YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11720
KARAR NO : 2023/8261
KARAR TARİHİ : 11.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/235 Esas, 2017/61 Karar
KATILANLAR : …, …, …
SUÇTAN ZARAR GÖREN : …
SUÇLAR : Zimmet (sanık … hak.), görevi kötüye kullanma (her iki sanık hak.)
HÜKÜMLER : Zimmet suçundan mahkumiyet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, suçtan zarar gören vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2017 tarihli ve 2016/235 Esas, 2017/61 sayılı Kararının sanık … müdafii ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2016 tarihli ve 2016/3149 Esas numaralı iddianamesi ile sanık … hakkında açılan kamu davasında sadece görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulduğu ve diğer suçlardan hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, adı geçen sanık hakkında mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüş, sanık hakkında kovuşturma başladıktan sonra fakat yargılama aşamasında hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterip zararı giderdiği gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılmasına rağmen uygulamada yarı oranında indirim yapıldığının belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanık … müdafiinin müvekkili olan sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin hükme yönelik temyizinde hukuki yararı bulunmadığından, bahse konu suçtan kurulan ortadan kaldırma kararına yönelik temyiz hakkının olmadığı belirlenmiştir.
Suçtan zarar gören bakanlık vekilinin 15.06.2021 tarihli dilekçesinin aleyhe temyiz iradesi içermediği ve vekalet ücreti talebine yönelik olduğu, bu itibarla incelemenin sanık … müdafiinin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında bozma üzerine zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.10.2008 tarihli ve 2006/19906 Soruşturma, 2008/4527 Esas, 2008/319 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2012 tarihli ve 2008/265 Esas, 2012/186 sayılı Kararı ile sanığın yüklenen suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bahse konu karar sanık müdafiinin temyizi üzerine Dairemizin 02.05.2016 tarihli ve 2014/3598 Esas, 2016/4493 sayılı Kararı ile sair temyiz itirazları reddedilerek; sanığın savunmasında kendisinin aldığı daireleri kooperatif başkanı olmadan ve görevi ile bağlantısı bulunmadan haciz yolu ile aldığını söylemesi ve dosya kapsamından anılan dairenin akıbeti konusunda araştırma yapılmaması karşısında, ilgili tapu kayıtları getirtilip ve alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak dairenin sanığın zimmetinde olup olmadığının kesin olarak saptanması, şayet dairenin zimmetinde bulunmadığının belirlenmesi halinde ise suç tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü nazara alındığında, sanığın kooperatif hesabına intikal ettirmemek suretiyle zimmetine geçirdiği 4.180 TL paranın değerinin azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesi uyarınca cezasında indirim yapılması gerektiği gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2017 tarihli ve 2016/235 Esas, 2017/61 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci ve 249 uncu maddelerinin birinci fıkraları ve 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca 3 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii 24.02.2017 tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde S.S. … Konut Yapı Kooperatifi’nin yönetim kurulu başkanı olan sanığın, kooperatif ortakları tarafından şahsi hesabına gönderilen aidat ödemelerini kooperatif hesaplarına intikal ettirmemek suretiyle toplamda 4.180 TL parayı mal edindiği iddia ve kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nde yapılan sorgulamada; sanık hakkında benzer nitelikteki eylemlerinden dolayı aynı suçtan kamu davaları açıldığının anlaşılması karşısında, tüm mevcut davaların araştırılarak, derdest ise birleştirilmesini, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesini müteakip, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde, sanığa isnat edilen eylemlerden hangilerinin teselsül kapsamında kabul edildiğinin gerekçeleriyle birlikte açıklanıp karar yerinde gösterilmesi ile 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 61 inci maddeleri de nazara alınarak sanığa aynı Kanun’un 247 nci maddesi gereğince verilecek cezadan 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapıldıktan sonra, varsa kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşursa aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi durumunda ise ayrı cezalar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddelerindeki cezaların alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği, ayrıca mahkemece 19.04.2012 tarihli ilk kararda alt sınırdan uygulama yapıldığı ve bu uygulamanın Dairemizin 02.05.2016 tarihli ilamında bozma sebebi yapılmadığı gözetilmeden, gerekçe içeriğinde belirtilmeyen “sanığın benzer suçlardan mahkememiz dahil pek çok mahkemede devam eden yargılamaları ve geçmiş sabıkaları nazara alınarak cezaların alt sınırdan uzaklaşılıp tayini” denilmek suretiyle olayın oluş biçimine ve dosya içeriğine uygun düşmeyen, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle temel cezanın asgari haddin çok üzerinde belirlenmesi,
Zimmet miktarı olarak kabul edilen 4.180 TL paranın suç tarihi itibarıyla ekonomik koşullara ve paranın alım gücüne göre 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesi gereğince değer azlığı kapsamında kalması sebebiyle sanığın cezasından gerekçe gösterilmeden aleyhe olacak şekilde, en alt sınırdan, üçte bir oranında indirim yapılması,
Bozma öncesi kararda cezasından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılan, duruşma tutanaklarına yansımış olumsuz tutum ve davranışı bulunmayan sanık hakkında sadece madde metninde belirtilen bir kısım hususların tekrarı suretiyle yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmeyen … ve …’ın kamu davasına katılmalarına ve lehlerine vekalet ücreti takdirine olanak bulunmadığının gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık … müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2017 tarihli ve 2016/235 Esas, 2017/61 sayılı Kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.07.2023 tarihinde karar verildi.