YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10293
KARAR NO : 2023/2254
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2018/209 Esas, 2019/327 sayılı Kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, …. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.03.2020 tarihli ve 2019/1913 Esas, 2020/307 sayılı Kararı ile, sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:
1. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
2. Mahkeme gerekçesinin yeterli olmayan maktu, genel ifadelerden oluştuğuna,
3. Kolluk tarafından alınan itirafçı beyanlarının tanık beyanı olarak kabul edilemeyeceğine,
4. Soruşturmanın ve yargılamanın usül hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirildiğine,
5. Yargılamada hukukun genel ilkelerinin ayrı ayrı ihlal edildiğine,
6. ByLock delilinin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmediğine, bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin mahkemece reddedildiğine,
7.Sanığın FETÖ/PDY örgütü ile iltisaklı kurumlarda çalışmış olmasının başlı başına cezalandırma için yeterli olmadığına,
8. Sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir.
Sanık tarafından; dosyaya 05.12.2022 ve 27.03.2023 tarihlerinde etkin pişmanlık hükümlerinde faydalanma talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
III- OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın silahlı terör örgütü FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarında kriptolu haberleşmek için kullandığı ByLock programını kullanması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Özge Eğitim Tesisleri İnşaat A.Ş’ye bağlı Koza Yurdunda danışman olarak ve yine bu yapıyla iltisaklı … Eğitim Sağlık Dağıtım İnş. Hiz. A.Ş’ye bağlı Kadir Soylu Pansiyonunda mesul müdür olarak çalışarak örgüt içerisinde tayine tabi olduğunun anlaşılması, HTS analiz raporuna göre sanığın kullandığı hat üzerinden haklarında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlaması ile soruşturma yürütülen çok sayıda şahısla görüşmelerinin olması, aleyhe tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt tarafından sohbet adı altında düzenlenen toplantılara katıldığı ve sohbet imamlığı yaptığının, örgüte gerek burs, gerekse kurban bağışı altında yardım topladığının, örgüt içerisinde küçük bölge imamı ve büyük bölge imamı olarak görev yaptığının anlaşılması, hususları birlikte değerlendirildiğinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olup bu örgüte üye olduğu, örgüt üyeleri ile organik bağ içerisinde bulunduğu, sanığın eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği, bu haliyle sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği kabul edilmiş, suç konusunun önem ve değeri, sanığın amaç ve saiki, suç kastının yoğunluğu, örgüt üyeliği kriterlerinin birçoğunun sanıkta birleşmesi ve örgüt içindeki konumu göz önüne alınarak sanığın TCK’nın 314/2 maddesi gereğince teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İncelenen dosya kapsamında ve gerekçeye göre, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişileştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan temyiz incelemesinde;
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
3.Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, sanığın soruşturma aşamasındaki ikrara dayalı savunmasına ve bu beyanlarıyla uyumlu tanık beyanlarına göre; örgüte ait yurtta müdürlük yapan, örgütün Konya ili Meram yapılanmasında büyük bölge imamı olarak faaliyet gösteren, sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılarda sohbet verip himmet adıyla maddi yardım toplayan, örgütün eyalet imamıyla yapılan toplantılara katılan, 430840 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
b)Sanığın hükümden sonra 05.12.2022 ve 27.03.2023 tarihli dilekçeleriyle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebinde bulunmuş olması karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları da anlatılmak suretiyle ayrıntılı beyanlarının alınması, gerektiğinde teşhis işleminin yaptırılması ve vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığının ilgili birimlerden sorulması, sonucuna göre, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.03.2020 tarihli ve 2019/1913 Esas, 2020/397 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi uyarınca …. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise …Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.