YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/395
KARAR NO : 2023/6137
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/327 Esas, 2015/33 Karar
SUÇLAR : Zimmet (sanık … hakkında), suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (sanık … hakkında)
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2012 tarihli ve 2012/2394 Soruşturma, 2012/19016 Esas, 2012/6566 numaralı İddianamesi ile sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 165 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca, sanık … hakkında ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması, her iki sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2013 tarihli ve 2012/975 Esas, 2013/559 sayılı Kararı ile sanık …’ya yönelik isnadın zimmet suçunu oluşturabileceği, bu itibarla davaya bakma görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2013/327 Esas, 2015/33 sayılı Kararı ile sanıklardan Yücel hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna, sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 165 inci, 43 üncü ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları ile 52 nci maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 2.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafii 27.02.2015 tarihli süre tutum dilekçesi ile; müvekkili aleyhine verilen kararı temyiz ettiğini bildirmiştir.
Sanık … müdafiinin temyiz istemi; mahkemenin bilirkişi raporu ve lehe tanık beyanlarına itibar etmemesinin hatalı olduğuna, başka kurumlar tarafından getirilen hurdaların kayıt altına alınmadan teslim işlemi yapılmasının mümkün olmadığına, zira hurda teslim eden kurumların kayıt belgesi almaması halinde kendi alacaklarını tahsil etme imkanlarının bulunmadığına, teslim eden ve teslim alan kurumların karşılıklı olarak geçici ve kesin kabul işlemleri yapıldığı için hurda malzemelerin eksik bulunmadığına, bu itibarla kurum kayıtlarında açık bulunmadığı için olayda kamu zararı oluşmadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Gediz Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi İşletme Müdürlüğünün Malzeme Yönetimi ve İkmal Müdürlüğüne bağlı hurda ambarında ambar saha sorumlusu olarak görev yapan sanık …’in farklı tarihlerde ilgili amirlerine bilgi vermeden, onaylarını almadan ve kayıtlara geçirmeden ambarda bulunan toplam 6500 kg karışık hurda malzemeyi ambardan çıkartarak diğer sanık …’a sattığı iddia ve kabul edilerek sanıkların atılı suçlardan cezalandırılmalarına karar verildiği görülmüştür.
IV.GEREKÇE
1.Sanık …’nin yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 165 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 26.02.2015 tarihli mahkumiyet hükmü ile temyiz incelemesi arasında 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2.Gediz Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi İşletme Müdürlüğünün Malzeme Yönetimi ve İkmal Müdürlüğüne bağlı hurda ambarında ambar saha sorumlusu olarak görev yapan sanık …’in, farklı tarihlerde ilgili amirlerine bilgi vermeden, onaylarını almadan ve kayıtlara geçirmeden ambarda bulunan toplam 6500 kg karışık hurda malzemeyi ambardan çıkartarak diğer sanık …’a sattığı iddia ve kabul edilerek sanık hakkında zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın atılı suçlamayı kabul etmediğini, iddianamede geçen …. ve ….plaka sayılı kamyonlarla iddia edildiği gibi hurda yükleyip ambar sahası dışına çıkarmadığını, … plaka sayılı araçla ise o dönem izne ayrılacağı için yerine bakacak arkadaşının ilgili hurda miktarının tartımı yapıldıktan sonra teslim alacağını beyan etmesi üzerine iş yerindeki aracın görevli olmasından dolayı önceden tanıdığı hurda işiyle uğraşan diğer sanık …’den araç kiralayarak tartım işini gerçekleştirdiğini, ambara gelen hurdaların kayda alınıp belgesinin düzenlendiğini, aksi takdirde hurda getiren kurumların ve iş sahiplerinin teslim ettiği hurdaya karşılık alması gereken parayı teslim belgesi olmadan tahsil etmelerinin mümkün olmadığını, hurda getiren kurum ve iş sahipleri ile karşılıklı olarak geçici ve kesin kabullerin yapıldığını ve bunlara dair evrakın sisteme işlendiğini, bu nedenle ambarda eksiklik bulunmadığını savunması ile kurum müfettişi tarafından düzenlenen raporda sanık tarafından ambardan çıkartıldığı belirtilen hurda miktarıyla ilgili olarak stok durumu ve kayıtların karşılaştırılması sonucunda eksik ürün bulunmadığının tespit edilmesine rağmen suça konu hurda miktarının kayıt dışı bırakılarak sonradan kurum dışına çıkarıldığının belirtilmesi karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, hurdalarla ilgili giriş, çıkış ve satış işlemlerinin ne suretle gerçekleştirildiği, iddianamede ilk iki eylem olarak yer alan …. ve … plaka sayılı araçlarla kurum dışına çıkartılan hurdaların ambara hangi kurum veya iş sahibi tarafından teslim edildiğine dair evrakın bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği nazara alınmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sanık … hakkında yasaklama kararına hükmolunduğu sırada hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinin altıncı paragrafında hak yoksunluğuna ilişkin uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin gösterilmemesi ile uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası yerine altıncı fıkrası olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A.Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B.Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2013/327 Esas, 2015/33 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2023 tarihinde karar verildi.