Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1441 E. 2023/2339 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1441
KARAR NO : 2023/2339
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki inançlı işlem nedeniyle tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Danimarka vatandaşı olduğunu, davalılardan … ile evli olduğunu, eşinin baskısı ile davaya konu 186 ada 5 parselde bulunan taşınmazı almaya karar verdiğini, söz konusu taşınmaz hisseli olduğundan satımında aracılık eden emlakçı … ile satıcılar adına … ile iletişime geçildiğini, söz konusu yerin satımı konusunda pazarlık edilerek anlaşma sağlandığını, müvekkilinin ülkesine giderek satım bedelini emlakçı …’e gönderdiğini, bu alım satım sırasında müvekkilinin yabancı olmasından kaynaklanan sorunlar nedeniyle taşınmazın eşinin bir önceki evliliğinden olan kızı davalı …’a güvenilir kişi olarak devredildiğini, bu konuda düzenlenen beyanname bulunduğunu, müvekkilinin yabancı izni geldikten sonra tapunun kendisine devrini istediğini, ancak devrin yapılmadığını, sevgi ve aileye güvenerek söz konusu bedeli ödediğini, tapuyu üvey kızından geri alacağını düşündüğünü, eşi ve üvey kızı tarafından dolandırıldığını, bu nedenlerle taşınmazın davalı … üzerindeki tapusunun iptali ile davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın davalı … ve ailesinin birikimleri ile alındığını, parasını davacının ödemediğini, davacının dava dışı …’e para gönderdiğini, …’in de bu parayı kullandığını ve kendisini kurtarmak için bu şekilde senaryo oluşturduğunu, müvekkillerinin alım satım işlemlerinde adı geçen kişilerin taraf olmadıklarını, taşınmazın 01.06.2017 tarihinde alındığını ve satış sözleşmesinde hissedarların açıkça beyanlarının ve imzalarının mevcut olduğunu, satış bedelini de davalı …’dan aldıklarını beyan ettiklerini, dava dilekçesinin ekindeki satışı yapan hissedarlardan …’un noterde düzenlenmiş beyanname başlıklı beyanlarını kabul etmediklerini, davacının davalı …’ın resmi nikahlı eşi olduğunu, kendisine herhangi bir baskı yaparak ev aldırmasının söz konusu olamayacağını, davacının …’e gönderdiği para ile tapudaki bedel arasında fahiş fark bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada inançlı temlik işlemine ilişkin yazılı belge bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Yerel mahkemece ibraz ettikleri hiçbir delilin incelenmediğini, dava dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak davanın hatalı olarak reddedildiğini, inanan ile inanılan arasında mektup veya bilgisayarla yazılmış bir belgenin varlığı durumunda tanık dinlenebileceğinin Yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, taraflar arasında yapılan Whatsapp mesajlaşmalarında hem ….’in hem de kızı…..’ın alınan dava konusu taşınmaz ile ilgili inkar edilmeyen beyanlarının bulunduğunu, bu beyanlar inkar edilmediğine göre davalıları bağladığını, ibraz ettikleri bu beyan ve mesajların yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğunu, tanık dinlenebileceğini, mahkemece tanıkların dinlendiğini ancak anlaşılamayan bir nedenle tanık beyanlarının yok sayılıp davanın reddedildiğini, buna ilişkin kararda açıklama da yapılmadığını, oysa ki dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “ Somut olayda; davacı Aydın İli, Kuşadası İlçesi, Alacamescit Mahallesi 186 ada 5 parsel sayılı taşınmazın bedelini kendisinin ödediğini, yabancı uyruklu olması nedeniyle tapunun daha sonradan kendisine devredilmesi koşuluyla eşi …’in önceki eşinden olma kızı … adına yapıldığını, taşınmazın tapusunun kendisine devrini talep etmesine rağmen davalı …’ın tapuyu devretmeye yanaşmadığını iddia ederek dava konusu taşınmazın tapusunun iptalini ve adına tescilini talep etmektedir. Dava konusu taşınmazın tapusu devredilen davalı … ve diğer davalı ile davacı arasında dava konusu taşınmazın daha sonradan davacıya devredileceği yönünde düzenlenen inançlı işleme konu yazılı bir sözleşme bulunmadığı, yine davalıdan bu yönde sadır olan delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin de bulunmadığı, davacı taraf her ne kadar davacı ile davalılar arasındaki bir kısım Watsapp mesajları delil olarak ibraz etmiş ise de; bu mesajların içeriğinde dava konusu taşınmazın davacı tarafından alınacağı, tapusunun önce davalı … adına yapılıp daha sonradan davacıya tapunun devredileceğine dair açık ifadeler bulunmadığı ve bu nedenle taraflar arasındaki inanç sözleşmesini ispatlamaya yeterli delil başlangıcı niteliğinde belge olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davasını ispatlamaya dair yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde belge ibraz edilemediğinden inanç sözleşmesinin varlığını yemin (HMK m.225 vd.) gibi kesin delille ispat etmesi olanaklıdır. Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmamıştır. Davacının yazılı bir delili ve delil başlangıcı sayılabilecek nitelikte bir belgesinin bulunmadığı, bu nedenle tanık dinlenme olanağının da bulunmadığı ayrıca yemin deliline de dayanmadığı görülmekle, davacının davasını kanıtladığından söz edilemez. Bu itibarla mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.” şeklindeki gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile istinaf dilekçesi dikkate alınmadan karar verildiğini, davacının tapunun tekrar kendisine döneceğine davalı eşi …’in inandırması, baskısı ve telkinleri üzerine taşınmazı diğer davalı adına tescil ettirdiğini, iddiasını dekont ve Whatsapp yazışmaları ile ispatladığını, ancak dikkate alınmadığını, davalının üvey kızına karşılıksız ev almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bedelin davacı tarafından ödendiği konusunda tarafların aksi beyanı olmadığını, beyanname ile de sabit olduğunu, mahkemece tanıklar dinlendiği halde beyanları yok sayılıp davanın reddedildiğini, HMK’nın 203/b maddesi uyarınca tanık dinlenebileceğini, tarafların akrabalıkları düşünüldüğünde yemin deliline dayanılamayacağının açık olduğunu belirtmek suretiyle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, “Delil başlangıcı” kenar başlıklı 202 nci maddesi ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.