Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4945 E. 2023/5940 K. 25.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4945
KARAR NO : 2023/5940
KARAR TARİHİ : 25.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/640 E., 2023/384 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/147 E., 2020/154 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 12.09.2006-15.03.2014 tarihleri arasında davalı şirkette pazarlama elemanı sıfatı ile çalıştığını, çalışmalarının kesintisiz olduğunu, davacının çalışmalarının kuruma bildirilmemiş olduğunu belirterek, davacının davalı iş yerinde 12.09.2006-15.03.2014 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmalarının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirketler vekili, davacının hizmet tespiti talep ettiği dönem ile dava açtığı dönem arasında 5 sene geçmiş olduğundan hak düşürücü süre bakımından davanın reddi gerektiğini, davacının dava konusu dönem dahilinde davalı iş yerinde her hangi bir çalışmasının olmadığını, davacının iddialarını kabul etmediklerini, iddialarını tanıkla değil yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davacının sunmuş olduğu sözleşme örneklerini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

Kurum vekili, hak düşürücü süre bakımından davanın reddi gerektiğini, davacının çalışmaları bakımından kurum kayıtlarının esas olduğunu, davacının iddialarını kurum kayıtlarına eşdeğer belgelerle kanıtlaması gerektiğini, çalışma iddialarının salt tanık anlatımlarıyla kanıtlanamayacağını, işyerinin varlığının, işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin araştırılması, tespiti talep edilen döneme ilişkin davalı işverene ait işyeri kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, davacının işyerinde devamlı hizmet akdi ile davalı işverene bağlı olarak fiilen çalışmış olduğunun tanık beyanları dışında resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlaması gerektiğini, kurum resmi kayıtlarının incelenerek sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini beyan edip davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK, vergi dairesi, ticaret sicil kayıtları, iş kur kayıtları ve iş yeri kayıtları, dinlenilen davacı- davalı ve bordro tanıkları, dosya kapsamına sunulan bayilik sözleşmeleri ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının tespitini istediği hizmet sürelerinin davalı iş yerlerinden tespitinin mümkün olmadığı kanısına varılmış; dava dışı Karaarslan Pazar Rek. ve Yayın Tük. Mad. Dış Tic. Ltd. Şti. ve dava dışı Atlas Dayanıklı Tüketim Malları İnş. ve Tekstil Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerlerinin davalı işyerlerinden bağımsız işyerleri olduğu ve davacının çalışmalarının bahse konu iş yerlerine bağımlı geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili özetle, davacının davalı şirket uzantısı olan pazarlama bölümünde çalıştığını, şirket adına yaptığı pazarlama faaliyetlerine ilişkin sözleşme örneklerinin dosyaya ibraz edildiğini, dinlenen tanıkların davacının çalışmasını doğruladıklarını, dava dışı şirketler ile davalı şirket arasında alt iş veren ilişkisi olduğunu, personel kartı ile satış faturalarının davalı şirket adına düzenlenmesi, davalı ile davalı şirketler arasında alt üst iş veren ilişkisinin olduğunun ispatlandığını, çalışma olgusunun tanıklarla ispatlandığını, mahkemenin alt üst iş veren ilişkisini incelemediğini eksik inceleme araştırmaya dayalı kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet cetveli incelemesinde talep edilen dönem itibariyle çalışması bulunmadığı 1087385 sicil nolu İhlas Pazarlama A.Ş. unvanlı iş yerinin 01.01.2002 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve halen faal olduğu; dinlenen davacı tanıkları davacının çalışmalarını doğrular nitelikte beyanda bulundukları hizmet cetvelleri incelemesinde tanıkların dava konusu dönem itibariyle, Karaaslan Pazarlama Dağıtım Reklam ve Yayıncılık Mad. İş, Şafak Dağıtım Day. Tük. Mad. Paz. Yay. İç. ve Dış Tic. Ltd. Şti., Atlas Dağ. Rek.Yay. Paz. Day. Tük. Mad. Dış. Tic. Şti., Pazarlama Dağıtım ve Dış Tic. A.Ş. iş yerlerinden bildirimleri olduğu, davalı tanıkları ve bordrolu tanıkların İhlas Pazarlama A.Ş.’den bildirimleri olup davacıyı tanımadıklarını beyanla çalışmalarını doğrulamadıkları; davacı vekili tarafından sunulan faturalarda davacı tanıkların bildirimi yapılan Karaarslan Pazar Rek. ve Yayın Tük. Mad. Dış Tic. Ltd. Şti. ve Atlas Dayanıklı Tüketim Malları İnş. ve Tekstil Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. ‘nin satıcı bölümünde yer aldığı, davalı vekilinin sunmuş olduğu bayiilik sözleşmelerinde de davacı vekilinin sunmuş olduğu faturalarda yer alan dava dışı şirketlerle yapılmış olduğu, bayiilik sözleşmesi bulunması karşısında emsal Yargıtay kararları, BAM kararları doğrultusunda alt-üst iş veren ilişkisinden söz edilemeyeceği, mahkeme karar ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrar ederek davanın kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 inci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

3.Diğer taraftan, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taraf ehliyeti” başlığını taşıyan 50 inci maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiştir. Buna göre taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Medeni hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 28 inci maddesinde ise, kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 üncü maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Yasanın tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3 üncü maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan ve ya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir.

3. Değerlendirme
Eldeki davada, davacı vekili, müvekkilinin 12.09.2006-15.03.2014 tarihleri arasında davalı şirkette pazarlama elemanı sıfatı ile çalıştığını, çalışmalarının kesintisiz olduğunu, davacının çalışmalarının kuruma bildirilmemiş olduğunu belirterek, davacının davalı iş yerinde 12.09.2006-15.03.2014 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmalarının tespitini talep etmiş, Mahkemece davacının dava dışı Karaarslan ve Atlas şirketlerinde çalıştığı, davalı şirketlerde bir çalışması bulunmadığı, davalılar ile dava dışı şirketler arasında bayilik sözleşmesi bulunması nedeniyle alt-üst iş veren ilişkisinden de söz edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine yönelik olarak verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.

Davacının davalı … Paz. A.Ş. ile İhlas Pazarlama A.Ş. şirketlerinde çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de karar gerekçesinde de belirtildiği üzere yargılama aşamasında davacı vekili tarafından sunulan Karaarslan Pazar Rek. ve Yayın Tük. Mad. Dış Tic. Ltd. Şti. ve Atlas Dayanıklı Tüketim Malları İnş. ve Tekstil Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen faturalar bulunduğu, faturaların satıcı kısmında davacının isim ve imzasının olduğu, davacı ile birlikte çalıştığını belirten davacı tanıklarının da sigorta bildirimlerinin bu işyerlerinden yapıldığı hususu dikkate alınarak davacının dava konusu dönemde gerçek işvereni belirlenmek suretiyle fiili çalışmalarının tespiti gerektiğinden adı geçen dava dışı şirketler davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz giderinin istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.