumunda bulunan … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ na yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, adı geçen Büyükşehir Belediyesinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, davanın esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan hükmün 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde iadesine,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.