YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1121
KARAR NO : 2023/4092
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2018 tarihli ve 2018/317 Esas, 2018/460 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
cezasının 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi gereğince kazanılmış hakkı gereği 5 yıl üzerinden infaz edilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2019/1741 Esas, 2022/534 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılan arasında ailevi sebeplerden dolayı husumet bulunduğu, olay tarihinde katılanın sokakta yürüdüğü sırada sanık ile karşılaştığı, aralarında önceye dayalı nedenlerden dolayı tartışma çıktığı ve tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanığın katılana katılanın da sanığa yumrukla vurduğu ve sanığın yere düşmesi üzerine katılanın arkasını dönerek olay yerinden ayrılacağı esnada sanığın katılanın arkasından giderek ele geçirilemeyen bir bıçak ile katılanın sırt bölgesi boyun alt kısmından, kolundan ve elinden yaralayarak olay yerinden kaçtığı anlaşılmıştır.
2. Sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmiştir.
3. Katılan, sanığın kendisini bıçakla yaraladığını beyan etmiştir.
4. Katılan hakkında tanzim olunan adlî muayene raporlarında yaralanmalarının yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, sol üst ekstremitede radial sinir yaralanmasına bağlı gelişen fonksiyonel kısıtlılığın organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde olduğu bildirilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin isabetli olup olmadığı ve olayda sanık lehine haksız tahrik koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi amacıyla Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı inceleme yapılmasına karar verilmiş, sanık ile mağdur arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmaması, mağdurdaki yedi yaradan sadece birinin hayatî tehlikeye neden olması ve engel neden yokken sanığın eylemine devam etmemesi karşısında, sanığın
olaya bağlı olarak ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu kabul edilmiş, olay günü yolda karşılaşan sanık ile katılan arasında tartışma yaşanması üzerine tarafların karşılıklı olarak birbirlerine yumrukla vurdukları burada ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, şüpheli kalan bu durumun sanık lehine değerlendirilmesi zorunlu olduğundan haksız tahrik koşullarının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Katılandan sanığa yönelen haksız davranışın yumrukla vurma şeklindeki basit yaralamadan ibaret olması karşısında, haksız tahrik nedeniyle sanığın cezasından asgari oranda indirim yapılmasının hakkaniyete ve ölçülülük kuralına uygun olacağı vicdani kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin eksik incelemeye, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen temyiz sebepleri yönünden;
“İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik inceleme bulunmadığı, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine yumrukla vurmaları sonucu sanığın bıçakla katılanı birden fazla yerinden yaraladığı, katılanın elinde bıçak vb. bir cisim bulunmadığı ve sanığa yönelik haksız bir saldırı içerisinde olmadığı anlaşıldığından somut olayda meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı, tarafların aradaki husumete yönelik olarak birbirlerini suçladıkları ve olay günü ilk yumruğun kim tarafından atıldığının kesin ve net olarak tespit edilemediği birlikte değerlendirildiğinde ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesi nedeniyle belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Suç vasfı yönünden yapılan incelemede;
Sanık ile katılan arasında ailevi sebeplerden dolayı husumet bulunduğu, olay günü aralarında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, birbirlerine yumruk ile vurdukları, sanığın yere düşmesi üzerine katılanın arkasını dönerek olay yerinden ayrılacağı esnada sanığın katılanın arkasından giderek bıçak ile katılanı hedef gözeterek yedi yerinden yaraladığı, katılanın göğüs solda bulunan bir adet, sırt solda (boyun arkası altta) bulunan iki adet olmak üzere toplam üç adet yaralanmasından en az bir tanesinin göğüs boşluğuna girerek solda pnömotoraksa ve hayatî tehlikeye neden olduğu, sanığın katılan ile aralarındaki husumetten dolayı katılanın arkasından giderek hayatî bölgesini hedef gözeterek bıçakla sırt bölgesinden birden fazla kez yaraladığı eylemine devam etmek isterken önüne düşen katılanın sağ eliyle bıçağı önlemeye çalıştığı, bu nedenle sağ elinin içinden derin yumuşak doku lezyonuna neden olacak ve basit tıbbî müdahale ile iyileşemeyecek şekilde yaralandığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığından kasten öldürme suçuna teşebbüsten hüküm kurulması gerekirken suç niteliğinin kasten yaralama olarak belirlenmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2019/1741 Esas, 2022/534 Karar sayılı kararının suç vasfı yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık hakkında aleyhe temyiz bulunmadığından 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2023 tarihinde karar verildi.