YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15861
KARAR NO : 2023/728
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1957 E., 2021/2109 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin
birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2021 tarihli, 2017/664 Esas ve 2021/73 sayılı kararı ile sanığın terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314/2 maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uyarınca yarı oranında arttırım yapılarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 221/4 maddesi gereği cezasından taktiren 1/3 oranında indirim yapılarak neticeten 8 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak mahrumiyetlerine ve hükmen tutukluluk halinin devamına, mahkumiyet yönünden oy birliği ile etkin pişmanlık uygulanması yönünden oy çokluğu ile karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 27.05.2021 tarihli, 2021/1108 Esas ve 2021/954 sayılı kararı ile sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği Dikili’nin örgütün eylemleri kapsamında il olarak kabul edilip edilmediği araştırılmadan, il olarak kabul edilmesi halinde ise örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin süre, önem ve yoğunluğu da gözetildiğinde sanığın örgüt yöneticisi mi yoksa üyesi mi olduğu hususunun açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekmesi,
Kabule göre de;
1- Sanık hakkında FETÖ-PDY silahlı terör örgütü ile ilgili yurt genelinde yapılan soruşturmalar kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü TEMBİS ve UYAP ortak … sistemi üzerinden gerekli araştırmanın yapılmadığı,
2- Etkin pişmanlık kapsamında çok sayıda kişinin bilgilerini paylaşan sanığın, tanık olarak davet edildiği dosyalarda bu beyanlarından döndüğü, etkin pişmanlık ifadelerini doğrulamadığı, mahkemeye sunduğu dilekçelerinde de ısrarla etkin pişmanlıkta bulunmadığını, gerçekleştirilen eylemlerin suç olmadığını, bu tip eylemler nedeniyle kimsenin başını yakmak istemediğini şeklinde beyanlarda bulunduğu anlaşılmakla; TCK’nın 221 maddesinde tanımını bulan etkin pişmanlığa ilişkin hükümlerin uygulanmasına ilişkin olarak yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hükmolunan cezada indirim yoluna gidilmesi,
Hususları gözetildiğinde belirtilen hukuka aykırılıkların 7188 sayılı Kanun’la değişik CMK’nın 280-289 maddeleri uyarınca kovuşturma şartına ilişkin ve ancak İlk Derece Mahkemesince giderilebilir nitelikteki hukuka aykırılıkları olduğu anlaşılmış olduğundan Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulü ile CMK’nın 280 maddesi gereğince hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Bozmaya uyularak ve gereği yerine getirilerek yapılan yargılama sonucu İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli, 2021/219 Esas ve 2021/298 sayılı kararı ile sanığın terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314/2 maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uyarınca yarı oranında arttırım yapılarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 221/4 maddesi gereği cezasından taktiren 1/3
oranında indirim yapılarak neticeten 8 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak mahrumiyetlerine ve hükmen tutukluluk halinin devamına, mahkumiyet yönünden oy birliği, etkin pişmanlık uygulanması yönünden oy çokluğu ile karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 14.12.2021 tarihli, 2021/1957 Esas ve 2021/2109 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; temyiz sebepleri 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında olmadığından ve yerinde görülmediğinden aynı Kanun’un 302 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz davasının esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1-Temel cezanın teşdiden tespit edildiğine,
2-Etkin pişmanlık indirminin en az oranda uygulanmış olduğuna,
3-Fetönün terör örgütü tespiti tarihi itibariyle suçun oluşmadığına,
4-Suçun unsurlarının bulunmadığına,
5-ByLock delilinin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,
6-Duruşmalı inceleme yapılmasına, tahliyeye vesair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde örgüt üyesi olarak yer aldığı, FETÖ/PDY terör örgütünün haberleşmede kullandığı ByLock programını bir çok hat üzerinden uzun yıllar yoğun olarak kullanmış olması ve ByLock çözümleri, ByLock uygulamasının hizmet sunduğu IP adresleri ile kullandığı cep telefonu ile birçok bağlantı kurulmuş olması, sanığın ikrar içeren beyanlarından da anlaşıldığı üzere sanığın örgüt içinde uzun yıllar farklı görevlerde bulunduğu, örgütün bir çok yurdunda sürekli olarak kalması, bir dönem kaldığı yurtta örgüt içinde belletmen olarak görev yapması, belletmen olarak görev yaptığı sürede yurtta kalan öğrencilerin örgüte kazandırılabilmesi için öğrencilere örgüt propagandası yapması, örgütsel sohbet toplantıları düzenlemesi, bir dönem örgütün etüt merkezlerinde sorumlu müdürlük görevi yapması,
