Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/1833 E. 2023/6405 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1833
KARAR NO : 2023/6405
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/44 Esas, 2016/318 Karar
SUÇ : Müteselsilen ihtilasen zimmet
HÜKÜMLER : Eylemlerin zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçlardan mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2004 tarihli ve 2004/213 Hazırlık, 2004/82 Esas, 2004/12 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında müteselsilen ihtilasen zimmet suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin 2 nci fıkrası, 80 inci maddesi, 219 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 33 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanması, şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 40 ıncı maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2009 tarihli ve 2004/18 Esas, 2009/45 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri ile 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede zincirleme sahtecilik suçundan da, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
3. Bu kararın sanık müdafii tarafından temyizi sonrası Dairemizin 27.11.2014 tarihli ve 2013/5655 Esas, 2014/11765 sayılı Kararıyla eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde … Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2016 tarihli ve 2015/44 Esas, 2016/318 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince neticeten 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunluklarına, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan da, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin 29.03.2016 havale tarihli dilekçesi, eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğu, niteleme ve takdirde yanılgılar olduğu hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde Ulukışla İlçe Özel İdare müdürü olarak görev yapan ve kurum adına harcama yetkisi bulunan sanığın, 2002 yılından 2003 yılı Kasım ayına kadar kuruma ait bütçeden sahte harcama evrakı düzenleyerek veya hiç harcama evrakı düzenlemeksizin harcamalar yaptığı, bu kapsamda, ilçede bulunan okullarda yapılan taşımalı eğitim işi için araç sahiplerine yapılan ödemelerle ilgili düzenlediği tahakkuk müzekkereleri ve verile emirlerini mükerrer olarak düzenleyerek tekrar ödeme yapılmış gibi gösterdiği, köylere yardım yapılması için alınan encümen kararlarına istinaden düzenlediği verile emirlerinde parayı bizzat kendisi aldığı halde tahsil eden olarak köy muhtarları adına sahte imzalar attığı, hiçbir ödeme belgesi düzenlemeksizin kuruma ait banka hesabından pek çok kez para çektiği veya üçüncü şahıslara kendi adına çektirdiği, bu şekilde birden fazla kez hileli davranışlarla ve resmi belge olan verile emirleri ile tahakkuk müzekkerelerini sahte olarak düzenlemek suretiyle kuruma ait 94.466,00 TL’yi mal edindiği kabul edilerek cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince kazanılmış hak nedeniyle cezaların, zincirleme nitelikli zimmet suçundan 5 yıl 2 ay 15 gün, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan 2 yıl 1 ay üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken sanığın 5 yıl 2 ay 15 gün ve 2 yıl 1 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmamasının ya da sınırlı uygulanmasının kazanılmış hak niteliğinde olduğu ve 13.02.2009 tarihli sanık aleyhine temyiz bulunmayan hükmün Dairemizin 27.11.2014 tarihli ilamıyla kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla bozulmasına karar verildiği halde, sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı olarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği hak yoksunluğuna hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2016 tarihli ve 2015/44 Esas, 2016/318 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının; (1) numaralı bendinin beşinci paragrafının çıkartılıp, yerine ”1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hakkı saklı tutularak sanığın infaz edilmesi gereken sonuç cezasının 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası olarak belirlenmesine,” ve (2) numaralı bendinin dördüncü paragrafının çıkartılıp, yerine ”1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hakkı saklı tutularak sanığın infaz edilmesi gereken sonuç cezasının 2 yıl 1 ay hapis cezası olarak belirlenmesine,” ibarelerinin eklenmesi, (2) numaralı bendinin altıncı paragrafındaki 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin bölümünde hüküm fıkrasından tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.05.2023 tarihinde karar verildi.