YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3839
KARAR NO : 2023/4479
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/127 E., 2022/2591 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/330 E., 2020/606 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı şirket ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işyerinde 20.04.2015-17.08.2015 tarihleri arasında hizmet sözleşmesiyle çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddia ettiği gibi davacı müvekkilin iş yerinde çalışmadığını, başka bir yerde çalışıp müvekkiline karşı dava açtığını, müvekkil işyerinde çalışanların işe başladığı günden beri sigortalı olduğunu, davanın taraf yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
2-Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, sigortalılık sürelerinin tespiti için açılan davalarda davanın kuruma resen ihbar edileceği ihbar üzerine kurumun davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılacağını, davalı kurumun feri müdahil sıfatı ile dava ve duruşmalara katılımı yönünde karar verilerek yargılama sonucunda kurum aleyhinde hüküm kurulmamasını talep ettiklerini, kurum kayıtlarında davacının ilk defa 02.10.2013 tarihinde dava dışı başka bir işyerinden çalışma bildiriminin yapıldığını, dava konusu dönemde çalışma bildiriminin bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; “…davalılar arasında organik bağ bulunuşu, kamu tanıklarının beyanları, kamu tanıklarının ilk başta davalı şirkete ait işyerinde çalıştıklarına yönelik beyanları, keşifte mahkememizce yapılan tespitler, davalı şirket müdürünün beyanları ve tüm dosya kapsamına göre”, davanın kabulü ile; … TC kimlik numaralı davacı … Yardım’ın fer’i müdahil kurumda 2 4942 01 01 1121649 009 01-43 işyeri sicil numaralı davalı işveren nezdinde 20.04.2015-17.08.2015 tarihleri arasında toplamda 127 gün asgari ücret ile hizmet akdine tabi olarak fiilen çalıştığının, bu çalışmalarının hiç birinin kuruma bildirilmediğinin tespitine, davalı … yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili, tanıkların beyanlarında, davacının hiçbir şekilde müvekkilinin işyerinde çalışmadığını beyan ettiklerini, bilirkişi raporunda da davalının dosyada mevcut delil ve belgelere göre davalı … Tavukçuluk Gıda Pazarlama İnş. Taah. Mob. Dağ. Yol. Taş. San. Tic. Ltd. Şti. ait iş yerinde 20.04.2015 – 17.08.2015 tarihler arasında çalışıp çalışmadığının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanamadığını, dosyadaki iş yeri kayıtları ve tanık beyanlarına göre davacının yanlış dava açtığının görülmekte olduğunu, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararının hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.İstinaf kanun yoluna başvuran fer’i müdahil Kurum vekili, 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesine göre, hizmet tespit davasının en geç işten ayrıldıktan sonra beş yıl içinde açılması gerektiğini, bu nedenle hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde çalışma bildiriminin bulunmadığının tespit edildiğini, davacı adına davalı iş yeri ile ilgili herhangi bir şikayete veya rapora rastlanmadığını, çalışmanın bildirilmemesinden davalı işveren sorumlu olduğundan ve Kurumca dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden Kurum aleyhine masraf ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; “davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğraflarda üzerinde pembe iş elbisesi bulunan iki hanım ile başında bone bulunan genç bir erkek çalışanın masada oturdukları, bu fotoğrafların davalıya ait işyerinde çekilmiş fotoğraflar olup olmadığı ve ne zaman çekildiği hususları anlaşılamamakta ise de, komşu Mangalcım Piliç’te çalıştıklarını beyan eden davacı tanıkları … ile …’ ın beyanlarına göre; komşu Mangalcım Piliç’te “turuncuya yakın iş elbisesi” giyildiği, davalı … Tavukçuluk işyerinin bordro tanıkları olan … beyanına göre davalı işyerinde pembe/mavi iş elbiseleri giyildiği, işyerinin muhasebecisi olduğunu beyan eden …’ın beyanına göre de kırmızı iş elbisesi giydiklerinin ifade edildiği ve beyanlar arasında tutarsızlık olduğu, davalı şirketin yasal defterlerine kaydetmiş olduğu kayıtlarda davacıya herhangi bir ödeme yapıldığına dair tespit yapılamadığı, davacının mal teslim ettiğine dair herhangi bir isim imza tespiti yapılamadığı, davalı şirketin yasal defterlerine kaydetmiş olduğu mal ve hizmet satın aldığı firmalardan teslim alan-eden kısmında davacının isim ve imzası ile ilgili bir tespiti yapılamadığı, bu tür davaların ispatı için özel bir yöntem öngörülmemiş olup, öncelikle yazılı beyanların esas alınması, yazılı belgeler bulunmayan dönemler yönünden taraflar arasındaki iş ilişkisini bilen bordro tanıkları veya komşu işyeri tanıklarının esas alınması gerekmekte olup, davacının davalı ile aralarında bağımlılık unsurunu içerecek şekilde çalışma olgusunun varlığının gerek davalı … Tavukçuluk Gıda Paz. İnş. Taah. Mob. Dağ. Yol. Taş. San. Tic. Ltd. Şti., gerekse davaya dahil edilen …’e ait işyeri bordro tanıklarının ve kamu tanıklarının anlatımları ile hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanamadığı tespit olunmakla, davayı kabul eden mahkeme kararının hatalı olduğu…” gerekçeleri ile davalı vekili ve fer’i müdahil vekilinin istinaf başvurularının Kabulü ile; Aydın 2. İş Mahkemesinin 28.10.2020 tarih, 2015/330 Esas ve 2020/606 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanınreddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının yaptığı iş itibariyle kayıtlarda isminin bulunmamasının normal olduğunu, tanık ifadelerinin hatalı değerlendirilme ile aleyhe yorumlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2) Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
4) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından dinlenen tanıkların ifadelerinde davacının, davalı şirkette çalışmadığını beyan ettikleri, dinlenen tanık dahili davalı …’in (Mangalcım piliç) damadı olduğunu beyan eden …’in “…davacı bence yanlış kişiye dava açmıştır. …davacı bizim depomuzda temizlik, tavuk parçalama işleri için iki gün yardım için gelmişti.” şeklindeki ifadesi de değerlendirilmek suretiyle davacının çalıştığı işverenin belirlenmediği ve Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının hizmet tespitini talep ettiği dönem yönünden, öncelikle tanık anlatımlarında da ismi geçen dahili davalı …’e ait olduğu anlaşılanı Mangalcım Piliç isimli işyerinin şirket mi şahıs firması mı olduğunu belirlemek suretiyle şirket olması halinde davaya dahil edilmeli, tanık …’in ifadesinde, davacının mangalcım Piliçte çalıştığını belirtmesi karşısında bu işyerinin bordro tanıkları tespit edilerek bunlar dinlenilmeli, varsa komşu işyeri tanıklarının da tespiti yapılarak dinlenilmeli, tanık anlatımları arasındaki çelişki giderilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.