örgüt içinde …’in kitaplarının okutulduğu videolarının izletildiği örgütsel sohbet toplantıları düzenlemesi, düzenlediği sohbet toplantılarında sohbet hocalığı yapması, bir dönem örgüt içinde Dikili ilçe imamlığı yapmış olması, bir dönem … kod adını kullanmış olması, sanığın ikrarı ile sabit olmak üzere örgütten yaptığı görevler sebebi ile maaş alması, mahkememizce kabul edilen bu görevlerin ve tespitlerin sanığın ikrarları ile de sabit olduğu, her ne kadar sanık kabul etmemiş ise de gizli tanık …’in beyan ettiği üzere örgüt içinde Dikili eğitim danışmanlığı yapması, tanık Ş. T.’nin beyanları ve sanıktan ele geçen dijital materyallerden Eagle programının tespiti birlikte değerlendirildiğinde sanığın Eagle programını kullanmış olması, sanığın kardeşi M. Y’ye ByLock programı yüklemiş olması, tanık T. A’nın beyan ettiği üzere sanığın örgüt içinde esnaf sorumluluğu yapmış olması, O. E’nin dosya arasına gönderilen beyanları neticesinde sanığın örgüte ait evde başka örgüt üyeleri ile beraber kalması, tanık G. D’nin beyan ettiği üzere örgüt içinde küçük bölge abiliği yapmış olması, birlikte değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olup örgütle organik bağ kurduğu, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturduğu,
Etkin Pişmanlık Hükümleri Açısından Değerlendirme
Sanığın etkin pişmanlık kapsamında 2016 – 2020 yılları arasındaki soruşturma ve kovuşturma sürecinde verdiği beyanlar ile yaptığı teşhis işlemleri neticesinde, kademeli olarak verdiği bilgiler ve teşhis ettiği (300) şahıstan (beyan tarihi itibariye) haklarında yasal işlem kaydına rastlanılmayan (81) şahıs nazara alındığında, sanığın beyan ve teşhislerinin terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilerek önlenmesi ve örgüt mensuplarının tespit edilerek yakalanmalarına yönelik ilgili kanun hükümlerinde öngörülen zaman, yeterlilik ve fayda bakımından takdiri adli mercilerde bulunmak üzere, kısmen faydalı ve elverişli olduğunun değerlendirildiğine yönelik emniyet araştırmasının bulunduğu sabittir. Öte yandan; sanığın aşamalarda zaman zaman mahkememize ibraz ettiği yazılı beyanlarında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediği belirtilmiş ise de; sanığın mahkememiz huzurundaki sözlü beyanlarında sürekli olarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini, etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarının arkasında olduğunu belirtmesi, yine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 27.05.2021 tarihli ve 2021/1108 Esas – 2021/954 sayılı bozma kararı sonrasında da pişmanlık duyması nedeniyle etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini, darbe eylemini “cemaat içerisindeki bir grubun gerçekleştirdiğini”, “ByLock programını kullandığını” açıkça ifade etmesi karşısında sanığın sözlü savunmalarına üstünlük tanınmış, etkin pişmanlık kapsamındaki anlatımının örgütün yapısı, işleyişi ve örgüt mensuplarının deşifresi bakımından faydalı olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Kaldı ki; dosya kapsamında sanık hakkında henüz soruşturma aşamasında iken sanığın örgüt içerisinde sohbet hocalığı yaptığı, örgüt adına Dikili ilçe imamlığı görevini yürüttüğü, örgütten maaş aldığı yönünde herhangi bir delil bulunmadığı aşamada kendi beyanları ile bu örgütsel eylemlerini ortaya çıkardığı, hakkında içeriği tespit edilememiş çok sayıda ByLock tespiti olmasına karşın sanığın bir çok GSM hattı üzerinden ByLock programı ile kod isim kullandığını kabul ettiği ve bu beyanlarını kovuşturmanın hiç bir aşamasında inkar etmediği, bu haliyle henüz dosya kapsamında sanığın eylemlerini ağırlaştırıcı deliller bulunmadan kendi beyanları ile cezasında teşdit sebebi teşkil edecek bir çok hususta anlatımda bulunduğu, netice olarak sanığın kendi beyanlarına da itibar
