YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13534
KARAR NO : 2023/644
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/1 E., 2018/28 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nce bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacılar Hazine ve …’in davasının reddine, müdahiller … ve İbrahim’in davalarının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davacı Hazine vekili ve davacı / müdahil … … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ili … ilçesi … köyü çalışma alanında bulunan 220 parsel sayılı 107.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu ve vergi kaydı, irsen intikal, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve … adına tespit edildikten sonra, komisyon kararıyla davalılar … ve paydaşları adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … köyü 220 parsel sayılı taşınmazın tespitinde 1617 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadığından komisyon kararının hatalı olduğunu, tespite esas alınan kayıtların taşınmaza uymadığını, bir an için uyduğu kabul edilse dahi miktar fazlalığının bulunduğunu, miktar fazlalığı üzerinde davalıların yeterli zilyetliklerinin bulunmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
3. Davacı … dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … köyü 220 parsel sayılı taşınmazda, dedesi … oğlu …’den gelen hissesinin uhdesinde kalmak suretiyle diğer … oğlu …’tan gelen hissesinin iptaline ve bu hissenin davalılar adına tesciline karar verildiğini, bu kararın mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirterek, komisyon kararının iptali ile taşınmazın tapulama tespiti gibi tesciline karar verilmesini istemiştir.
4. Asli müdahiller Mahmut oğlu … mirasçıları vekili müdahale dilekçesinde; … Noterliğince tanzim edilen 06.11.1962 ve 01.10.1962 tarihli noter senetleriyle…. oğlu…’in Mart 1951 tarihli 39 ve 40 numaralı tapulardaki hissesinin 6 hisseye itibar edilerek 4 hissesi ile bakiye 4 dönüm yerini … oğlu … ile Mahmut oğlu … ‘na sattığını belirterek, bu hisselerin iptal edilerek müvekkilleri olan müdahiller adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2012 tarih ve 1984/871 Esas, 2012/92 Karar sayılı önceki kararı ile, taşınmazın tespitine esas alınan tapu ve vergi kaydının taşınmazı kapsadığı ve davalılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davacılar Hazine ve ….’in davalarının reddine, katılan davacı … mirasçılarının davalarının kabulüne, çekişmeli eski 220 yeni 284 ada 4 parsel sayılı 103.960,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davalılar … ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2012 tarih ve 1984/871 Esas, 2012/92 Karar sayılı önceki kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.04.2015 tarih ve 2015/5529 Esas, 2015/4384 Karar sayılı ilamıyla; ” Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, varsa sağ olan tespit bilirkişileri, taraf tanıkları, fen ve ziraat bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulu aracılığı ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, keşifte çekişmeli taşınmazın tespitine esas alınan vergi ve tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tedavülleriyle birlikte sınırları okunarak yerel bilirkişilere sorulması, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanının tanınması, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, taşınmazın tespitine esas alınan tapu ve vergi kayıtlarının dava dışı 144 parsele de uygulandığı gözetilerek tapu ve vergi kayıtlarına sabit sınırlardan başlamak üzere kapsam tayin edilmesi, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırmasının yapılması, bu konuda taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrı ayrı bilginin alınması, kaydın mahalline uyup uymadığı hakkında uzman fen bilirkişiden gerekçeli ve açıklamalı, gösterilen sınırların işaretlendiği, keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli haritalı, ziraat bilirkişiden ise komşu parsellerin toprak yapısı ile de mukayese yapılarak taşınmazın toprak yapısı, niteliği ve zilyetlikle mülk edinebilecek yerlerden olup olmadığı yönünde bilimsel verilere dayalı rapor alınması ve sonrasında Kadastro, Mahkemeler Yazı İşleri ve Tapu Müdürlüğü’nden belgesiz araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu eski 220 parsel numaralı taşınmaz tespit dayanağı K. Sani l288 tarih ve 162 numaralı tapu kaydı ve tedavülleri ile 1937 tarih ve 219 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığı, tapu kaydının ilk tesisinin 60 dönüm yüzölçümünde ikinci