YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1773
KARAR NO : 2023/5265
KARAR TARİHİ : 11.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1952 E., 2022/1972 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/64 E., 2021/266 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın fer’i müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirkette 10.02.2010 tarihinde işe başladığını ve aralıksız olarak 2011/Temmuz ayına kadar çalıştığını, sonrasında başka işverenlere ait işyerlerinde çalışarak 01.10.2012 tarihi itibari ile emekliliğe hak kazandığını ve 01.10.2012 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığını, aylık alır iken Kurumun 28.07.2016 tarihli yazısını tebliğ aldığını, iş bu yazı ile, kurum denetmenince düzenlenen 29.02.2016 tarihli ve 2016/ÜB-011 sayılı rapora istinaden çalışmasının fiili olmadığının tespit edildiğini, çalışmalarının iptal edildiğinin bildirildiğini, iptal sonucu Bağ-Kur hizmetinden 1260 gün 4/a hizmetinin olmaması nedeniyle yaşlılık aylığının iptal edildiğini, iptal sonrası 20.10.2012-20.06.2016 tarihleri arasında ödenmiş aylıkların iadesi için 50.877,60 TL miktarlı borç yazısının da gönderildiğini, çalışmaların iptal edildiği dönemde müvekkilinin çalışmalarının davalı şirkette geçtiğini, ancak bilgisi dışında başka işverenlere ait işyerinden kuruma bildirim yapıldığını, müvekkilinin 10.02.2010-30.07.2011 tarihleri arasında iptal edilen devrede davalı şirket işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı taraf 18.01.2017 tarihli dilekçesi ile …-… adlı şirketi de davaya dahil etmiş, 09.07.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile de müvekkilinin 28.01.2016 tarih ve 21935814-21283371052-E.4136153 sayılı emeklilik aylığının ve davacının haklarının iptali yönündeki kararının iptali ve iptal edilen çalışmalarının eylemli olarak davalı işyerinde geçtiğinin tespitini talep ettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili, müvekkili davalı şirketin 2013 yılının başından itibaren işçi çalıştırmaya ve üretim faaliyetine başladığını, davacının iddia ettiği tarihlerde …-… adlı şirket olduğunu, kaldı ki 10.02.2010-31.12.2010 tarihleri arasındaki sürenin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
Fer’i Müdahil Kurum vekili, kurum kayıtlarının incelendiğini, davacıya 01.10.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4/a sigortalılık statüsüne göre yaşlılık aylığı bağlandığını, aylık alır iken Sosyal Güvenlik Denetmeninin 29.02.2016 tarihli ve 2016/ÜB-011 sayılı raporuna istinaden, raporda yazılı işyerinde fiili çalışması olmadığının tespiti üzerine fiili çalışması olmayan devre bildirimlerinin iptalinin yapıldığını, iptal neticesinde Bağ-Kur sigortalılığından sonra 1260 gün “4/a” sigortalılık çalışmasının olmaması nedeniyle bağlanan aylığının 01.10.2012 tarihi itibari ile kesildiğini, yapılan işlemin yasaya uygun olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama ve dosya kapsamına gelen ve davalı şirketlerin çalışanlarını gösterir dönem bordroları, SGK iş yeri tahsis dosyaları ve tanık anlatımları uyarınca davalı şahsın 12.05.2006-31.12.2012 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, bu tarihe kadar, her ne kadar davalı şirket de faaliyette gözükmekte ise de, şirkette çalışan ismi olarak bir kişinin tescil edildiği, başkaca tescil yapılmadığı, davalı tanıklarının, 31.12.2012 tarihine kadar davalı şahıs, bu tarihten sonra ise davalı şirket çalışanı olarak kuruma bildirildiği, tanıklardan bir kısmının (…) hem davalı şahıs, hem davacı gibi başka işverenler hem de davalı şirket adına çalışmalarının bildirildiği, dinlenen tanıkların davalı şirkete ilişkin bildirimlerinin 2012 tarihinden sonrasına ilişkin olduğu, emniyet yazı cevabı uyarınca da davacının o yıllar ki çalışmalarının davalı şahıs yanında olduğu, buna göre davacı yanın iptal edilen dönemlerde sigortalı gösterildiği dava dışı diğer işverenlerdeki çalışmalarının, davalı şahıs şirketinde fiili ve kesintisiz bir biçimde gerçekleştiği, nitekim iptal edilen dönemlerdeki dava dışı işverenlerin sahte işyeri olarak SGK’ca tespit edildiği, davacının fiili ve gerçek hizmetinin, davacının bilgisi dışında dava dışı sahte işverenler nezdinde gösterildiği, bu iki şirket arasında organik bağ olduğu, şahıs şirketinin 2012 yılında kapatılarak limited şirket kurulması ile sigortalılık işlemlerinin gerçeği yansıtmaya başladığı, bu tarihe kadar olan sigortalılık işlemlerinin ise sahte işyerleri üzerinden yapıldığı kanaati Mahkememizde oluşmuş olup, SGK’nca iptal ve borç tahakkuk işlemlerinin 2016 yılında yapıldığı, bu sebeple hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği, nihayetinde davacının çalışmasının davalı şahıs yanında geçtiği hususun ispatlandığı kanaati ile davanın, dahili davalı yönünden kabulü ile, davacının 10.02.2010-30.07.2011 tarihleri arasında 531 gün süre ile 1080977 sicil numaralı davalı …’ın yanında hizmet akdine bağlı olarak asgari ücret ile çalıştığının tespitine, davalı şirket yönünden açılan davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil kurum vekili, davacının davalıya ait işyerinde kesintisiz ve sürekli çalıştığını kanıtlayacak deliller elde edilemediğini, tanık anlatımları