edilerek hakkında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza verildiği halde sanığın beyanlarının etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmemesinin Yargıtayın etkin pişmanlık hükümlerinin tatbikine ilişkin içtihatları ile bağdaşmayacağı, zira etin pişmanlık kurumunun yalnızca başkaca örgüt üyelerinin teşhisini değil aynı zamanda sanığın örgüt faaliyetleri ve örgütün yapısı hakkında veya kendi eylemleri bakımından mahkumiyet yahut ceza teşdidine esas derecede delil bulunmadığı aşamada kendi eylemlerini ortaya çıkarması durumunda da uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Anılan nedenlerle sanığın başkaca dosya sanıkları hakkında zaman zaman etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarından dönmesinin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmamasından ziyade etkin pişmanlık uygulanırken indirim oranında dikkate alınması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Nitekim sanığın örgüt içindeki konumu. örgüt içerisinde kaldığı süre ve terör örgütünün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde başka kişilerle ilgili soruşturma konusu olacak ciddi bilgiler vermesi, bir çok GSM hattı üzerinden ByLock programını kullandığını kabul etmesi, kod isim kullandığını, örgüt içerisinde sohbet hocalığı yaptığını, örgüt yurdunda belletmen olarak bulunduğunu, örgütten yürüttüğü işler karşılığında maaş aldığını, bir dönem örgüt adına Dikili ilçe imamlığı görevi yürüttüğünü kabul ettiği hususları gözetilerek; etkin pişmanlığının düzeyi, zamanı ve niteliği dikkate alınmış sanık hakkında TCK’nın 221/4 üncü maddesinin 2 nci cümlesi gereğince 1/3 oranında indirim yoluna gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Sanık …’ın üzerine atılı ve sabit görülen silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği anlaşıldığından bu suçtan dolayı eylemine uyan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında TCK’nın 314/2 nci maddesi uyarınca ceza belirlenirken TCK’nın 61 inci maddesi uyarınca sanığın güttüğü amaç ve saik, işlediği suça ilişkin eylem çeşitliliği, kastının yoğunluğu ve eylemi nedeniyle meydana getirebileceği zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmıştır.
Sanığın soruşturma başladıktan sonra terör örgütünün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde kendisi ve başka kişilerle ilgili soruşturma konusu olacak ciddi bilgiler verdiği ve etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmakla, cezasından TCK’nın 221/4 üncü maddesinin 2 nci cümlesi gereğince etkin pişmanlığın düzeyi, zamanı ve niteliği dikkate alınarak takdiren 1/3 oranında indirim uygulanmıştır.
Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumsuz davranışları sanığın yargılamayı sürüncemede bırakmış olması ile iyi hali dosyaya yansımayan sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi uygulanmamıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün usül ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle sanık müdafiinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir, şeklindedir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün il yapılanmasında bölge imamlığı ve bir süre Dikili ilçesi imamlığı olarak faaliyet gösteren bu cümleden olarak, görevinde yurtlarda belletmenlik ve etüd merkezi müdürlüğü gibi örgüte eleman kazandırılması yönünde etkinliklerde bulunan, aynı amaçla esnaflara sohbet hocalığını yapan, … ve … ID numaralar üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
1-Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayini,
2- Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, etkin pişmanlıkta bulunarak faaliyet alanı kapsamındaki örgüt mensupları ile ilgili olarak ayrıntılı ve etkili ve faydalı bilgiler veren, bu nedenle örgütsel baskıya maruz kaldığını savunan, geçmişte hakkında adli sicil kaydı bulunmayan, dosyaya yansıyan savunma ile uyumsuz, mazereti gösterilmemiş olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında yazılı şekilde yeterli ve yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; Yakalandıktan sonra yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun olarak örgütün yapısı, faaliyetleri ve 300 kadar örgüt mensubu ile ilgili faydalı bilgiler verdiği, bu bilgilerin esaslı olduğu savunma ve toplanan delillere de uygun biçimde kabul edilen sanık hakkında belirlenen cezadan TCK’nın 221/4-2 nci cümlesi uyarınca hakkaniyete uygun azami hadde yakın bir indirim yapılması gerekirken, gelişen süreçte örgütsel baskılara maruz kaldığı yönündeki savunması da değerlendirilmeden yerinde olmayan gerekçeye dayanılarak fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (d) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 14.12.2021 tarihli, 2021/1957
Esas ve 2021/2109 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, müsnet suçun niteliği, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.