tedavülünde 919 metrekare üzerinden tahvil edilerek 55.140 metrekare olduğu, ilk tesisinde … ve … adına kayıtlı olduğu, vergi kaydının 70 dönüm yüz ölçümünde 144 numaralı parsel ile birlikte kayıtların sınırlarında kaldığı, her iki parselin yüzölçümlerinin 115.894,98 metrekare olduğu, tapu ve vergi kaydının aynı hudutları ve aynı malikleri ihtiva ettiği, bu nedenle yüzölçümü fazla olana itibar edilmesinin gerektiği ve bu yönde de fen bilirkişisince rapor hazırlandığı, kaldı ki tapu kaydı vergi kaydına göre daha güçlü belge olup mülkiyet belgesi olduğu tapu kaydının tedavül görmesi ve kayıt malikinin mirasçılarından taşınmazın kullanımı sürdürüldüğünden hukuki kıymetini de yitirmesi söz konusu olmadığından, tapu kaydının tesis tarihinden bu yana malikleri ve mirasçılarının zilyetlikten edinebilecekleri miktarlarında dikkate alındığı, tapu kayıt maliklerinin mirasçıları arasında usulüne uygun bir şekilde yapılmış taksimin varlığının tespit edilemediği, bu sebeplerle miktar fazlası yönünden Hazine’nin davasının reddine, müdahiller …. mirasçıları … çocukları … ve …’in davaları yönünden; noter satım vaadi senetlerinin, esas alınan 1983 yılında yapılan tapulama tespitinden önceki sebeplere dayandığı, bu senetlerin keşifte uygulandığında dava konusu parsel içerisinde kaldığının sabit olduğu ve satın alma tarihinden bu yana müdahillerin taşınmazı kullarak zilyetliği devraldığı keşifte alınan beyanlardan anlaşıldığı ve yine bu müdahillerin tapu kayıt malikinin mirasçılarından olduğu, elbirliği mülkiyetinde harici satımların yine başka bir mirasçıya yapılabileceği nazara alındığında davalarının kabulüne, davacı … ‘in davası yönünden; müdahillerin iddialarına esas noter senetleri ile taşınmaz içerisindeki bir kısım hissesini sattığı sabit olmakla, satılmayan kısmın ise uhdesinde bırakılarak davasının reddine karar verildiği gerekçesiyle, eski 107.800,00 metrekare yüz ölçümündeki ve tarla vasfındaki 220 numaralı parsel, yeni 103.960,28 metrekare yüz ölçümündeki ve tarla vasfındaki 284 ada 4 numaralı parsele yönelik Maliye Hazinesinin davasının sübuta ermediğinden reddine, davacı … oğlu …’in davasının sübuta ermediğinden reddine, müdahiller … mirasçıları Kızıl … evlatları … ve …’in davalarının 01.10.1962 tarih ve 2139 yevmiye numaralı ve 06/11/1962 tarih ve 2385 yevmiye numaralı noter senetlerinde alıcıları … ve …’na da velayeten babası … olduğu tespit edildiğinden kabulüne, 103.960,28 metrekare yüzölçümündeki ve tarla vasfındaki eski 220 yeni 284 ada 4 numaralı parselin tespitinin iptaline, eski 220 yeni 284 ada 4 numaralı parselin tespitteki hissesi esas alınarak tamamı 15360 hisse itibariyle … ve müşterekleri adına hüküm yerinde gösterilen hisseler ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine vekili ve davacı / müdahil … … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, zilyetlik araştırması yetersiz olup keşifte dinlenen kişilerin beyanlarının biribirinin kopyası şeklinde ve yoruma açık ve ayrıca duyuma dayalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davacı / müdahil … … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına aykırı olarak karar verildiğini, davalılardan … ‘ın mirasçıları lehine verilen hisselerin ayrı ayrı olarak iptaline karar verilmesi gerektiğini, tespit maliki olan … mirasçılarının taşınmazda her hangi bir kullanımlarının bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın tespitine esas alınan kayıtlar kapsamında kalıp kalmadığı, tamamının veya bir kısmının kayıtlar kapsamında kalmaması halinde tamamı taşınmazın tamamı veya bir kısmı üzerinde taraflar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 14, 17 ve 20 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Davacı / müdahil … … ve arkadaşları vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir.
Somut olayda, davacı / müdahil … … ve arkadaşları ilk derece mahkemesinin önceki tarihli kararını süresi içerisinde temyiz etmediklerinden hüküm aleyhlerine kesinleşmiş olup, son hükümle aleyhlerine yeni bir hukuki durum da yaratılmadığına göre, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davacı / müdahil … … ve arkadaşları vekilinin temyiz inceleme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı / müdahil … … ve arkadaşları vekilinin temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
Davacı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan ilk derece mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı / müdahil … … ve arkadaşlarına iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.