ile de sürekli çalışmanın varlığının ispatlanmadığını, yerel Mahkeme’nin eksik inceleme ile karar verdiğini, davacının hangi tarihler arasında hangi firmada çalıştığının net olarak belirlenmediğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aylık hesabında gözetilen 10.02.2010-30.07.2011 tarihleri arası döneme ilişkin sigortalılık süresi ve bu süre de hesaba katılarak bağlanan yaşlılık aylığının iptaline yönelik kurum işleminin ortadan kaldırılması istemine ilişkin davanın yargılaması sonucu kurulan istinaf kanun yolu başvurusuna konu karar hakkında; HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; dava dışı 1335099.35 sicil sayılı Egemet Elek. Elekt. Bilg. Güv. Sis. İnş.San. Tic. Ltd. Şti. isimli işyeri hakkında düzenlenen 29.02.2016 tarih ve 2016/ÜB/11 sayılı raporda, “sahte sigortalılık kapsamında değerlendirme yapılarak işyerinin 18.06.2008 tarihinden itibaren sahte sigortalılık işlemlerinde kullanıldığı, 18.06.2008 tarihinden itibaren yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmadığından sigortalılıklarının iptal edilmesi ve Kurumdan yaşlılık aylığı almakta olan kişilerin tahsis işlemlerinin yeniden gözden geçirilmesi yönünde” tespit yapıldığı; bu kapsamda, davacının da söz konusu işyerinden yapılan 20.06.2010-28.02.2011 tarihleri arası döneme ilişkin sigortalılık süresinin iptali yoluna gidilmesi ve prim ödeme gün sayısının aylık bağlanması için gerekli gün sayısının altına düşmesine bağlı olarak, yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptali yoluna gidildiği; İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; davalı …’ın 12.05.2006-31.12.2012 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, bu tarihe kadar, her ne kadar davalı şirket faaliyette gözükmekte ise de, şirkette çalışan ismi olarak bir kişinin tescil edildiği, başkaca tescil yapılmadığı, davalı tanıklarının, 31.12.2012 tarihine kadar davalı …, bu tarihten sonra ise davalı şirket çalışanı olarak Kuruma bildirildiği, tanıklardan bir kısmının (…) hem davalı şahıs, hem davacı gibi başka işverenler hem de davalı şirket adına çalışmalarının bildirildiği, dinlenen tanıkların davalı şirkete ilişkin bildirimlerinin 2012 tarihinden sonrasına ilişkin olduğu, emniyet yazı cevabı uyarınca da davacının o yıllardaki çalışmalarının davalı … yanında olduğu, buna göre davacının iptal edilen dönemlerde sigortalı gösterildiği dava dışı diğer işverenlerdeki çalışmalarının, davalı … yanında ve kesintisiz bir biçimde gerçekleştiği, davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin bulunmadığı, bu durumda 01.05.2010 tarihinden itibaren, dava dışı başka işveren Marmara Mekanik …Ltd Şti’ne ait 1108998.09 sicil numaralı işyerinden 04.07.2011 tarihinde iptal edilmeyen işçilik bildirimi olduğu dikkate alındığında dava döneminde diğer işverenlerce bildirimi yapılıp Kurumca iptali yapılan aylarda davalı …’a ait 1080977.09 sicil numaralı işyerinde 01.05.2010-03.07.2011 tarihleri arasında 423 gün çalıştığı, 401 gününün Kuruma bildirildiği, 22 günün ise bildirilmediği sonucuna varıldığı belirtilerek 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında kısmen yerinde olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilerek Fer’i Müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Nazilli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nce verilen 15.04.2021 tarih, 2021/64 Esas ve 2021/266 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca; 1- Davanın kısmen kabulü ile davacı …’ın davalı …’a ait 1080977 sicil numaralı işyerinde 01.05.2010-03.07.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile 423 gün çalıştığı, 401 gününün Kuruma bildirildiği, 22 günün ise bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer’i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının hakkaniyet ve gerçeğe uygun olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararla çalışmanın eksik gösterildiğini beyanla davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) Dava, 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
3. Değerlendirme
Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin 10.02.2010-30.07.2011 tarihleri arasında Birtekcan şirketinde çalıştığını, hizmet cetvelinde görülen diğer şirketlerde çalışmadığını, çalışmasının iptal edildiği ve edilmediği şirketlerle ilgisi olmadığını iddia etmiş olup kurum tarafından 21.05.2010-19.06.2010 tarihleri arasında … sicil numaralı … işyerinden bildirilen çalışmaların sahte kodu ile işaretlendiği ancak iptal edilmediği, diğer işyerlerinden (Egemet ve … şirketleri ile… işyerleri) yapılan bildirimlerin iptal edildiği anlaşılmakta olup Mahkemece … işyeri ile ilgili denetimin akıbeti sorulmak suretiyle, davacı tarafından iptali talep edildiğinden çalışmalar iptal edilmemişse çalışmanın gerçek bir çalışma olup olmadığı araştırılmalı, bu işyerine ait bordro tanıkları dinlenilmeli, işyeri şahsi sicil dosyası ve denetim raporu celbedilmeli; çalışmalar gerçek değilse bu kişi hakkında da dava açıldığı gözönünde bulundurularak bu davalı yönünden de kabul ya da red yönünde hüküm kurulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz giderinin ilgiline iadesine,11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.