Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2843 E. 2023/3729 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2843
KARAR NO : 2023/3729
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1209 E., 2022/2689 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/459 E., 2021/751 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait evde ev hizmetleri işinde 1999/Ağustos ayından 01.02.2019 tarihine kadar çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dilekçesinde bahsettiği hususların gerçek olmadığını, davacının müvekkilinin yanında 13 yıl haftalık temizlik işi yapmak suretiyle çalıştığını, davacının davalının evinde ilk yıllar haftada 1 gün, daha sonra ise haftada bazen 2 kere olmak üzere toplam ayda en fazla 8 gün olacak şekilde temizlik yapmak şeklinde çalıştığını, davacının haftanın belli günlerinde de başka yerlere temizliğe gittiğini, hatta 6 ay boyunca davacının hiç müvekkilinin evine temizliğe gelememesine rağmen yinede çalışmasına izin verdiğini, davacının 2018 yılında ailesinin sağlık sorunları nedeniyle uzun süre temizliğe gelmediğini, 2015 yılında yapılan yasa değişikliğinden sonra ev işlerinde ayda 10 gün az çalışama da sigorta kapsamına alındığından davacıya müvekkili tarafından iş kazası ve meslek hastalığı sigortası yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

2.Feri müdahil … vekili cevap dilekçesinde; Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiği, resen araştırma ilkesi gereğince çalışmanın ortaya konulması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etti

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davanın kısmen kabulü ile; davacının davalıya ait ev hizmetlerinde 1999 yılı Ağustos ayından 03.06.2015 tarihine kadar ayda 12 gün, 03.06.2015 tarihinden 01.02.2019 tarihine kadar kuruma tescil edilen hizmetleri de dahil olmak üzere ayda 12 gün çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerinin yeterince toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, delil eşitsizliği yaratıldığını, davacının iddia ettiği gibi ayda 10 gün ve daha fazla çalışması olmadığını, müvekkilinin evinde tam sigortalılığını zorunlu kılan herhangi bir çalışması olmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

2.Feri müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli inceleme yapılmadan karar verildiğini, davacı tanıklarının dava hakkında bilgi sahibi olmadığını, mahkemece dinlenen tanık anlatımlarına göre hüküm kurulduğunu, dinlenen tanıkların bordro tanığı olmadığını, çalışılan hizmet süresinin açık ve net olarak ispat edilemediğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, SGK kayıtları, taraf ve kamu tanık beyanları, kolluk araştırması birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işveren yanında talebe konu sürede kuruma bildirilmeyen dönemlerde de kesintisiz olarak hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı, davacının tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tanıkların davacı lehine beyanda bulunduklarını, komşuluk ilişkileri nedeniyle lehe olan kısımları hatırlayamadıklarını beyan ettiklerini, mahkemece tam kabule karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; tanıkların çelişkili anlatımlarına göre karar verildiğini, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının yakınlarının anlatımlarına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

3.Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; dava hakkında gerekli inceleme yapıldığını, dinlenen tanıkların bilgisinin bulunmadığının anlaşıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2) Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

3) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, madde 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

HMK madde 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, madde 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

4) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1.Dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir (HMK m. 361/2). İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış olan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı yoktur. Şayet, karşı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında karar verilmiş ise, o takdirde karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olan taraf temyiz yoluna gidebilir. Zira, bunda hukuki yararı vardır.

2.Eldeki davada; davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına karşı, istinaf yoluna başvurmadığı görülmüştür. Bu durumda, davacı yönünden ilk derece mahkemesinin kararı kesinleştiğinden, temyiz yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine,

3. Davalı ve feri müdahil Kurum vekilinin temyizi yönünden ise; dosya kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı, tanık anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmediği ve eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

4.Mahkemece yapılacak iş; davacının hizmet tespitini talep ettiği dönem yönünden, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, kolluk araştırması sonucu tespit edilen tanıklardan dinlenilmeyenlerin de beyanları alınmalı, yeniden yapılacak kapsamlı araştırma ile varsa komşu işyeri tanıklarının da tespiti yapılarak dinlenilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.